Ana Sayfa « E-tarih.org    
   
Kölelik Cariyelik
  Osmanlı Padişahlarının karı-koca hayatı yaşadıkları cariyelerden ikballer kimlerdir?
  » Üst Konu
Kölelik ve cariyelik kavramları
Kölelik ve cariyeliği ilk defa İslâm Hukuku mu vaz’ etmiş ve daha önce yokken yeni mi ortaya koymuştur?
İslâmiyet neden köleliği birden bire ortadan kaldırmadı?
İslâmiyet kölelikle ilgili yeni olarak ne getirmiştir?
İslâm Hukukunda cariyelerin hukukî statüleri nelerdir? Efendiler cariyeleri ile karı koca hayatı yaşayabilirler mi?
Hizmetçi statüsündeki cariyeler ne demektir? Bunlarla karı-koca ilişkisi mümkün değil midir?
Osmanlı Padişahlarının eşleri sayılan cariyelerden kadın efendiler kimlerdir?
Osmanlı Padişahlarının karı-koca hayatı yaşadıkları cariyelerden ikballer kimlerdir?
Hadımlık dinen caiz midir? Osmanlı Padişahları zorla insanları hadım ettirmiş midir? Hadımlar, Osmanlı haremindeki kadınlarla içli dışlı mıydılar?

 
Osmanlı Padişahlarının karı-koca hayatı yaşadıkları cariyelerden ikballer kimlerdir?

İkballer, Padişahların beraber karı-koca hayatı yaşadıkları ve ancak genellikle çocuk sahibi olmadıkları cariyelerdir ki, bunlara ikbal adı verilmiştir. Bazan çocuk sahibi olur olmaz Kadın Efendiliğe yükselmişlerdir. II. Mahmûd’un ikbali Pertevniyal Sultân gibi. Bazan da çocuk sahibi olmalarına rağmen, kadın unvanını hemen almamışlar ve ikbal olarak kalmışlardır. Abdülmecid’in Baş İkbali Nâlândil Hanım gibi.

 

Evvela şunu hatırlatmak icabeder ki, ikbal müessesesi, Osmanlı Tarihinde II. Mustafa ile başlamaktadır ve ilk ikbâlin ismi de Şahin Fatma Hanım’dır. Bundan sonra III. Ahmed’in 1, I. Mahmûd’un 4, III. Mustafa’nın 1, III. Selim’in 1, II. Mahmûd"un 4, Abdülmecid’in 6 ve II. Abdülhamid’in 4 ikbali tesbit edilebilmiştir.

İkballer, Padişah’ın kadınefendilerden sonra gelen ve karı-koca münasebetinde bulunduğu cariyelerdir. Eğer Padişah, biraz sonra açıklayacağımız has odalık, peyk veya gözde tabir edilen cariyeler ile münâsebette bulunur, bunlar gebe kalırlar ve sonradan da çırağ edilmezlerse, adı geçen cariyelere ikbâl adı verilir. Birden fazla olmaları halinde sırasıyla baş ikbal, ikinci ikbal, üçüncü ikbal ve dördüncü ikbal adlarıyla anılırlardı. Sayıları aynı anda dördü geçmemiştir. Zaten biraz evvel gördüğümüz gibi, ikbal meselesi, XVII. yüzyıl sonunda, duraklama ve gerileme devri padişahlarının tahta çıktıktan sonra aldıkları kadınlar olarak başlamış ve XIX. yüzyılda ise Harem’in itibarlı kadınları arasında yerlerini almışlardır. I. Abdülhamid’e kadar hususî daireleri olmayan ikballer için, I. Abdülhamid, Topkapı Sarayı’nda Gözdeler-İkballer Dairesini inşâ ettirmiştir. Kadın E-fendiler ile ikballerin en önemli özelliği, Padişah’ın vefatından sonra da statülerini koruyabilmeleridir.

İkballer, Kadın Efendilerin ölüm, boşanma ve benzeri sebeplerle Padişah’dan ayrılmaları ile terfi1 ederler. Yani Padişahın kadınlarından birisi vefat eder veya gözden düşüp Eski Saray’a gönderilirse, ikballerden biri ve genellikle Baş İkbal onun yerine geçerek Kadın Efendi unvanını alırlardı. Mesela II. Mahmûd’un ikinci ikbaü iken Abdülaziz’i doğuran Pertevniyal Sultân, hemen beşinci Kadın Efendiliğe yükselmiştir. İkballer arasında Padişahların kadınlarından fazla sevdikleri de vardır. II. Abdülhamid’in sonradan dördüncü kadınlığa yükselen Baş İkbali Müşfika Kadın Eefendi gibi. İkballer de, kışın kürkle kaplı elbise giymek hakkına sahiptirler.

İkballerin hususî maiyyetleri vardı ve hizmetlerine tahsis edilen cariyeleri bulunmaktaydı.

 

Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi, nr. D. 8218; D. 9988;

Uluçay, Osmanlı Saraylarında Harem Hayatının İç Yüzü, sh. 123-125; Harem II, sh. 38; Padişahların Kadınları ve Kızları, sh. 124;

Öztuna, Devletler ve Hanedanlar, c. II, sh. 901-902;

Sertoğlu, Osmanlı Tarih Lügati, sh. 121;

Mehmed Süreyya, Slcill-i Osmânî, c. I, sh. 27.

Kaynak: Prof.Dr. Ahmet AKGÜNDÜZ - Sorularla Osmanlı