Ana Sayfa « E-tarih.org    
 
   
İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NA DAMGASINI VURAN BAZI OLAYLAR
  Fort Eben Emael Operasyonu
  » Üst Konu
Ardennes’deki Truva Atı: Griffon(Greif) Operasyonu
2. Dünya Savaşı Sırasında Japon Hileleri
BİSMARCK
Fort Eben Emael Operasyonu
Jakov Djugashvili
Monte Cassino Savaşı:Alman Paraşütçülerinin Destanı
Sevinç Öpücüğü
SON KAMİKAZE SALDIRISI
Unternehmen Eiche (Meşe Operasyonu)
Yahudi Soykırımı

 
Fort Eben Emael Operasyonu
II. Dünya Savaşı boyunca pek çok farklı komando operasyonu vuku bulmuştur. Bu operasyonların en önemlilerinden biri de hiç şüphesi Almanlar’ın Belçika’yı istila planları gereğince ele geçirmeye çalıştıkları Fort Eben Emael Kalesi Operasyonu’dur.

O dönemde dünyanın belki de en sağlam müstahkem mevkii sayılan Fort Eben Emel Kalesi’ni 1200 tam techizatlı Belçikalı asker koruyordu. Bu kale Almanlar’ın geçiş güzergâhı üzerinde yer alan iki köprüyü kontrol ediliyordu ve Belçika’nın istilası gerçekleştirilmek isteniyorsa, bu köprüleri ve dolayısıyla da Fort Eben Emael Kalesi’ni almak elzemdi.

1200 tam techizatlı asker tarafından korunan kalenin tek yumuşak karnı tepesiydi. Ve Belçikalılar ne olduğunu anlamadan Alman Hava İndirme birliklerinin baskınıyla karşı karşıya kaldılar.

Buraya kadar herşey normal gözüküyor. Ancak bu olayı ilginç kılan şey, 1200 Belçika’lı askerin etkisiz hale getirilmesi operasyonunu sadece ve sadece 78 Alman askerinin üstlenmesiydi. Ve bu Alman askerleri yalnızca 6 kayıp vererek bu kaleyi 1200 kişinin elinden aldılar

İşte bu olayın içeriğini anlatan bazı resimleri ve yazıları sizlerle paylaşacağım inşallah.

Resimleri ben derledim. Yazı ise İbrahim Artuç’un "İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI" (Kastaş Yayınları) adlı 2 ciltlik eserinden alıntıdır.


FORT EBEN EMAEL OPERASYONU


... İlk indirme Belçika’ya yapılmıştı, hem de 500 kişilik az bir kuvvetle. Alman ilerleme mihveri üzerinde bir kirpi gibi duran çok iyi hazırlanmış Eben Emael Kalesi ile Albert Kanalı üzerindeki önemli iki köprü mutlaka ele geçirilmeliydi.


Batı cephesinde saldın başlangıç saati 05.30 olarak planlanmıştı. Bu saatten önce havalanan Ju-52 uçaklarının arkasına birer planör takılıydı. Saatler 05.30’u gösterdiğinde bunların sının aşmış olmaları gerekiyordu.

Ardından paraşütçüler yola çıktı, bunları taşıyan uçakların arkasında planör takılı olmadığı için daha hızlı yol alınıyordu. Böylece her iki grup aynı anda hedefe ulaşmış olacaktı. Havadan taşınan diğer birlikler planörle değil, doğrudan doğruya nakliye uçakları ile yere indirilecekti. Lahey-Rotterdam bölgesi için düşünülen bu uçaklar, iki kenti birbirine bağlayan karayoluna iniş yapacaklardı. Planörlerle taşınan, paraşütçüler ve havadan nakliye uçaklarıyla taşınan birlikler değişik hedefler Üzerine ineceklerdi. Böylesine bir hareket Alman savaş tarihinde ilk kez görülüyordu.

Bunların arkasından bombardıman uçaktan Stuka’lar Messerschmitt avcı uçakları da havalandılar. Sabahın soğuk sisinde sınırda bekleşen Alman askerleri, gerilerden Doğu’dan motor sesleri duydular, bu o güne dek hiç duymadıktan bir sesti, çünkü hiç bir zaman bu kadar çok sayıdaki uçak aynı anda uçuşa geçmemişti.

Sınırda bekleyen askerlerin gözleri saatlerdeydi, az sonra saat 05.30 olacak ve harekat başlayacaktı. Sabahın alaca karanlığında sayısız uçağın motorlarından çıkan dumanlar gökyüzünde beyaz çizgiler bırakırken yerde de tankların motorları çalıştırıldı. Ağır ve hafif toplar yol durumuna getirildi, piyadeler silah başı yaptı. Saat 05.30... harekat saati geldi çattı...

