makaleler

Ana Sayfa
Biyografiler Tarih Sözlüğü Haberler Makaleler Görüş ve Önerileriniz Kütüphane Linkler Arama Kaynakça

Silahlar Sorularla Osmanlı Tarihi Eserler Tablolar Osmanlıca Sözlük
Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve çöküş vardır. Her ilerleyişin ve kurtuluşun anası hürriyettir.   Mustafa Kemal Atatürk

  Makaleler  
En son eklenen 10 Makale


Kıbrıs'ta ele geçen İncil'e ne oldu ?


İngilizce nasıl dünya dili oldu ? -2


İngilizce nasıl dünya dili oldu ?


Dünya dili İngiizce nasıl doğdu ?


TEK RAKİBİ HAVA YOLLARI BURT MUNRO


Kalem, kelam ve kılıç imparatoru


Tarihin akışı değiştirilebilir mi?


Oturulabilir şehir Ve Türk Vakıf Sistemi


FARABİ ÜNİVERSİTESİ ŞARKİYAT FAKÜLTESİ DOĞU TOPLUMLARINDA GEÇİŞ DÖNEMLERİNDE KÜLTÜREL VE TARİHİ SÜREÇLER MİLLETLER ARASI KONFERANSI


YAKIN DÖNEM TARİHİ METODOLOJİSİ


Toplam Makale Sayısı 2054
 
Ben de Makale Eklemek İstiyorum
E-Tarih.org
farkedermi@Web


 
Yorulmak bilmeyen adam Mazhar Osman Uzman
Tarihten bir yaprak
İrfan Özfatura
irfan.ozfatura@tg.com.tr
Osmanlının Almanya ve İngiltere gibi sanayileşebilmesi için sükunete ihtiyacı vardır ancak gel-geç hevesli İttihatçılar akıl almaz bir maceraya kalkışır, tarihe ad yazdırmak hevesiyle harbe bulaşırlar. Mazhar, bu milletin savaşacak hali olmadığını iyi bilir ama kimseye anlatamaz. Ortalık karışınca onu Lüleburgaz'a yollarlar. Ancak daha Sirkeci'den trene binmeden, ordumuz dağılır, Bulgarı Çatalca'da zor durdururlar. Manzara anlatılacak gibi değildir. Sahipsizlik, başıbozukluk diz boyudur, subaylar panikler, acemi erler ne yapacaklarını şaşırırlar. Gariban Anadolu çocukları birikinti sularını yudumlar, at leşleriyle karın doyururlar. Yaralıları karga-tulumba trenlere atar, Çatalca'ya ulaştırırlar. Mazhar Osman bir hekim olarak onlara sıcak bir çorba, berrak bir çay verememenin burukluğunu yaşar. Bir ara ishal vakaları sıklaşır. Mazhar bunların "kolera" olabileceği hususunda yırtınır ama amirleri rütbe basar, "hayır dizanteri" der, mevzuyu kapatırlar. Vakaların kolera olduğunu anladıklarında pişman olurlar ama neye yarar? Nice fidan boylu çocuk tek fişek atamadan erir, abdesthane köşelerinde kıvranırlar. Kolera öylesine yayılır ki Bulgarlar rahatlıkla aşacakları savunma hatlarından uzaklaşır, bizi derdimizle başbaşa bırakırlar.

