konular banner

Ana Sayfa
Biyografiler Tarih Sözlüğü Haberler Makaleler Görüş ve Önerileriniz Kütüphane Linkler Arama Kaynakça

Silahlar Sorularla Osmanlı Tarihi Eserler Tablolar Osmanlıca Sözlük
Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.   Mustafa Kemal Atatürk

  Ana Menü  
Türk Kurtuluş Savaşı

Ayaklanmalar

Bozkır'da Zeynelabidin Ayaklanması

 

E-Tarih.org
farkedermi@Web
  Konular  
Bozkır'da Zeynelabidin Ayaklanması

Birinci Anzavur Ayaklanması

Ali Batı Ayaklanması

İkinci Anzavur Ayaklanması

Birinci Düzce Ayaklanması

Kuvva-i İnzibatiyye

İkinci Düzce Ayaklanması

Yenihan'da Postacı Nazım Ayaklanması

Çapanogulları'nın Ayaklanmaları

Delibaş Ayaklanması

Cemil Çeto Olayı

Milli Aşireti Ayaklanması

Koçgiri Ayaklanması

Pontus Sorunu

Demirci Mehmet Efe'nin Ayaklanması

Çerkes Ethem Ayaklanması

 

E-Tarih.org
farkedermi@Web

E-Tarih.org


 
 
06 Kasım 2007 20:52
e-Posta   Yazdır

 
Bozkır'da Zeynelabidin Ayaklanması
Bozkır'da Zeynelabidin Ayaklanması

Bozkır'da Zeynelabidin Ayaklanması (27 Eylül-4 Ekim 1919)

Mondros Ateşkesi'nden ve özellikle İzmir'in işgalinden sonra, Konya yöresinde de ulusal hareketi destekleyen girişimler ortaya çıkmıştı. M. Kemal Paşa Samsun'a çıktıktan sonra, diğer komutanlarla olduğu gibi, Konya'da bulunan Cemal Paşa ile de görüşerek, ulusal harekete desteğini sağlamıştı. Cemal Paşa Konya ve çevresinde gerekli askeri önlemleri almış, halkı bilinçlendirmeye ve noksan askeri kadrolarını tamamlamaya çalışıyordu. Ancak Cemal Paşa bir çağrı üzerine İstanbul'a gidince, yerine vekalet eden Albay Selahattin Bey'e bir telgraf çeken M. Kemal Paşa, oradaki kuvvetlerin başından kesinlikle ayrılmamasını, Ali Fuat Paşa ile devamlı haberleşmesini ve olumsuz hareketlere karşı tedbirli olmasını bildirdi. Selahattin Bey, her türlü önlemin alınmakta olduğu yanıtını verdi. Fakat bir süre sonra o da İstanbul'a gitti. Bu iki komutanın Konya'dan ayrılmalarını fırsat bilen ve Damat Ferit Paşa'ya bağlı bulunan Vali Cemal Bey, daha önce başlatmış olduğu olumsuz ·propagandaları arttırarak, Konya ve çevresine egemen oldu. Askeri otoritenin kalkması üzerine, Konya'da Vali Cemal Bey'in yönetimi M. Kemal Paşa'ya karşı çıktı ve hapishanedeki eşkıya ve katilleri serbest bırakıp, silahlandırarak çevrede korku ve dehşet yarattı. Diğer yandan İstanbul ile devamlı ilişkide bulunuyor ve aldığı emirleri aynen uyguluyordu. Konya'da bulunan İtalyan işgal kuvvetleriyle de yakın ilişki kurarak onları ve Konya halkını ulusal harekete karşı kışkırtıyordu. Konya'ya İstanbul'dan atanan Ali Sait Paşa, buraya geldi. Vali'nin tutumu karşısında etkili olamayınca Vali'nin görevden alınması için Harbiye Nezareti'ne başvurdu. 19 Eylül 1919'da Nazır Şefik Paşa verdiği yanıtta Konya'da bulunan askeri kuvvetlerden Padişah'a bağlı olanların yardımı ile ulusal amaca çalışan komutanların ve Padişah'ın emirlerine karşı hareket edenlerin en sert şekilde cezalandırılmasını bildirdi. Bu durum karşısında Ali Sait Paşa da 25 Eylül'de görevinden ayrılarak İstanbul'a gitti. Konya'da ulusal harekete karşı çıkan Vali'nin kuvvetlenmesi üzerine Heyet-i Temsiliye, buraya Albay Refet Bey'in gönderilmesine karar verdi. Konya halkı bu haberi duyunca vatanseverlerin çabasıyla Vali'ye karşı birleşmeye başladılar. Bu durumu gören Vali Cemal Bey 27-28 Eylül gecesi İstanbul'a kaçtı. Halktan ileri gelenler Mehmet Vehbi Efendi'yi (Müderris) Vali Vekili seçti ve Konya Temsil Heyeti'ne bağlandı.

