banner bilim
 
Ana Sayfa « E-tarih.org    
   
Genel Bir Bakış
Hz. Muhammedin İlme Verdiği Önem
Bilimin İslam Dünyasından Avrupaya Akış Yolları
Selçuklularda Bilim
Osmanlılarda Bilim
İslam dünyasında mimarlık

 
Ana Sayfa
 Mescid-i Nebevi Haricindeki Mescidler
Hz.Muhammed, Mescid-i Nebevî’ye ilim öğrenmek için gelenleri, Allah yolunda mücâhede edenlerle bir tutmuştur. Kısa süre sonra Mescid-i Nebevî ve Suffe ihtiyacı karşılayamaz duruma gelince Medine’de yeni eğitim mekanları faaliyete geçirilmiştir. Kaynaklar, onun sağlığında Mescid-i Nebevî’nin dışında Medine’de dokuz mescid daha bulunduğunu nakletmektedirler. Bu mescidlerde Hz. Peygamber sohbet yaptığı, namaz kılındığı gibi eğitim-öğretim faaliyetlerinin yürütüldüğü de muhakkaktır. Bunların çoğu kabile adları ile, bazıları da bulundukları mekanın adıyla anılırlar. İki Kıbleli Mescid (Mescidü’l-Kıbleteyn) gibi, bazı olaylar sebebiyle değişik isim alanlar da mevcuttur.İki kıbleli mescidin dışında, Evs kabilesinin Benî Abdüleşhel kolu tarafından inşa edilen “Benî Abdüleşhel Mescidi”, yine Evs’in bir kolu olan Benî Hâr... Devamı

 Selçuklularda Bilim
Büyük Selçuklular, kendilerinden önce var olan medreselerde öğretimi sürdürdüler, ama bununla yetinmediler. Vezir Nizamülmülk’ün öncülüğünde ve onun adını taşıyan yeni medreseler kurdular. Nizamiye medreselerinin ilki 1067’de Bağdat'ta açıldı. Daha sonra Isfahan, Rey, Merv(selçukluların başkenti), Belh, Herat, Basra, Musul gibi kentlerde yeni Nizamiye medreseleri kuruldu. Medrese sisteminde programlı ve belli bir yönteme dayanan eğitim ilk kez bu medreselerde verildi. Medreselerde din konularının yanı sıra matematik, felsefe, dil ve edebiyat gibi dersler de okutuluyordu ve medreselerde zengin kitaplıklar vardı. Medreselerin dışında da ülkenin çeşitli yerlerinde kurulmuş kitaplıklar bulunuyordu. Melikşah döneminde önce Isfahan'da, sonra Bağdat'ta birer gözlemevi kuruldu. Büyük Selçuklular Arapça'yı din ve bilim dili, Farsça... Devamı

 Kaynaklar Işığında Fatih Külliyesi Medreseleri
Fatih devrini ele alan kaynaklar, sonraki devir kaynaklarına nazaran daha az olmasının yanısıra genel olarak fütühat ve özellikle sırf Osmanlı veya İslam tarihini değil, dünya tarihini çok derinden ilgilendiren İstabul’un fethi üzerinde detaylı şekilde dururken onun umran, kültür ve eğitim sahalarında yaptığı işlere çok kısa yer ve genel bilgi vermektedir. Fatih devrinden 17. yy’ın ortalarına kadar yani iki yüzyıllık dönem içinde yazılan (basma veya yazma) Osmanlı tarihlerinden bu medreseler konusunda tesbit edebildiklerimizi, mümkün olduğu ölçüde ve tekrarlara mahal vermeden. kronolojik sıraya rialet ederek aşağıda vermeye çalışacağız. Fatih Külliyesi ve medreseleri ile ilgili bilgilerin temel kaynağı Fatih vakfiyesidir. Önce Arapça daha sonra Türkçe olarak düzenlenen bu vakfiyenin günümüze ulaşan on nüshası bulunmaktadı... Devamı

 Evrim Kuramı ve İbrahim Hakkı
Evrim kuramı, bilim ile teolojninin doğrudan çatıştığı bir alana ilişkin. Onunun bilimsel ayrıntısıyla ilgili olmayanlar için işin özü, maymun-insan ikilemi üzerine kuruludur. Oysa evrim kuramı çok daha derin ve kapsamlıdır. Üç milyar yıldan bu yana neler olup bittiğinin büyük bir açıklamasıdır. Evrim kuramı nedir?Evrenin ve onun çok çok küçük bir üyesi olan Dünya’nın ve onun üzerinde yaşayanların çok değişik zamanlarda değişik biçimlerde bugünkü aşamaya geldikleri düşüncesidir. Güneş Sistemi nasıl oluştu? Karalar ve denizler nasıl oluştu? Bitkiler ve hayvanlar nasıl oluştu? İnsanlar nasıl oluştu? Diyelim, 5 bin, 10 bin yıl, 100 bin yıl, 5 milyon yıl önce “bizimkiler” nemenem “varlıklardı”? Bugünkü Ali, Özge, Öykü, Cem... gibi miydi?Yoksa maymuna mı benziyordu? Umarım siz de ... Devamı

 Tıbb-ı Nebevi
Tarih boyunca insanla birlikte hastalık da bulunmuş ve bununla mücadele için tıp ilmi gelişmiştir. Cahiliye döneminde Hicaz’da Hâris b. Kelede gibi İran’da tahsil yapmış tabipler bulunmakla beraber, Araplar arasında yanlış ve bâtıl tıbbî telakkiler çok yaygındı. Mesela yılan sokmuş bir kimseyi zehirin vücuda yayılmaması için uyutmazlar; üstüne başına ziller takarlardı. Şaşılığı, hastayı değirmen taşına baktırarak tedavi etmeye çalışırlardı. Vebadan korunmak için merkep gibi anırırlar, hastaları kâhinlere götürürler, büyü yaparlardı. Tapınaklara kurban keserler ve bu suretle hastaların vücuduna girmiş şeytanların çıkacağına inanırlardı... Hz. Peygamber bu tür yanlış, bâtıl ve değeri olmayan, hurafelere dayalı anlayış ve tedavi usullerini kaldırdı. Tıbba yeni bir anlayış getirdi. Her hastalığın bir çaresi olduğunu bildirerek, tedavi yollar... Devamı