konular banner

Ana Sayfa
Biyografiler Tarih Sözlüğü Haberler Makaleler Görüş ve Önerileriniz Kütüphane Linkler Arama Kaynakça

Silahlar Sorularla Osmanlı Tarihi Eserler Tablolar Osmanlıca Sözlük
Yaşama hakkın mücadele gücün kadardır.   Adolf Hitler

  Ana Menü  
Büyük Selçuklu İmparatorluğu ve Ardılları

Anadolu Selçuklu Devleti

II. KEYHÜSREV (1237-1245)

 

E-Tarih.org
farkedermi@Web
  Konular  
KUTALMIŞ OĞLU SÜLEYMAN (1075(?)-1086)

EBU'L-KASIM (1086-1092)

I. KILIÇARSLAN (1092-1107)

ŞAHİNŞAH (Melikşah) (1110-1116)

I. MESUD (1116-1155)

II. KILIÇARSLAN (1155-1192)

I. KEYHÜSREV (1. Saltanatı) (1192-1196)

SÜLEYMAN ŞAH (1196-1204)

III. KILIÇARSLAN (1204-1205)

I. KEYHÜSREV (2. Saltanatı) (1205-1211)

I. KEYKAVUS (1211-1220)

I. KEYKUBAD (1220-1237)

II. KEYHÜSREV (1237-1245)

II. KEYKAVUS, IV. KILIÇARSLAN ve II. KEYKUBAD (Saltanat Mücadeleleri)

III. KEYHÜSREV (1266-1284)

II. MESUD (1. cülusu) (1284-1296)

III. KEYKUBAD (1298-1301/2)

II. MESUD (1301/2-1308)

ANADOLU SELÇUKLULARI VE BEYLİKLER DÖNEMİNDE KÜLTÜR VE UYGARLIK

DEVLET YÖNETİMİ

ORDU

HUKUK

EKONOMİK HAYAT

TOPRAK YÖNETİMİ

FİKİR, DİL VE EDEBİYAT

DİN

BİLİM VE SANAT

Miryakefalon

Anadoluda Haçlı Seferleri

Yassıçemen Savaşı

Kösedağ Savaşı

 

E-Tarih.org
farkedermi@Web

E-Tarih.org


 
 
08 Ekim 2008 21:41
e-Posta   Yazdır

 
II. KEYHÜSREV (1237-1245)

Keykubad’ın büyük oğlu 2. Gıyaseddin Keyhüsrev’in annesi Mahperi Hatun’dur. Mahperi Hatun Kyr Vart’ın kızıdır ve babasının ölümünden sonra müslüman olmuştur. 2. Keyhüsrev tahta çıktığında 16 yaşındaydı. Kılıçarslan ve Rükneddin adlarında kendisinden küçük iki kardeşi daha vardı. Keykubad, veliahd olarak Kılıçarslan’ı vasiyet etmişti. Fakat ölümünden sonra, başta Sadeddin Köpek olmak üzere, Keyhüsrev taraftarları kendisini tahta çıkarmaya muvaffak oldular. Sadeddin Köpek, göreceğimiz gibi, çevirdiği entrikalarla, 2. Keyhüsrev döneminde önemli rol oynamıştır. Adı beklenebileceği gibi bir hakaret içermemektedir, çünkü kendi inşa ettirdiği bir kervansarayın kitabesinde de aynen böyle geçmektedir. Kılıçarslan taraftarları, Keykubad’ın vasiyetini yerine getirmek istedilerse de muvaffak olamadılar.

Keyhüsrev, Melik Nasır’ın kızı Gaziye Hatun ile evlendi. Kız kardeşi Melike Hatun’u da Melik Nasır’a verdi. Haleb hükümdarı Melik Nasır böylece Selçuklu tabiiyetine geçti ve Haleb’de Keyhüsrev adına para bastırdı. Keyhüsrev Urfa ve Suruc’u Melik Nasır’a, Harran’ı Melik Muzaffer’e, Hapur’u Hums hükümdarı Melik Mücahid’e, Nusaybin ve Sincar’ı da Mardin Artuklu hükümdarı Artuk Arslan’a ikta etti. Buralarda da Keyhüsrev adına hutbe okundu ve para basıldı. Birçok Eyyubi ve Artuklu Hükümdarı’nın Keyhüsrev’e tabi olmasıyla, bunlara hakim olmak isteyen Mısır Sultanı Melik Kamil’e karşı büyük bir ittifak oluştu. Melik Kamil Haleb üzerine yürüdü. Keyhüsrev önemli bir orduyu Haleb’e yardıma yolladı. Fakat Melik Kamil’in yolda vefatı üzerine bu mesele kapandı (1238).

