Ana Sayfa  
 
 
  Fıkralar    
  Timurun Hadiyesi Tam İki Arşın  
  Hocanın Akçe Hesabı Şakadan Hoşlanmam...  
  On akçelik peştemal Yas Tutuyorlar  
  Aklın Varsa Göle Koş Secdeye Varırsa?  
  Abdestsiz Zıkkımın Kökünü Yer  
  Mum Ateşiyle Pişen Yemek Zıkkımın Kökünü Yer  
  Nezleyimde... Kırdıktan Sonra Dövmenin Faydası Yok  
  Yemeğin buğusuna, akçenin sesi O Bizden Daha Kirli  
  İnşallah Benim Hatun! Biraz Daha Gideyim mi?  
  Bizim Tekir Nerede? Zıkkımın Kökünü Yer  
  Kapıya Sahip Olmuş Ne Dediysem O  
  Hoca'nın Eşeği Pazarda Bildiği  
  Kaybolan Ayaklar Sağlıkla Giy  
  Yarasaydı, sahibine yarardı Hoca ile Hakim  
  Kime İtimat Adam Olmak  
  Ne Tarafa Döneyim Hatim  
  Ayın Değeri Davetiye  
  Benden Yana mısın? Ayıdan Yana mı? Çaresi  
  Benim ne yediğimi niçin sormazsınız Farz  
  Allah Biliyor Bulgur  
  Balık başı Ölü  
  Haddini Bil Dert Çekme  
  Bana Ne Ad Koyarlardı? Ayva İle İncir  
  Kazın Ayağı Cennet  
  İsabet Dört Ayaklı Ördek  
 


Farz

Nasreddin Hoca'nın evine bir gün üç molla misafirliğe gelir.

Üçü de birbirinden obur şeylermiş. Hoca ne yemek çıkarmışsa silip süpürmüşler. O kadar ki sahanlarda yemek bitince, bunu da "sünnettir" diye ekmekle iyice sıyırırlarmış. Bu sırada odaya Hoca'nın oğlu girmiş. Mollalar Hoca'yı memnun etmek için:
- Aman ne güzel çocuk...Adı ne bunun?” diye sormuşlar.
Hoca:
- “Adı Farzdır,” demiş. Mollalar şaşırıp birbirlerine bakmışlar:
- “Bu ne biçim isim Hoca Efendi? demişler. Şimdiye kadar böyle bir isim hiç duymamıştık.” Hoca hemen taşı gediğine koymuş:
- “Ya, sünnet diyeyim de onu da mı yiyin? “

Beni Yukarı Götür