Artık gökyüzündeki homurtuları kimse işitmiyordu. Şimdi yerdeki gürültü her şeyi bastırıyordu. Bir anda başlayan topçu ateşi, tank motorlarının homurtusu ve zırhlı araçların palet şakırtıları, makineli tüfek ve el bombası seslerine kanamaktaydı. Alman planör grubunun hedefi olan Belçika’deki Albert Kanalı kıyısında dünyanın en mükemmel tabyası bulunuyordu.

Lüttich müstahkem mevkiine bağlı Eben Emael tabyasıydı bu. Kimse burayı alamaz deniyordu. En üst zırh kubbe çevreden 90 metre yüksekteydi. Mazgallarının ardında, zırhlı top kulelerinde 1.200 Belçikalı asker beklemekteydi. 42 top, 20 çift namlulu ağır makineli tüfek ve sayısız hafif makineli tüfek, tabyayı almak isteyen düşmana ölüm kusmaya hazırdı. Tabyanın her noktası, başka bir noktadan ateş altına alınabilmekteydi.

İlk planör çelik bir piste indi. Planörün kızaklarının çelik üzerindeki gıcırtısı kesilmeden dokuz piyade askeri büyük bir çeviklikle dışarı atlamışlardı bile. Birbiri ardından inen planörlerden çıkan tam teçhizattı piyade askerleri toplanmaya başladılar. Sayılan da çok değildi, toplam 78 kişiydiler. Ancak altlarında, dev bir zırhla korunmuş, ağır silahlarla donatılmış 1.200 Belçika askeri vardı. Almanlar tepelerine indiği halde muhafızlar bir şeyin farkına varmamışlardı. Barış içinde yaşayan Belçikalıların akıllarına getirecekleri şey miydi bu? Bu sırada saatler 05.32’yi gösteriyordu ve Alman tankları yoldaydı. Eğer harekat planının aksaması istenmiyorsa, tankların Maastricht ile Lüttich arasında Meuse ırmağını aşmaları gerekiyordu.

Fransız başkomutanı Gametin Alman saldırısı haberini almıştı. Saat 06.45 sularında Fransız birlikleri daha önce Belçika hükümeti ile kararlaştırılan ortak harekat planına göre kuzeye doğru Belçika sınırını aşarak yola çıktılar. Bu birlikler akşamdan önce Albert Kanalı’na ulaşacaklar ve Belçikalılarla birlikte Almanları bu geçilmez mevzilerde karşılayacaklardı.

Ama daha sabahın ilk saatinde ilk toplu patlayıcı madde demetleri tabya zırhlarında gedikler açmaya başladı. 78 Alman askeri kendilerinden çok daha güçlü Belçikalılara karşı saldırıya geçmişlerdi.

Üç saat sonra Alman öncü tankları, arkalarında istihkam birlikleri olduğu halde Lüttich yolundaki son engelleri aşmış, sınır tahkimatını yarmıştı. Artık Alman tanklarının karşısında Eben Emael ve dik kıyısıyla Albert Kanalı vardı.

Tabyanın tepesindeki 78 Alman askeri mazgallara açtıkları sürekli ateşle, karadan yaklaşmakta olan arkadaşlarını korumaya çalışıyorlardı. Tabya komutanı çevreyi sular altında bırakma emrini verdi. Almanlar istihkam birliklerini ileri yolladılar. Şişirme sandallarla göl haline gelmiş geniş arazide yola devam edildi, Albert Kanalı aşıldı.

Taarruzdan önceki gece karanlığında Eben Emael tabyası planörlerle taşınan hava indirme birliği tarafından etkisiz hale getirilirken, diğer yandan bu tabya tarafından korunan Albert su kanalı üzerindeki iki köprü de bir avuç gözü pek Alman paraşütçüsü tarafından ele geçirilmişti.

Avrupa’nın en sağlam tank engeli kabul edilen 70 metre genişliğindeki Albert su kanalı, tanınmış askerlerin en kuvvetli ordular karşısında bile en az iki hafta dayanır dedikleri meşhur su bendi taarruzdan 4 saat sonra aşılmıştı.

Belçika ordusu, Fransız ve İngiliz kuvvetleri yetişinceye kadar bulunduğu mevzilerde tutunmaya çalışıyordu ama, bu dayanılmaz sel önünde durmak mümkün değildi. Gerçi Alman taarruzu ile beraber Müttefik kuvvetleri de plan gereğince Belçika hududunu aşarak imdada koşacaklar ve Belçika ordusu ile ertesi günü birleşeceklerdi ama, onlar da sele kapılacaklardı...