Yassı-Çimen zaferinden sonra Selçuklu hizmetine giren Harizm beyleri ve başka bazı önemli komutanlar, Keykubad’ın vasiyetinin yerine getirilmemesini, birtürlü hazmedemiyorlardı. Keyhüsrev’in yanından ayrılmayan ve onu avucunda oynatan Sadeddin Köpek, bunlara karşı çeşitli tertipler uyguladı. Bunun üzerine birçok Harizm beyi Kayseri’den ayrılıp, geçtikleri yerleri talan ederek, Harran, Urfa ve Suruc bölgelerini ele geçirip buraları aralarında taksim ettiler. Sadeddin Köpek, daha sonra, Keykubad zamanında önemli hizmetleri olan, Kemaleddin Kamyar’ı da bertaraf etti. Keyhüsrev döneminde Selçuklu Devleti’nin sarsılması bu olaylarla başladı. Saraya bir kere fitne ve fesad girmişti ve arkası da geldi. Sadeddin Köpek, Sultan’ın bir fermanı ile, Kılıçarslan’ın annesi Melike Adiliyye’yi Ankara’ya yolladı ve bir süre sonra burada boğdurttu. İzzeddin Kılıçarslan ve Rükneddin’i de Borgulu’da hapsettirdi. Keyhüsrev’in henüz oğlu olmadığından şehzadelerin hayatına dokunmadı. Daha sonra, Keyhüsrev’in hristiyan karısı Berduliye’den, İzzeddin Keykavus, Rum cariyesinden Rükneddin Kılıçarslan ve Gürcü prensesinden de Alaeddin Keykubad adında üç oğlu oldu. Keyhüsrev, kendi oğulları olduktan sonra, üvey kardeşlerini öldürtmek istedi ise de, bu iş için görevlendirdiği kişi, emri yerine getirmeyip bunu da Keyhüsrev’den sakladı. Köpek bilahare, Taceddin Pervane hakkında dedikodular çıkartıp kendisini öldürttü. Fesadın iyice ilerlemesi, ve bu arada Keyhüsrev’in de liyakatsizliği nedeniyle, huzursuzluk büyüdü. Sadeddin Köpek giderek, kendisin de Selçuklu soyundan geldiği iddiası ile bizzat tahta çıkmayı bile planlamaya başladı. Sıranın kendisine geldiğini nihayet anlayan Keyhüsrev, bir karşı tertiple, Sadeddin Köpek’i öldürttü (1238). Takiben, sözlüsü olan, Rosudan’ın kızı Thamara ile evlendi. Keyhüsrev’in Thamara’ya çok düşkün olduğu rivayet edilir. Hatta bastırdığı paralardaki arslanın kendisini ve onun üzerindeki doğan güneşin Thamara’yı temsil ettiği söylenir. Thamara Selçuklu ülkesinde Gürcü Hatun olarak tanındı ve bir süre sonra müslüman oldu. Gürcü hatun, Mevlana Celaleddin Rumi ile de dostane münasebetler kurdu.

Sadeddin Köpek’in ortadan kalkması ile, Selçuklu Devleti tekrar toparlanmaya başladı. Bu sırada Eyyubi Melikleri, Trabzon Rumları, Kilikya Ermenileri ve hatta İznik’te kurulan Bizans Devleti’nin, Selçuklu Tabiiyetleri devam etmekteydi. Köpek yüzünden kaçıp Güneydoğu Anadolu’ya yerleşen Harizm beyleri, bölgede asayişi bozmaktaydı. Artuklu ve Eyyubi Melikleri de bu durumdan şikayetçi idiler ve Keyhüsrev’den yardım istediler. Bunun üzerine tertip edilen Selçuklu ve Eyyubi kuvvetleri, Harran’da Harizm kalıntılarını mağlup ettiler. Harizm beylerinin bazıları Bağdad’a kaçıp halifeye sığındılar. Bundan sonra Selçuklu ve Eyyubi kuvvetleri Diyarbakır’ı kuşatıp teslim aldılar.

