banner bilim
 
Ana Sayfa « E-tarih.org    
   
Genel Bir Bakış
  Avrupalıların İslam Bilimi Hakkındaki Düşünceleri
  İslam Bilimin Geçirdiği Aşamalar
  Müslümanların Bilim Tarihindeki Yeri

 
Genel Bir Bakış

Pek çok bilim tarihi kaynaklarında, bilimsel çalışmalar Batlamyus’dan sonra rönesans dönemine geçer, 2.yy’dan 16.yy’a atlanarak 14 yüzyıl kadar sürenin üzerine bir sünger çekilir.

Ancak bunun böyle olmadığı aşikardır:Bilginin bu süre içinde dokunulmadan korunması ve bilginin birdenbire 16. yüzyılda Rönesans’ta aniden ortaya çıkması imkansızdır.

Bir bölüm tarihci ise, İslam dünyasını, antik kültür hazinelerini koruyarak tekrar batıya nakleden “aracı” (postacı) hüviyetine sokar.Onlara göre Müslüman bilim adamları hiçbir katkı yapmamışlardır.Halbuki bilim literatürüne girmiş pek çok Arapça isim, tanım ve kavram vardır.Bu konuda yapılan bir diğer yanlışsa Müslüman bilim adamlarından söz ederlerken sürekli Arap diye bahsedilmesidir.Arapça bilim dilidir ancak bilim adamları Arap,Fars,Türk,Mısırlıların toplamından oluşuyordu.

İslam dünyasının ilk dönemlerinde bilimin gelişmesini etkileyen nedenler:

1- Yerleşik olmaktan çok, göçer bir yaşam tarzının olması konumbelirleme ve yön bulma bilgisini gerektirmesi,

2- Diğer inanç ve kültürlere hoşgörülü yaklaşımları, aynı topraklarüzerinde müslüman olmayan bilimcilerin özgür çalışma imkanıbulmaları,

3- Dini görevlerin (oruç, namaz, hac gibi) yerine getirilmesindezaman ve yön belirlenmesi için gök cisimlerinin gözlenmesi vekayıtlanması,

4- Dini düşünce doğrultusunda, “yaratılmış her şeyde Yaratıcı’nıngücünü” ortaya çıkarma ve gösterme isteği,

5- Yöneticilerin bilime değer vermeleri, maddi ve manevi destekleçalışmalara ön ayak olmaları.

İslam’da bilim çalışmalarının başlangıcında çeviriler vardır.Bu çevirilerde en önemli kaynaklardan birisi Aristocu görüşe sahip olan Nesturi hristiyanlarıdır.Nesturiler; Edesa, Kınıssirin (eğitim Yunanca),Nusaybin (dil, felsefe, doğa bilimler), Cundişapur (İran)’da yaşamaktaydılar.

İslamiyet öncesi Arap yarımadası gezgin grupların ve aşiretlerin yaşadığı bir bölgedir.Tarıma elverişsiz olması nedeni ile, geçim kaynağı kervanlarla sağlanıyor ve ticaret çok önem bir yer kaplıyordu. Bu nedenle bilime olan ilgi, ilk başlarda “zorunluluk”tan kaynaklanmıştır. Arap yarımadasında başlangıçta gelişmiş bilimsel bir etkinlik yoktu. Doğuda Hindistan, batıda İskenderiye Bizans, Suriye kuzeyde Persler köklü bilimsel faaliyetlere sahipti,Çin’den de bazı teknik bilgiler alınmıştır. Hint kültüründen etkilenmişlerdir.750 yılında İslamiyet Ortaasya’da Çin ve Hint sınırına kadar uzanmış,Bizansın pek çok eyaleti düşmüş,Kuzey Afrika ve İspanya’ya ulaşmıştır.Bu durumda bilimde ilerlemiş uygarlıklarla yapılan temaslar ve çeviriler sonucu bilimsel altyapı hazırlanmış ve daha sonra geliştirilmiştir.

Felsefe ve doğa bilimlerine ilişkin çalışmalarda Arapça kullanılmıştır. Edebi metinler için Türkçe ve Farsca kullanılmıştır.. Arapça 10 yy dan itibaren bilim ve felsefede klasik dil niteliğini kazanmıştır.slam medeniyetinin oluşmasında Arap’lar kadar İranlılar,Türkler, Mısırlılar ve İspanyolların da büyük payı vardır. Yanlış bir şekilde Arap medeniyeti olarak anılması, sadece arap dilinin kullanılmasından kaynaklanmaktadır.