Asabiye neye yarar?
Derken akıl olmaz bir şey olur. İttihatçılar, Akliye Asabiye bölümünü, Nisaiye (kadın doğum) gibi değerlendirir "kapatılsın! Askere yaramaz" buyururlar! Halbuki Asabiye servisine en fazla lüzum olduğu günlerdir, zira Cihan Harbi çıkmış ve Enver, Cemal, Talat üçlüsü Almanların tatlı hatırı için sonu belirsiz bir serüvene atılmışlardır...
İttihatçılar mitralyözlü mevzilere süngü hücumuna kalkar, insan kaybını ciddiye almazlar. Mazhar, Haydarpaşa Hastahanesinde canla başla çalışır. Cepheye indiği gün vurulan acemi erlerin tedavileri ile uğraşır. Askerlerin alayı bitlenir, hatta hekimler bile tifüse yakalanır. Bunlardan biri de Mazhar'dır.
Savaş bütün acımasızlığı ile sürerken ayak kaydırmaca, alkış, iltimas ve yalakalık artar. Mazhar Osman gördüğü bütün aksaklıkları İstanbul Seririyatına yazar, bir nevi safra atar.
Yıllar geçer onu Toptaşı Bimarhanesi'ne yollarlar. Mazhar Osman bunu nicedir arzulamaktadır, vazifeye hızlı başlar güvendiği asistanlarını yanına alıp, kolları sıvar. Pislikten geçilmeyen binayı baştan ayağa yıkar, boya badana yaparlar. Yıllardan sonra ilk kez temiz çarşaf ayarlar, bitli yatakları dışarı atarlar. Mecnun diye itilen insanlar ilk kez ısınır ve ilk kez doyarlar. O günlerde cüzzamlılar başlarına buyruk yaşar, gözden ırak semtlerde hayvan besleyip yaralı elleri ile süt sağarlar. Mazhar Osman onları toplar ve önlerine mütevazı da olsa bir kumanya koyar. Ancak Valide Camii'nin yanıbaşına ilişen daracık medrese eskisinde bu kadar olur, bimarhanenin şeraiti sıhhıyesi bundan fazlasına imkan tanımaz. Halbuki düzgün bir bina mesela Darülaceze'yi verecek olsalar neler yapılmaz. Oradaki yaşlılara da bakmaya hazırdır ama olmaz.

Hayaller gerçek olunca...
İşte tam o günlerde Bakırköy İncirli arasında eski bir süvari kışlası olan metruk Reşadiye kışlasını gösterir "ne dersin" buyururlar. Ne desin? Körün aradığı bir göz, önüne 1100 dönümlük bir arazi koyarlar.
Mazhar Osman birileri "dağ başı" dese de kışlayı çok sever ve derhal çalışmaya başlar. Zira yağmacılar metruk binaları dağıtır, kiremitleri bile kapışırlar. Soğuk ve yağışa rağmen pavyonları elden geçirip sağlam hastaları taşırlar. Sirkeci'den Bakırköy'e kadar trenle gelir, dar ve kaygan yolları öküz arabalarıyla aşarlar. Zuhuratbaba civarında enteresan bir konvoy uzar, mecnunlar bağırır çağırır, kimi uygun adım yürür, kimi kumandan gibi selama durur. Böylece İstanbul Emraz-ı Akliye ve Asabiye Hastanesi kurulur. (1926)
Mazhar Osman hasta kaynayan ve çil çil altın kazandıran muayenehanesini unutur, evine günlerce uğramaz. Güçlü kuvvetli ve laftan anlayan hastalara kanal kazdırır, duvar yaptırır. Kimi taş kırar, kimi sebze soyar. Temizliği sıkı tutar, taşıma suyla başlar ve alelacele bir artezyen vurdurular. Cereyan gelene kadar petrol lambası ile idare eder, çalı çırpı yakarak ısınırlar. Sonra helalar banyolar şekillenir, mutfakta kazanlar kaynarken elde edilen ısı hamama sıcak su sağlar. Açık hava hepsine iyi gelir ve gözle görülür ölçüde rahatlarlar. Hastalar her işe "he" der seve seve ot yolarlar. Onun hayalindeki hastahane tatil köyü gibi bir şey olmalıdır. Şu fıstık çaml0arının bittiği yerde kiraz ağaçları uzanmalı, sonra bir bağ kurmalıdırlar. O devirde üzüm iyi para eder, belki ticaret yapar, tahsisat için ona buna el açmaktan (istedikleri sadece 20 bin liradır) kurtulurlar. Ah bir kendi imkanları ile ayakta kalmanın yolunu bulsalar!..
Neyse o zor günler de geçer. Bakırköy şekillenip ortaya çıkar ve büyük ün yapar. Minibüs muavinleri "kalkıyor!.. Mazhar Osman'a bir iki!" diye bağırmaya başlarlar...
 
 
 
Yorumlar
Yorum Ekle  
 
 
Sitemiz bilgilendirme amaçlıdır, kesinlikle ticari bir amaç gütmemektedir.
Bu sayfa En iyi 1024x768 boyutlarında Görüntülenmektedir. E-Tarih.org - Farkedermi@WebTeam