Gıyaseddin Keyhüsrev’in beceriksizliği ve Saadeddin Köpek’in entrikalarına rağmen, Alaeddin Keykubad’ın bıraktığı miras sayesinde, Anadolu Selçukluları’nın, büyük devlet statüsü devam ediyordu. Bu yüzden, Moğollar, henüz Selçuklu topraklarını işgale kalkışmamışlardı. Bir taraftan Harizmliler’in neden olduğu kargaşa devam ederken, diğer taraftan Moğolların önünden kaçan Türkmen gurupları, yerleştikleri Güneydoğu Anadolu ve kuzey Suriye’de huzursuzluklara neden oluyordu. Bu sıralarda Sumeysat’ın Kefersud Nahiyesi’nde, Baba İshak adında birisi ortaya çıktı. Baba İshak yarı şaman, yarı müslüman bir ermiş idi. Kısa sürede halk arasında büyük saygınlık kazandı. Safahat içersinde yaşayıp dinden çıktığı savı ile, Gıyaseddin Keyhüsrev’e kaşı açıkca cephe alıp hatta cihad ilan etti. Sonuç olarak, Sumeysat, Adıyaman ve Kahta dolaylarında Türkmen ayaklanması başladı. Babailer, kahramanlığı ile meşhur, Malatya Sü-başısı Muzaffereddin Ali-Şir’i bozguna uğrattılar. Daha da cesaretlenen Babailer buradan Sivas’a doğru yürüdüler ve şehri ele geçirdiler. Baba Resul’e kavuşmak üzere Tokat ve Amasya’ya doğru yürüdüler. Çıkan karışıklıklardan korkan Gıyaseddin Keyhüsrev Kubad-Abad’a sığındı. Mübarizeddin Armağan-Şah’ı Amasya Süb-aşılığı ve asileri tenkile memur etti. Armağan-Şah, Amasya’ya asilerden önce ulaşıp, Baba İshak’ı yakalatarak kalenin burçlarına astı. Asiler, Baba İshak’ın hiçbir fani tarafından öldürülemiyeceğine, meleklerden yardım getirmek üzere göklere çıktığına ve geri döneceğine inanıyorlardı. Daha da artan bir taassup ve şiddetle taarruza geçtiler. Mübarüzeddin Hacı Armağan Şah şehid edildi. Babailer buradan Konya’ya doğru ilerlediler. Keyhüsrev bu kez 60.000 kişilik bir orduyu asiler üzerine sevketti. Selçuklu ordusunun öncü kuvvetleri hıristiyan askerlerden oluşuyordu. Bu ordu, Kırşehir dolaylarında asiler kılıçtan geçirdi (1240). Horasanlı Hacı Bektaş’ın da Baba Resul’ün halifesi olduğu söylenir. Fakat Hacı Bektaş arif ve aydın bir kişi olduğundan, Baba Resul’ün yolunu takip etmedi. Babai hareketi Selçuklular’ın durumunu sarsmakla beraber, Moğollardan başka hiçbir komşusu bundan yararlanacak durumda değildi.

