makaleler

Ana Sayfa
Biyografiler Tarih Sözlüğü Haberler Makaleler Görüş ve Önerileriniz Kütüphane Linkler Arama Kaynakça

Silahlar Sorularla Osmanlı Tarihi Eserler Tablolar Osmanlıca Sözlük
Cesur insanlar için, savaşın sunduğu ödüller özgürlük ve şandır   Sparta'lı Lycurgus

  Makaleler  
En son eklenen 10 Makale


Kıbrıs'ta ele geçen İncil'e ne oldu ?


İngilizce nasıl dünya dili oldu ? -2


İngilizce nasıl dünya dili oldu ?


Dünya dili İngiizce nasıl doğdu ?


TEK RAKİBİ HAVA YOLLARI BURT MUNRO


Kalem, kelam ve kılıç imparatoru


Tarihin akışı değiştirilebilir mi?


Oturulabilir şehir Ve Türk Vakıf Sistemi


FARABİ ÜNİVERSİTESİ ŞARKİYAT FAKÜLTESİ DOĞU TOPLUMLARINDA GEÇİŞ DÖNEMLERİNDE KÜLTÜREL VE TARİHİ SÜREÇLER MİLLETLER ARASI KONFERANSI


YAKIN DÖNEM TARİHİ METODOLOJİSİ


Toplam Makale Sayısı 2058
 
Ben de Makale Eklemek İstiyorum
E-Tarih.org
farkedermi@Web


 
Charles Robert Darwin
Tarihten bir yaprak
İrfan Özfatura
irfan.ozfatura@tg.com.tr
Charles, durgun bir çocuktur ama annesini kaybettikten sonra iyice donuklaşır. Derslerini anlamakta zorlandığından olacak günboyu farelerle köpeklerle oyalanır. Gelgelelim avcılığa çok meraklıdır ve birşeyleri toplayıp biriktirmekten zevk alır. Mesela kuş vurup, saman doldurmaya bayılır.
Küçük Charles'ın iki derdi vardır. Birincisi Yahudidir ve kendini gizlemek zorundadır. İkincisi çıkık alnından, iri burnundan ve şekilsiz dişlerinden bizardır. Hoş, herkes taşbebek gibi olmak zorunda değildir ama arkadaşlarının "Maymun Charles" diye çağırmalarına çok alınır.
Babası onun din adamı olmasını çok arzular ama Charles'ın hahamlıkla filan işi olmaz. Gençlik yıllarında haşarı arkadaşları ile gezip tozar, keyfine bakar. Hatta önüne Cambridge'de okumak gibi bir fırsat çıkmasına rağmen o kumarhaneleri turlar. Babası satar, savar, borç yapar, onu son bir gayretle Edinburg Tıp Fakültesine yollar. Ancak Charles okuldan ziyade hayvanat bahçesine takılır, sabahtan akşama kadar maymunlara fıstık atar. Dersleri tekleyince kapının önüne koyarlar.

Uydur uydur söyle
Darwin hayal gücü yüksek biridir, ayaküstü teori üretebilir. Anlamadığı konularda bile saatlerce konuşabilir ve "şöyle olaydı böyle mi olurdu" gibilerinden alakasız cümleler kurabilir.
Darwin uzun yıllar eli cebinde dolandıktan sonra Pasifik Adalarında araştırma yapan bir heyete katılır. Burada üç beş tane renkli kertenkele görünce nesli kesilmiş canlılarla, yaşayanlar arasında bir münasebet kurmaya kalkışır. Teorinin ayakları yere basmaz ama işini ciddiye alır, dersine iyi çalışır. Tam 20 yıl boyunca tezine uyacak malzeme araştırır. Evet, şüphe içindedir ve kendini kandırdığının farkındadır. Nitekim dostlarına yazdığı mektuplarda (mesela Dr Bertham'a) "bu işe neden girdim bilmem, teferruata indikçe tek türün bile evrim geçirmediğini görüyorum" der. Yine Asa Grey'e "umutsuzum! Çıkmaz bir sokakta dikiliyorum. Sanırım, her türün yaratılış maksadı var. Evrimmiş! Buna kim inanır ki?" diye yazar.
Şimdi Sezar'ın hakkı Sezar'a. Her ne kadar fikirlerine katılmasak da o bir araştırıcıdır. Nitekim canlıların gözlerindeki muhteşem ahengi yakalar. Dostlarına "ah bu gözler yok mu" diye dert yanar, "beni teorimden soğuttular." Zaman zaman "acaba ömrümü bir fantezi uğruna mı harcıyorum" diye düşünse de korka korka kitabını yayınlar.

