banner bilim
 
Ana Sayfa « E-tarih.org    
   
Hz. Muhammedin İlme Verdiği Önem
  Tıbb-ı Nebevi
  » Üst Konu
Bedir Savaşında Esirlerin Serbest Bırakılması
Dârü`l-Erkâm
Hz. Muhammedin Yeniliklere Açık Oluşu
Mescid-i Nebevi Haricindeki Mescidler
Suffe
Tıbb-ı Nebevi

 
Tıbb-ı Nebevi

Tarih boyunca insanla birlikte hastalık da bulunmuş ve bununla mücadele için tıp ilmi gelişmiştir. Cahiliye döneminde Hicaz’da Hâris b. Kelede gibi İran’da tahsil yapmış tabipler bulunmakla beraber, Araplar arasında yanlış ve bâtıl tıbbî telakkiler çok yaygındı. Mesela yılan sokmuş bir kimseyi zehirin vücuda yayılmaması için uyutmazlar; üstüne başına ziller takarlardı. Şaşılığı, hastayı değirmen taşına baktırarak tedavi etmeye çalışırlardı. Vebadan korunmak için merkep gibi anırırlar, hastaları kâhinlere götürürler, büyü yaparlardı. Tapınaklara kurban keserler ve bu suretle hastaların vücuduna girmiş şeytanların çıkacağına inanırlardı...

Hz. Peygamber bu tür yanlış, bâtıl ve değeri olmayan, hurafelere dayalı anlayış ve tedavi usullerini kaldırdı. Tıbba yeni bir anlayış getirdi. Her hastalığın bir çaresi olduğunu bildirerek, tedavi yollarının araştırılmasını teşvik etmiştir. Tabip olmayanların hasta tedavi etmeleri halinde, hastaların uğrayacağı zararın onlara ödetilmesi gerektiğini bildirmiştir. Hasta olunduğunda uzman (hâzık) hekime müracaat etmeyi ve cahil tabiplerden yüz çevirmeyi tavsiye etmiştir. Bulaşıcı hastalıklara karşı korunmak, salgın hastalık bulunan mahalle girmemek, bu tür hastalığın bulunduğu yerden dışarı çıkmamak, vücut, el ve diş temizliğine dikkat etmek, ki, vefat etmeden önceki hastalığı esnasında bile diş temizliğine önem vermiş ve misvak kullanmayı ihmal etmemiştir,yiyecek ve çevre temizliğine önem vermek, yiyecek ve içeceklerde orta yolu korumak; yemekten önce ve sonra elleri yıkamak; hastalanınca tedavi olmak, hastalara çeşitli tedavi usulleri tarif ederek bir ilaç telakkisi oluşturmak, ilaç kullanmak, kan aldırmak... gibi hususlar Hz. Peygamber’in uyguladığı koruyucu ve tedavi edici tıbbî metodlardır.

Hz. Peygamber’in tıbba dair hadislerinin bir kısmı genel tıp konularına, bir kısmı koruyucu hekimliğe ve diğer bir kısmı da tedavi etmeye dair ilaç tariflerinden ibarettir. Bu hadislerin çoğu, o dönemde Arap Yarımadası’ndaki yanlış tıbbî uygulamaları düzeltmek ve tıbba yeni bir hüviyet kazandırmak gibi önemli bir rol oynamıştır. Ortaçağa hakim olan bir İslâm tıbbının doğmasına zemin teşkil etmiştir. Ebû Bekir Râzî ve İbn Sînâ ile bunlardan sonra gelen meşhur tabiplerin bilimsel açıklamalarının en başta gelen kaynakları Kur’an-ı Kerim’in tıp ile alakalı ayetleri ile Hz. Peygamber’in aynı konudaki hadisleridir.

 Hz.Peygamber(s.a.s.)’in sağlık politikası ve konuya gösterdiği ihtimam, İslâm toplumunda tıbbın gelişmesinin en önemli âmili olmuştur. Tabip olarak adlandırılan pek çok âlime rastlamaktayız. İslâm tıp tarihi en geniş araştırma alanlarından biri olabilir. Ne­bevî tıp ile ilgili hadisler, daha başlangıçtan itibaren bütün âlimlerin, özellikle muhaddislerin dikkatini çekmiştir. Onlar, bu konudaki rivayetleri toplayıp tasnif etmeye özel bir gayret göstermişlerdir. Kütüb-i Sitte olarak bilinen altı meşhur hadis kitabının müellifleri arasında Tıbb-ı Nebevî’ye müstakil kitap veya bablar ayıranlar vardır. Buhârî, meşhur eserinde "Kitâbu’t-tıb" ve "Kitabu’l-merdâ" başlığı altında iki müstakil bölüm meydana getirmiştir. Ebu Dâvud "Kitabu’t-tıb’"ı ayrıca teşekkül ettirmiştir Tirmizî, aynı zamanda Cami’ olarak adlandırılan eserinde tıp bölümüne yer vermiştir . İbn Mace de eserinde tıp konularından müstağni kalmamıştır. İmam Müslim ve Nesâî gibi müellifler, tıp konusuna müstakil bir kitap veya bâb ayırmamışlarsa da, tıpla ilgili hadislere çeşitli vesilelerle yer vermişlerdir. 

Yine ilk dönem eserlerinden olan müsnedlerde tıp ile ilgili rivayetler -bu eserlerin karakteri icabı- dağınık bir şekilde yer almaktadır. Meselâ, Ebu Dâvud Tayalisî (204/819)’nin Müsned’inin müretteb şeklinde tıp kitabı müstakil bir bölüm halindedir. Ahmed b.Hanbel (240/854)’in Müsned’i de pek çok tıbbî hadis ihtiva eder. Kütüb-i-Sitte öncesi dönemin eserlerinden olan İmam Malik (179/795)’in Muvattaı ve Abdurrezzak b.Hemmam (210/825)’ın Musannef’inde tıbbî konuları ihtiva eden pek çok hadis ile, dağınık da olsa ilgili bablara rastlama imkânına sahibiz.

Daha sonraki dönemlerde meydana geti­rilen hadis kitaplarında da tıp konusunun ihmal edilmediğini görmekteyiz. Bagavî (516/1122)’ nin Şerhus-Sünne’sinde Kitabu’t-tıp müstakil bir bölüm halindedir. İbnu’1-Esîr (606/1209), hacimli eseri Câmi’u’l-Usul’de Kitabu’t-tıbba yer vermiştir. Heysemî (807/1404)’nin Mecmau’z-zevâid’inde, Kitabu’t-tıp yer almaktadır . Yine bir zevâid kitabı olan İbn Hacer Askalânî (852/1448)’nin Metâlibu’l-âliye isimli eserinde Kitabu’t-tıp müstakil bir yer tutar(26). Nihayet, daha da muahhar bir dönemin eseri olan Kenzu’l-l Ummâl’de, Kitabu’t-tıbba ayrılan bölümlerde müellif 508 hadisi bir araya getirmiş bulunmaktadır

Bunların dışında ayrıca "Tıbb-ı Nebevî" adı altında müstakil eserler kaleme alınmıştır.