Ana Sayfa « E-tarih.org    
 
   
SAVAŞA DAMGASINI VURAN KOMUTANLAR
  ALMANYA
      ERİCH VON MANSTEİN
  » Üst Konu
ERİCH VON MANSTEİN
ERWİN ROMMEL
GERD VON RUNDSTEDT
HEİNRİCH HİMMLER
HEİNZ GUDERİAN
HERMANN GOERİNG
Michael Wittmann

 
ERİCH VON MANSTEİN
ERİCH VON MANSTEİN (1887 – 1973)





Nazi Almanyası Silahlı Kuvvetlerinin en şöhretli generallerinden biri ve ömür boyu bir profesyonel askerdi. Kendisi Nazi Partisi üyesi olmadığı halde II. Dünya Savaşı sırasında Mareşalliğe kadar yükselmiştir. Von Manstein’ın, Fransa’nın işgali için düşündüğü plan daha sonra Sichelschnitt( Orak Darbesi ) olarak kabul edildi, daha sonra Doğu Cephesi’nde Kırım’daki ve Leningrad’daki birliklere komuta etti ve sonunda Güney Ordu Grubu’nun komutanlığına atandı.

Stalingrad’da Kızıl Ordu tarafından kuşatılmış olan Alman 6. Ordu’suyla temas sağlayabilmek için oluşturulan Don Ordu Grubu’nun komutanı olarak Kızıl Ordu kuşatmasına taarruz etmiştir. Kızıl Ordu’nun birkaç savunma hattını yarmış ancak, giderek sertleşen direniş karşısında taarruzu durdurmak zorunda kalmıştır.

İzleyen dönemde Manstein, modern savaş tarihinin en büyük zaferlerinden birine imza attı. Stalingrad zaferinin ivmesiyle ileri atılan Kızıl Ordu birliklerinin ikmal merkezlerinden fazlasıyla uzaklaşmış olmaları, kanat güvenliklerini ihmal etmeleri gibi zaaflardan yararlanan Manstein, Sovyet saldırısını durdurduğu gibi kendi karşı atağıyla Harkov’u ele geçirdi.

Her ne kadar Adolf Hitler’in Başkomutan olarak otoritesine itiraz etmese de birçok durumda, diğer generallerin önünde Hitler’le tartışmıştır. Normalde bu durum derhal görevden alınmayla son bulurdu ancak Manstein kendisini Hitler’in gözünde defalarca kanıtlamış bir generaldi. Sonunda,strateji konusunda Hitler’le düştüğü farklılıklar nedeniyle görevden alındı (1944). Savaş sonrasında, bir Nurnberg Mahkemesi tarafından savaş suçları işlemek suçundan 18 yıl hapse mahkum edildiyse de sağlık nedenleriyle 4 yıl sonra serbest bırakıldı. Daha sonra, Batı Alman hükümetine askeri danışman olarak yardımcı oldu ve Federal Ordunun (Bundeswehr) şekillendirilmesinde görev aldı.
Azledilmesinin ardından Manstein Breslav’daki bir göz kliniğine yattı ve Dresden yakınlarında iyileşmesini tamamladıktan sonra emekliye ayrıldı.

1944 Temmuzundaki Hitler’e Suikast girişimi ne katılmadı. Daha 1943’te Henning von Tresckow ve diğerleri onunla temasa geçmişti ancak o, değişimin gerekliliğine inanmakla beraber onlara katılmayı reddetti. O kendisini bir Prusya Mareşali olarak görüyordu ve "Prusya mareşalleri isyan etmez" prensibine bağlı kalıyordu. Ayrıca bir iç savaş çıkmasından da endişe ediyordu. Yine de tertipçilere katılmamakla birlikte onları ele de vermedi. Ocak 1945 sonlarında ailesini Leigniz’ten alarak batı Almanya’ya götürdü. İngiliz Mareşali Montgomery ye teslim oldu ve 23 Ağustos 1945’te İngiliz birlikleri tarafından tutuklandı.

İngilizler Manstein’ı savaş suçları iddiasıyla defalarca sorgulamışlardı. Sovyetler ise Manstein’ın S.S.C.B. de yargılanmasını istiyorlardı. İngiltere, biraz da Sovyetlerin baskısıyla Manstein’ı yargı önüne çıkardı. Savaş sırasında yayınladığı bir emirden dolayı 1949 yılında 18 yıl hapse mahkum edildi. İngiltere’de, Manstein’a sempati ile bakan birçok insan vardı ve bunların arasında Mareşal Montgomery ve Winston Churchill de vardı (Hatta Churchill de dahil olmak üzere bunlar Manstein’ın mahkeme masraflarını karşıladılar). Manstein taraftarları kararı şiddetle protesto edince ceza 12 yıla indirildi. Churchill mevcut hükümeti Sovyetleri memnun etmek için Manstein’ı mahkum etmekle itham etti. 1953’te sağlık nedenleriyle serbest bırakıldı.

Almanya Başbakanı Konrad Adenauer tarafından yeni kurulan Federal Orduya (Bundeswehr) danışmanlık yapmakla görevlendirildi. Anıları 1955’te Almanca olarak, 1958’de ise İngilizceye çevrilerek "Kayıp Zaferler" (Lost Victories) adıyla yayınlandı.Kitabında Manstein, eğer savaş stratejisini Hitler değil de generaller belirleseydi doğu cephesindeki savaşın kazanılacağını iddia etmiştir.

Haziran 1973’te Irschenhausen’de öldü. Askeri törenle gömüldü. 13 Haziran 1973 tarihli The Times onun için: "Onun gücü ve nüfuzu askerleri üzerinde kurduğu baskı ve otoriter tavırlardan değil, zekanın gücünden ve bilginin derinliğinden geliyordu" demiştir.