Mal bulmuş gibi...
Darwin, kitabının tepki göreceğini, bilim adamlarının üzerine yürüyeceğini sanır ama materyalistler bu köksüz teoriye mal bulmuş gibi atlarlar. Onu alelacele kürsülere çıkarır, çılgınca alkışlarlar. Gazeteciler (özellikle London Times) meccane bezirganlığını yapar, Kraliyet Cemiyeti allı pullu madalyalar sunar. Darwin zaman zaman hadiseye dışarıdan bakmaya çalışır ve bu suni ilgiden sıkılmaya başlar. Hatta dostu Hooker'e "başımı döndürüyorlar ama mütevazı olmalıyım" diye dert yanar.
İş öyle bir noktaya gelir ki bu saaten sonra geri adım atacak hali kalmaz. Şakşakçılarına gülücükler dağıtır, hayranlarına şirin görünmeye bakar. Ama samimi dostlarıyla başbaşa kaldığında içini açar "ben Allah fikrini çürütmek için yola çıkarken aklıma değil hislerime uydum. İnsanın basit varlıklardan türediğini savunmakta zorlanmadım ama çok gerileri hatırlayan ve çok ilerilere bakabilen zihni melekeleri bir yere oturtamadım. İnanın, henüz hiçbir şeye ışık tutamadım ve teori, başladığım yerde duruyor. Bazen düşünüyorum da, yıllarımı harcayıp ortaya çılgınca bir şey koyuyorum. Sonra insanların buna inanmasını istiyorum" der ve "söyleyin bana, sapık mıyım neyim" diye sorar.
Darwin ileri yaşlarında bile çocukluk takıntılarını aşamaz. Mesela Lyell'a yazdığı mektupta "(haşa) tabiatta düzen olsa bu çirkin burnun yüzümde işi ne" diye isyan ettiğine göre aşağılık kompleksinden kurtulabilmiş değildir.

Şapkadaki tavşan
Darwin acabalarından kurtulamaz ama Siyonist Medya ve Marksist militanlar teoriyi "ispatlanmış kanunlar" gibi sunmayı başarırlar. Bu arada ressamlar hayal güçlerini konuşturur, milletin gözünü boyarlar. Malum cephenin çıkardığı ansiklopediler münkirlere destek olur, demirpedenin dinsiz ülkeleri eğitim sistemlerinde bu nazariyeye geniş yer ayırırlar. Ancak ilim adamları asılsız hipotezleri bir bir çürütür "türlerin kökeni" adlı kitabın bir "zanlar yumağı" olduğunu ispatlarlar.
Gelgelelim Darwinciler pes etmez, hatta yeni yeni cepheler açarlar. Sosyal Darwinistler söz konusu nazariyeden "güçlü olan kalır, zayıf olan ezilir" gibi bir netice çıkarırlar ki, insanlığın başına dert olan Faşistler hareket noktasını buradan alırlar. Kapitalistler aynı sözü "büyük balık, küçük balığı yutmalı" gibi anlarken, Marksistler sınıf mücadelesine hisse çıkarırlar.
Hasılı Darwinizm bütün batılların işine yarar. Lakin yıllar teorinin aleyhine işler. Antropologlar söylenenlere güler geçer, moleküler biyoloji tartışmaya nokta koyar. Çürük faraziyeyi el birliği ile kaldırıp çöpe atarlar.
 
 
 
Yorumlar
Yorum Ekle  
 
 
Sitemiz bilgilendirme amaçlıdır, kesinlikle ticari bir amaç gütmemektedir.
Bu sayfa En iyi 1024x768 boyutlarında Görüntülenmektedir. E-Tarih.org - Farkedermi@WebTeam