1241 de Moğolların, Azerbaycan’daki komutanı Cormagon Noyan yerine Baycu Noyan geçince, Gürcü ve Ermeniler’in de dahil olduğu Moğol ordusu 1242 sonbaharında Anadolu üzerine harekete geçti. Önce Erzurum’da büyük katliam ve yağma yapıldı. Kış bastırdığı için Moğollar Erzurum’da durdular. Bundan faydalanan Selçuklular büyük hazırlıklara giriştiler. Hazırlanan Selçuklu ordusuna Eyyubi kuvvetleri ve Kilikya Ermenileri de katıldılar. Ordu Kayseri’de toplandı ve buradan Sivas’a hareket edildi. Baycu da, Erzincan’ı geçmiş, Sivas’a doğru ilerliyordu. Selçuklu öncü kuvvetleri Kösedağ bölgesinde Moğollara tedbirsizce saldırdılar ve perişan oldular. Bunun üzerine esas Selçuklu ordusu çatışmaya girmeden bozgun içersinde dağıldı. Keyhüsrev Konya’ya kaçtı (1243). Selçuklu ordusu fizik olarak Moğollardan daha güçlü olmasına rağmen, bu yenilgide başlıca sebepler, Keyhüsrev’in dirayetsizliği, Saadeddin Köpek yüzünden yetenekli komutanların birbir ekarte edilmiş olması, kalanları da Keyhüsrev’in dinlememesi önemli rol oynamıştır. Moğollar Kösedağ bozgunundan sonra, Sivas ve Kayseri’yi de kolayca ele geçirip yağmaladılar. Baycu, bu ilk seferde buralarda kalmayı düşünmeyip Azerbaycan’a geri döndü. Selçuklu veziri Mühezzibüddin Ali, barışı sağlamak amacıyla, Azerbaycan’a gitti ve Baycu ile görüştü. Moğollar’a heryıl vergi vermek koşuluyla anlaşma sağlandı.

Kösedağ yenilgisinden sonra, Selçuklular eski metbularını kaybettiler. Bundan sonra Kilikya Ermenileri ve Trabzon Rumları, Moğallar’a tabi oldular. Bunun aksine müşterek Moğol tehlikesi karşısında Bizans-Selçuklu ilişkileri eskisinden daha sıkı hale geldi.

Baycu ile yapılan anlaşma ile Anadolu’da devlet nizamı tekrar sağlanabildi. Fakat bu anlaşma, nihayet, bir Moğol komutanı ile imzalanmıştı. Batı Moğolları’nın başı olan Batu Han’a bir elçilik heyeti gönderilmesine karar verildi. Heyet, Saray orduhagında oturan Batu Han tarafından kabul edildi ve anlaşma daha sağlam esaslara bağlandı. Dönüşte, Batu Han’ın da isteği üzerine, Keyhüsrev, heyete katılan Şemseddin İsfahani’yi vezir olarak atadı ve devletin idaresini ona bıraktı. Şemseddin İsfahani, ölümüne kadar, Seçuklu Devleti’nin mutlak hakimi oldu. Bu anlaşmadan sonra, Anadolu Selçukluları, Moğollara bağımlı, ve, yetersiz hükümdarlar ve devlet adamlarının da etkisiyle, giderek Moğollar’ın oyuncağı haline geldi.

Batu Han ile yapılan anlaşmada, Ermenilerin cezalandırılması izni de alınmıştı. Klikya Ermenileri, Kösedağ yenilgisinden önce, Selçuklu ordusunu yeterince desteklemedikleri gibi, yenilgiden sonra düşmanca hareketlere de başlamışlardı. Nitekim Kilikya üzerinden Haleb’e gitmekte olan, Keyhüsrev’in annesi ve kızkardeşi, Hetum tarafından, Baycu’ya teslim edilmişti. Sultanın sadık dostu, Lampron Senyörü Konstantin de Keyhüsrev’i, Hetuma karşı kışkırtıyordu. Çünkü kendisinin de Hetum ile arası iyi değildi. Bunun üzerine hazırlanan Selçuklu ordusu, Şemseddin İsfahani komutasında Kilikya’ya indi. Tarsus muhasarası sırasında, Keyhüsrev’in Alaiye’de aniden öldüğü haberi geldi. Şemseddin İsfahani, Ermeniler haberi duymadan, ne koparabilise alıp hemen geri dönmek durumunda idi. Yapılan anlaşma önerisini Ermeniler de kabul ettiler. Ermeniler tekrar Selçuklu tabiiyetine girip bazı yerleri de Selçuklular’a terk edeceklerdi (1245). Fakat bu anlaşma uygulanamamış ve Hetum’un, Sis’te Keyhüsrev adına bastırdığı paralara, Kösedağ yenilgisinden sonra bir daha rastlanmamıştır

 
 

Sayfa Başına Dön

 
     

Sitemiz bilgilendirme amaçlıdır, kesinlikle ticari bir amaç gütmemektedir.
Bu sayfa En iyi 1024x768 boyutlarında Görüntülenmektedir. E-Tarih.org - Farkedermi@WebTeam