konular banner

Ana Sayfa
Biyografiler Tarih Sözlüğü Haberler Makaleler Görüş ve Önerileriniz Kütüphane Linkler Arama Kaynakça

Silahlar Sorularla Osmanlı Tarihi Eserler Tablolar Osmanlıca Sözlük
İnsanlar başarılardan az, başarısızlıklardan çok şey öğrenirler.   Arap Atasözü

  Ana Menü  
Osmanlı Devleti ve Komşuları

Osmanlı İmparatorluğu

Balkan Savaşları

Balkanlılar Arasında İlk Düşmanlık Belirtileri

Balkanlıların Bırakışma Şartları

Batı Azerbaycan işleri

Büyük Devletlerin Başarı ile Aracılık Edememelerinin Sebepleri

Çatalca Bırakışması

Çatalca Çatışması

Garp (Batı) Ordusu, Adalar

Genel düşünceler

Lüleburgaz Vuruşmasından Çatalca Vuruşmasına Kadar

Lüleburgaz Yenilgisinin Avrupa'da Yankıları

Lüleburgaz Yenilgisinin Sonuçları

Mısır İşleri

Osmanlı Hükümetinin Büyük Devletlere İkinci Başvurması

Osmanlı Hükümetinin Büyük Devletlere İlk Başvurması

Osmanlı Hükümetinin Büyük Devletlere Üçüncü Başvurması

Osmanlının İç Durumu

Rusyanın Boğazlar İşinde Aldığı Durum

Savaşın Başından Lüleburgaz Vuruşmasına Kadar

Barış Görüşmeleri

Londra Konferansına Doğru

Osmanlı ve Balkan Delegelerinin İlk Buluşmaları

Tartışmalar

Rusya'nın Osmanlı Üzerinde Baskıda Bulunması

Puankare'nin İki Demeci

Balkanlıların Barış Şartları

S. J. Konferansı'nın 4'üncü Toplantısı

Kral Ferdinand'ın Çar Nikola'ya Başvurması

S. J. Konferansı Dışında Bazı Görüşmeler

İstanbul'da Gizli Osmanlı-Bulgar Görüşmeleri

Barış Şartlarının Bildirilmesinden Önceki Başvurmalar

Osmanlı Hükümetinin Barış Şartları

Büyükelçiler Konferansı'nın Adalar İşi Üzerindeki Kararı

Barış Görüşmelerinin Kesilmesi

Görüşmelerinin Kesilmesiyle Babıâli Baskını Arasında Geçen Diplomatik Olaylar

Balkanlılar Arasındaki Durum

Osmanlı Hükümetine Karşı Baskı Yapılması

Bazı Deniz Savaşları

Bab-ı Âli Baskını

İkinci Balkan Savaşı - Babıâli

İç Durum

Siyasal Görüşmeler

Savaş Olayları ve Barış İçin Görüşmeler

Edirne'yi Kurtarmak Ümidi Kalmadıktan Sonra

Edirne'nin düşmesi

Edirne Düştükten Sonraki Bulgar Tehdit ve İstekleri

Londra Antlaşmasına Kadar

Londra Barışından Sonraki İç Durum

Çarın Berlin'e Gidişi

Adalar ve Arnavutluk İşleri

Arnavutluk'un Karadağ ve Sırbistan'la Sınırlarının Saptanması

Arnavutluk'un Örgütlendirilmesi Sorunu

Ege Adaları Sorunu

İtalya'nın Yunanistan-Arnavutluk Sınırı İşini Oniki Ada İşine Bağlaması

Balkan Devletlerinin Aralarında Savaş Çıkması

Bulgaristan - Romanya gerginliği

Sırp-Yunan Anlaşması

Balkanlılar Arası Savaşa Doğru

Edirnenin Geri Alınması

Londra Antlaşması Sınırına Kadar İlerleme Kararı

Rusya'nın Balkanlılar Arasında Aracılık Denemesi

Edirne Sorununun Ortaya Çıkması

Bulgarların Koruyucu Aramaları

Edirneyi Geri Alma Kararı

Edirne'nin Geri Alınmasından Sonraki Durum

Büyük devletlerin, Osmanlı'yı Edirne'den Çıkarmak İçin Maddi Teklifler Yapmaları

Bükreş Antlaşması

Genel Barış Sorunu

Bükreş Antlaşması ve Sonuçları

Batı Trakya'da Bir Türk Yönetimini Yerleştirme Denemeleri

İstanbul Antlaşması

 

