banner bilim
 
Ana Sayfa « E-tarih.org    
   
Genel Bir Bakış
Hz. Muhammedin İlme Verdiği Önem
Bilimin İslam Dünyasından Avrupaya Akış Yolları
Selçuklularda Bilim
Osmanlılarda Bilim
İslam dünyasında mimarlık

 
Ana Sayfa
 Takiyüddin Raşid ve Rasathane
Asıl adı Takiyeddin Mehmed bin Maruf’tur. İstanbul’un fethinden sonra ilk ve son kere gözlem (rasat) yapan bu kişi Mısır alimlerinden Şeyh Mehmed bin Maruf’un oğluydu. 1521’de Kahire’de(Şamda mı?!) doğdu. Mısır’da öğretim gördü ve oradaki medreselerde hocalık yaptı. 3. Murat zamanında İstanbul’a geldi. 1562’de Hoca Sadettin Efendi’nin yardımıyla müneccim başılığa atandı.O sırada Hoca Sadettin Efendi’nin yardımıyla Gürgani ziclerinin gözlemlere uygun olmadığı şeklinde bir istida verdi ve 1579 yılında devlet tarafından Tophane’nin üst tarafındaki tepede bir gözlemevi kuruldu.Takiyüddin bu rasatnhanede çalışırken Şeyhülislim Ahmed Şemseddin Efendi bu ilmi araştırmalar aleyhinde şikayşette bulundu ve rasathanenin bir gecede yıkılmasına yol açtı. Alim, 1585’te öldü.Matematik ve astronomiye ilişkin bir çok eseri vardır. Bunlar arasında ... Devamı

 İLHANLILAR DÖNEMİ (1256-1344)
İlhanlı devleti Cengiz Han’ın torunu Hulâgû Han tarafından kuruldu (1256). İlhanlı’nın Türkçesi ‘Büyük Kaanlı’ anlamındadır. Çünkü Kaan, Moğol Büyük Kaanı’na bağlı idi. Başkent Tebriz’di. 1258’de Bağdat’ı aldı ve Abbasi iktidarına son verdi. Ve de Anadolu Selçuklularına egemen oldular. Bu dönemde Orta Asya’dan Anadolu’ya yoğun Türkmen göçü yaşandı. Türkmenlerin çoğunluğu, 1295-1304 yılları arasında Şamanizm’den ve Budizm’den Müslümanlığa geçtiler. Bu dönemde de aynı mimarlık üslûbu varlığını sürdürdü. Meraga kentinde (Tebriz güneyinde) bulunan Hulâgû’nun kızının türbesinde (1260), Nahcıvan’da Mümine Hatun türbesinde, Sultaniye’de (Meraga’nın güneyinde) Muhammed Olcaytû Hüdâbende t&uum... Devamı

 Bilimin İslam Dünyasından Avrupaya Akış Yolları
8. ile 16. yüzyıl arasında yaşayan İslâm bilginleri tarafından ortaya konan eserlerin asılları ve Latince tercümeleri, 10. yüzyıl başlarından itibaren Avrupa’da müracaat edilen ilk kaynak eser olarak itibar edilmiştir... Bu eserlerdeki bilgilerden önce beslenen, bilahare de cesaret ve hız alan Avrupalı bilginlerin gayretleri sonucu, bilim ve bunun tatbikatı olan teknoloji, 17. yüzyıl başlarından itibaren hızla gelişerek bugünkü doruk noktasına ulaşabilmiştir...Müsteşrik ve bilim tarihçilerini bu görüşlere iten en büyük etken, 8. ile 16. yüzyıl arasında İslâm Dünyasında ortaya konan eserler ve faaliyet halinde bulunan bilim müesseselerinin sayıları ve niteliğidir.Bu durumda, 8. ile 16. yüzyıl arasında İslâm bilginleri tarafından yazılan eserlerin ve ilk defa İslâm Dünyasında görülen bilim müesseselerinin Avrupa’ya intikal (veya nakilleri) &o... Devamı

 Mimarlık
Selçukluların en çarpıcı etkisi, mimarlık alanında görülür. Başta kervansaraylar olmak üzere, birbiriden güzel o kadar çok medrese, türbe, kümbet, darüşşifa (hastane) ve camininin, savaş koşulları altında, o kadar kısa zamanda nasıl tamamlandığına şaşmamak elde değildir. Bugün bile Anadolu’nun kültürel mirasında, Selçuklu mimari eserleri Osmanlı eserlerine üstün görünür. batı’ya yönelik Osmanlı İmparatorluğu anadolu dışındaki ülkelerini imara çalışırken,İslam öncesiTürk, İran ve Küçük Asya (Roma) geleneklerinin özgün birer sentezi sayılabeilecek selçuklu anıtları, anadolu’nun Türkleşmesinde, Türk kimliği ya da kişiliği kazanmasında kalıcı izler bırakmıştır..(B.Güvenç, Türk Kimliği s:154) Hititler döneminde yalnızca orta ve güneydoğu Anadolu’da oluşturulan mek... Devamı

 Koca Sinan...
Şimdi gelelim Koca Sinan’a… Sinan, 1489 veya 1491 Kayseri – Ağırnas doğumludur. Ağırnas, o zamanlar bir Ermeni köyü idi. Sinan, bu köyden devşirildi. Sinan’ın asıl adını bilmiyoruz. Sinan devşirildiği zaman, normal devşirilme yaşı olan 13-14 yaşlarından daha büyüktü. Demek ki Sinan’da bir cevher gördüler ki yaşı büyük olmasına karşın devşirdiler. Mustafa Sai’nin kaleme aldığı ‘Tezkiret-ül Ebniye’ kitabına göre baba adı Abdülmennan’dır. Bu isim Tanrı’nın izni ile ihsan eden anlamındadır ki, o zamanlar, ihtida eden gayrimüslimlerin babalarına genelde konulan bir isimdi. Burada kimsenin anlatmadığı şeyleri söylemenin ne anlamı var diye düşünebilirsiniz. Ama, Hz. Mevlânâ’nın dediği gibi, ‘Cancağızım, artık yeni şeyler söylemek lâzım’. Kanımca, bir Hristiyanın ihtida ederek Müslüman olması n... Devamı