banner bilim
 
Ana Sayfa « E-tarih.org    
   
Bilimin İslam Dünyasından Avrupaya Akış Yolları
  Sicilya
  » Üst Konu
Avrupalı Mütercimler
Endülüs
Haçlı Seferleri
Hristiyan Ailelerin Müslüman Ailelerle Akrabalık Kurması
İslam Ülkelerine Yapılan Seyahatler
Sicilya

 
Sicilya
Müslümanlar, Sicilya’yı 827 yılında fethe girişmişler, 878 yılında da adanın tamamına egemen olmuşlardır. Sicilya, 1092 yılına kadar iki yüz yıldan fazla bir zaman, kısmen veya tamamen Müslümanların elinde kalmıştır. Bu sürede, Sicilya’da Doğu İslâm bilim ve kültürü köklü bir tesir bırakmıştır. Latince (Bu dilin halk arasında konuşulan şekli olan İtalyanca), Yunanca ve Arapça Ada’da konuşulan diller arasında idi. Arapça eserlerden yapılan tercümelerin her geçen yıl hızlanması sonucu Ada’nın tama¬mında yaygınlaşmıştır...
Nihayet, Sicilya’da Müslümanların yerini alan Norman Hanedanı, 13. yüzyıla kadar tamamıyla İslamlaşmış bir memleket üzerinde hüküm sürdü. Norman Hanedanının en parlak devrini teşkil eden Roger II (1101 – 1154)’nın hüküm sürdüğü yıllarda İslam ve Hıristiyan Dinî arasında tefrik yapabilmekte müşkülat çekiliyordu. Saray adamlarının bildikleri diller arasında Arapça daha yaygın idi.
Müslümanların vazettikleri medenî hukuk memleketin ihtiyaçlarını o derece karşılamıştı ki, Normanlar onları hiç değiştirmeden tatbik etmekte devam ettiler.
İslâm ülkelerindeki, medreseler esas alınarak kurulan bilim ve sanat akademileri bütün milletlere açıktı. Bu sebeple çeşitli milletlere mensup bilginler bir araya gelmişlerdir.
Norman Hanedanının iktidardan düşmesi, Müslüman tesirlerine son vermedi. Sicilya Kralı ve aynı zamanda Almanya İmparatoru olan Frederic II’nin (1194–1250) saltanat senelerinde Palermo Sarayı, daha çok müslüman sarayına benziyordu.
Bu geniş düşünceli ve cesaretli İmparator, 1224 sene¬sinde kendi eliyle kurduğu Napoli Üniverstesi için pek çok Arapça elyazma (manüskri) kitap toplatmış ve tercüme et¬tirmiştir. Bunlardan çıkarılan birer kopyayı Paris ve Polanya’ya gönderdi. Böylece İslâm bilim ve kültürü Avrupa’nın merkezlerine kadar intikal etmiş oldu.
Maiyetinde Müslüman vezirlerini, hukukçularını ve su¬bayları/n bulunduran bu hükümdar, İslâm Dünyasının en şöhretli bilginleriyle daima temas halinde idi.  Endülüs bilginlerinden İbn-i  Bab ile karşılıklı yazdıkları mektuplar günümüze kadar gelmiştir.
Frederic II, Hıristiyan şairleri olduğu kadar Müslüman şairleri de himaye ediyordu. Palermo Sarayının halk şair¬leri, Müslüman halk şairlerinden örneklerle, İtalyan şairinin esasını teşkil eden Sicilya şiirini meydana getirdiler.