E-Tarih.org
farkedermi@Web
  Konular  
Osman Bey Dönemi

Bursanın Fethi

Palenkanon Savaşı ve İznik'in Fethi

İzmit'in Fethi

Karesi Beyliğinin İlhâkı

Ankara'nın Zaptı

Rumeliye Geçiş

Edirne'nin Fethi

Ankara'nın Yeniden Zaptı

Sırpsındığı Zaferi

Rumelide Fetihler

Çirmen Zaferi

Balkanlarda Fetihler

Ploşnik Bozgunu

Şehzâde Savcı İsyânı

I. Kosova Zaferi

Batı Anadolu Seferi

Yıldırım Beyazıt'ın Karaman Seferi

Ylıdırım Beyazıt'ın İstanbul Muhasarası

Yıldırım Beyazı'tın Sultan Ünvanını Alması ve diğer olaylar

Niğbolu Zaferi

Kırkdilim Savaşı

II. İstanbul Muhasarası

Karamanoğulları'nın ilhakı

Kadı Burhaneddin'in osmanlılara Bağlanması

Malatya'nın Zaptı

Ankara Savaşı

Bursa Müdafası ve Karaman Seferi

İlk Deniz Savaşı

Anadolu Harekatı

Canik Bölgesinin Zaptı

Şeyh Bedrettin İsyanı

Mustafa Çelebi İsyanı

Çamurluova Savaşı

Mustafa Çelebi İsyanı ve Öldürülmesi

II. Muratın İstanbul Muhasarası

Küçük Mustafa Çelebi İsyanı

Candaroğulları İle Mücadeleler

Rumelide İstikrarın Sağlanması

Selanik ve Yanya'nın Fethi

Belgrat Muhasarası

II. Murad'ın Karaman Seferi

Arnavutluk İsyanı

Haçlı İttifakı ve Segedin Antlaşması

II. Murad'ın 2.Karaman Seferi

Varna Zaferi

Balkanlarda Hakimiyet ve Mora Seferi

II.Kosova Zaferi

Fatih Sultan Mehmedin Karaman Seferi

İstanbul’un Fethi

Fatih'in Sırbistan Seferi

Atina'nın Fethi

Fatih'in Belgrad Muhasarası

Sırbistanın Fethi

Fatih'in Mora Seferleri ve Fethi

Eflâk'ın İlhakı

Bosna ve Hersek'in İlhâkı

Enez, İmroz ve Semadirek ve Taşoz'un Fethi

Limni'nin Fethi

Midilli'nin Fethi

Eğriboz'un Fethi

Karadeniz Seferi, Amasra ve Trabzonun Fethi

Karamanoğulları'nın İlhakı

Otlukbeli Savaşı

Cem Sultan Olayı Ve Kaplıcalar Savaşı

Şah Kulu İsyanı

Boğdan Seferi ve Akkerman'ın Fethi

İnebahtının Fethi ve Prodano Deniz Savaşı

Modon'un fethi

Koron ve Navarin'in Fethi

Denizden Haçlı Seferi ve Antlaşma

Karışdıran Savaşı ve I. Selimin Tahta Geçişi

Yenişehir Savaşı ve Şehzadeler Meselesi

İran Seferi ve Çaldıran Zaferi

Bozoklu Celâl İsyanı

Turnadağ Savaşı ve Dulkadiroğulları Beyliğinin Alınışı

Merc-i Dabîk ve Ridaniye Savaşları

Canberdi Gazalî Hadisesi ve Mastaba Savaşı

Sabacz ve Belgradın Fethi

Rodos'un Fethi

I. Macar Seferi ve Mohaç Zaferi

II. Macar Seferi ve Budin'in Fethi

I Viyana Kuşatması

III.Macaristan Seferi (Alaman Seferi)