Konya'da ulusal iradenin egemen olduğu bir sırada, Ulusal Mücadele'ye karşı, gericiliğin ve Padişah'ın etkisi ile ilk isyan hareketi Konya'nın güneyinde Bozkır'da çıktı. Büyük önemi olmamakla beraber diğer ayaklanmalara örnek oldu. Bu ayaklanma Vali Cemal Bey ve İstanbul'da İngiliz Papazı Frew ile işbirliği yapan Zeynelabidin ve arkadaşlarının kışkırtmasıyla çıktı. Kışkırtıcılar çevrelerine topladıkları, çoğu silahsız bin kadar adamla Bozkır'ı bastılar ve jandarmaların silahlarını alıp, Askerlik Şubesi'ni ele geçirerek buradaki tüm silah ve cephaneyi ele geçirdiler. Karşı çıkmak isteyen vatanseverler öldürüldüler. Birçok ev yağma edildi ve yakıldı. Üzerlerine gönderilen ulusal kuvvetlere saldırdılar. Konya'dan gönderilen Nasihat Heyeti'nin görüşmeleri olumlu sonuç verdi. Bozkır'a ulusal kuvvet gönderilmeyeceği garantisi verilince asiler 4 Ekim'de dağıldılar. Fakat bu olay İstanbul Hükümeti ve İngilizlere büyük cesaret verdi.

Zeynelabidin'in İkinci Ayaklanması (20 Ekim-4 Kasım 1919)

Bu ayaklanmanın yarattığı tehlike üzerine, bir daha böyle olaylara fırsat verilmemesi için Temsil Heyeti önlemler almaya başladı. Afyon'da bulunan Yarbay Arif (Karakeçeli) Bey'in kuvvetleri Seydişehir'e kaydırılarak Konya'nın, Bozkır yöresinden tehdit edilmemesi sağlanmak istendi. Bu hareketleri öğrenen Zeynelabidin 70 silahlı ve 200 silahsız adamla, Hoca Abdullah, Hoca Sabit, Hoca Abdülhalim Efendilerin yönetiminde 20 Ekim'de ayaklanarak Bozkır'ın yakınına gelip Kaymakamı çağırdılar ve ulusal kuvvetleri istemediklerini bildirdiler. Kaymakam, yaptıklarının doğru olmadığını ve bu kuvvetlerin nizami kuvvetler olduğunu söylemesine rağmen etkili olamadı. Asiler Valiliğe telgraf çekerek, ulusal kuvvetler geri alınmadığı takdirde eylemlerini sürdüreceklerini bildirdiler. Valilik dağılmalarını isteyince Bozkır'a ikinci kez girdiler. Memurlar ilçe dışına çıkartıldı ve telgraf hatlarını kestiler. Üzerlerine gönderilen Yarbay Arif Bey'in birliğine ateş açtılar ve ellerine geçen üç eri çok çirkin bir şekilde öldürdüler. Çarpışmalarda yenildiler ve kaçtılar. 27 Ekim'de asilere son darbe vurulması düşünülürken, Delibaş isimli bir asinin Çumra'ya yürüyeceği duyulunca, Çumra'ya hareket eden birlik, yolda pusuya düştü ve esir edildi. Asilerin üzerine gönderilen yeni kuvvetler asileri yendi ve 2 Kasım'da Ulusal kuvvetler asilerin merkezlerini ele geçirdi. Fakat Konya ve yöresinde olaylar burada kapanmadı.

 
 

Sayfa Başına Dön

 
     

Sitemiz bilgilendirme amaçlıdır, kesinlikle ticari bir amaç gütmemektedir.
Bu sayfa En iyi 1024x768 boyutlarında Görüntülenmektedir. E-Tarih.org - Farkedermi@WebTeam