Koron'un Yeniden Fethi

4. Macar (Istabur )seferi

Peşte ve Estergonun Fethi

Erdel Seferi

Boğdan Seferi

Kanuni Dönemi Celali İsyanları

I. İran (Irakeyn) Seferi

II. İran Seferi

Nahçıvan Seferi

Barbaros Hayrettin Paşa ve İlk Seferler

Korfu Seferi ve Preveze Deniz Zaferi

Fransa'ya Yardım Seferi

Nice Seferi

Cerbe Deniz Savaşı

Don-Volga Kanal Projesi

Malta kuşatması ve Sakız Adasının Fethi

Hint Seferi

Habeşistan seferi

Seydi Ali Reis'in Hint Seferi

Zigetvarın Fethi

Kıbrısın Fethi

İnebahtı Savaşı

Rus Seferi ve moskova Yağması

Boğdan İsyanı

Tunusun 2. Kez Fethi

Haçova Zaferi

Karayazıcı İsyanı

Taviloğlu İsyanı

Canbolatoğlu İsyanı

Çehrin Seferi

II. Viyana Kuşatması

Ciğerdelen Savaşı

Estergonun Düşüşü

Rus - Avusturya Savaşları

Kanije Kalesinin Fethi

İnebahtı Hezimeti

Hotin zaferi

Kanije Müdafası

Prut Savaşı

Çeşme Bozgunu

Varadin Hezimeti

Fas'ın Osmanlı Himayesine Girmesi Ve Vadi's Seyl Savaşı

1578-1590 Osmanlı-İran Savaşı

Koyungeçidi Zaferi

Çıldır Zaferi

Meşaleler Savaşı

Koyungeçidi Zaferi

1593-1606 Osmanlı Avusturya Savaşları

1683-1699 Osmanlı - Kutsal İttfak Savaşları

1603-1611 Osmanlı-İran Savaşı

Peşte Bozgunu

Edirne Vakası

Zenta Savaşı

Salankemen Meydan Savaşı

Koyun Adaları Zaferi

Patrona Halil Ayaklanması

Prut Savaşı

Navarin Faciası

Bender Faciası

Sinop Baskını ve Kırım Harbi

93 Harbi

Plevne Savaşları

Dömeke Meydan Muharebesi

Tepedelenli Ali Paşa İsyanı

Yunan İsyanı ve Yunanistanın Bağımsızlığını Kazanması

Girit Meselesi

Yunanistan ile Sınır Anlaşmazlığı

Nizip Savaşı

Hersek İsyanı

Bosna Hersekin Avusturya Tarafından İşgali

Sırp İsyanı

Bulgar İsyanı

Eflak-Boğdan Ayaklanması ve Romanya'nın Ortaya Çıkması

Cidde ve Suriye Ayaklanmaları

Makedonya'nın Kaybı

Arnavutluk'un Kaybı

Aziziye Müadafası

Trablusgarp Savaşı

Balkan Savaşları

 

E-Tarih.org
farkedermi@Web

E-Tarih.org


 
 
06 Kasım 2007 14:52
e-Posta   Yazdır

 
Balkan Savaşları

Balkan Devletleri Arasında Birlik Kurulması

Venizelos, öncelikle çevresindeki komşuları ile Osmanlı Devleti'ne karşı, daha önceleri Kharilaos Trikopis'in deneyip başaramadığı ittifakı kurma teşebbüsünde bulundu. 1911-1912 Türk-İtalyan savaşından istifade ederek, iktidarının en kuvvetli olduğu 1912'de Balkan ittifakına dahil oldu[1]. Dağılmakta olan Osmanlı Devleti'nin Avrupa'da kalan son topraklarını, yani Balkanları ele geçirmek üzere harekete geçen ittifakın temelini "Bulgaristan-Sırbistan Antlaşması" oluşturdu. 13 Mart 1912 tarihli "Dostluk ve İttifak Antlaşması" ile Bulgaristan ve Sırbistan, birbirlerinin toprak bütünlüğünü tanıyarak Osmanlı Devleti'ne karşı birleşiyorlardı. Antlaşmanın yürütülmesinde ise Rusya'ya geniş yetkiler veriliyordu. 12 Mayıs 1912'de Bulgaristan ile Sırbistan arasında ayrıca askerî bir sözleşme, 1 Temmuz 1912'de de iki tarafın genelkurmayları arasında bir antlaşma imzalandı.

Yunanistan ise Ayastefanos Antlaşması'nda Girit ve Kuzey Ege'deki emellerini gerçekleştirebilmek için, 1911 yılından beri Bulgaristan ile bir ittifak yapmanın peşindeydi. İki devlet arasında 27 Nisan 1912'de başlayan görüş­meler, Makedonya'daki talepleri çatıştığından uzun sürdü. Sonuçta, 29 Mayıs 1912'de Sofya'da, Bulgaristan ile Yunanistan arasında imzalanan antlaşmaya göre:

1- İki devletten biri Osmanlı Devleti'nin saldırısına uğrarsa, diğeri ona bütün gücüyle yardım edecektir.

2- İki devlet, Osmanlı sınırları içerisindeki ırkdaşlarına verilmiş olan ayrı­calıkları gerçekleştirmek üzere, birbirlerine yardım etmeyi üstleneceklerdir.

3- Yunanistan ile Osmanlı Devleti arasında Girit meselesinden dolayı savaş çıkacak olursa, Bulgaristan bir yardımda bulunmayacak, ancak Yunanistan lehine tarafsızlık politikası izleyecektir[2].

Ayrıca 22 Eylül 1912'de Yunanistan ile Bulgaristan aralarında bir askerî sözleşme imzaladılar. 1912 Ağustos ayında Bulgaristan, iyi ilişkiler yürütmekte olduğu Karadağ ile sözlü bir ittifak yaptı. Bunu siyasî rekabet yüzünden araları iyi olmayan Karadağ ve Sırbistan'ın 6 Ekim 1912 tarihli ittifakı izlemiştir[3]. Böylece, Balkanlardaki Osmanlı egemenliğine son vermek ve Türklere karşı birlikte mücadele düşüncesi, aralarındaki çekişmeleri bir tarafa bırakan Balkan devletlerini birleştiren bağ görevini görmüş, bunun sonucunda da Bulgaristan'ın çevresinde Balkan birliği meydana gelmiş oldu[4].

Birinci Balkan Savaşı (1912-1913)

Balkanlar'da yaşanan bunalım Balkan devletlerini Osmanlı Devleti'ne karşı birlikte hareket etmeye yöneltmiştir. İlk olarak 8 Ekim 1912'de Karadağ, daha sonra 17 Ekim 1912'de Bulgaristan ile Sırbistan ve 19 Ekim 1912'de de Yunanistan Osmanlı Devleti'ne savaş ilân etti.

Osmanlı ordusu, coğrafî durumun olumsuzlukları ve savaşa iyi hazırlıklı olmadığı için seferberlik ve yığma işlerini zamanında yapamaması gibi sebep­lerden dolayı her cephede yenilmiştir. Osmanlı orduları Bulgarlar karşısında Çatalca'ya kadar çekilmek zorunda kalmış, Sırbistan'a da Kumova'da yenilmiştir[5]. Selanik 8 Kasım günü kendiliğinden Yunan ordusuna teslim olmuş; bu feci yenilgiler içerisinde, Türk kuvvetleri sadece Edirne'de Bulgarların, Yanya'da Yunanlıların, İşkodra'da da Karadağlıların kuşatmalarına karşı savunmalarını sürdürebilmişlerdir[6].

Yunan donanması da 18 Ekim 1912 günü, Pire limanından demir alıp Çanakkale Boğazı'na doğru gönderildi. Boğazın ağzını tutan Limni adasında Türk askeri yok denecek kadar azdı. Yunan donanması 21 Ekim 1912 günü Limni'yi savaşsız teslim aldı. Arkasından teker teker diğer adaları ele geçirdi. 31 Ekim'de Gökçeada ve Taşoz, ertesi gün Semadirek, üç gün sonra Psara, 7 Kasım'da Bozcaada, 10 gün sonra Nikarya, 21 Kasım'da Midilli ve 24 Kasım'da Sakız adaları düştü. Yüzyıllardır Osmanlı egemenliği altındaki bu adalar bir ay içinde Yunan işgali altına girmişti[7].

Osmanlı Devleti'nin denizde aldığı bu yenilgilerde ve Osmanlı donan­masının güçsüz kalmasında yabancı devletlerin bu arada İngilizlerin de rolü olmuştu. Batılı ülkeler ve özellikle İngiltere, Yunan donanmasından daha güçlü bir Osmanlı donanması kurulmasını çeşitli yollarla engellemişlerdi. 1910 yılında gemi satın almak için İngiliz Hükûmeti'ne başvuran Osmanlı Hükûmeti'nin talebi kabul edilmemişti. Halbûki İngiltere Balkan savaşının patladığı günlerde, Yunanistan'a dört yeni muhrip birden göndermiş, Osmanlı Hükûmeti bir oldu-bitti karşısında bırakılmış ve Türk-Yunan güç dengesi bozulmuştu[8]

Kısa bir süre önce Yunanlılarla yapılan 1897 savaşını kazanan Osmanlı kara kuvvetleri, Balkan savaşında ise cepheleri besleyecek denizyollarında donanma tarafından güvenlik sağlanamadığı için yenilmekten kurtulamamıştır. Osmanlı Devleti, daha 1897 savaşının zafer şenliğini yaparken Yunanistan, patrikhâne aracılığı ile İstanbul'daki Rum vatandaşlara haber yollamaktan çekinmemiştir: "Varsın Osmanlı kara kuvvetleri kuvvetli olsun. Deniz kuvvetimiz üstün oldukça er ya da geç İstanbul'u alacağız"[9].

Londra Antlaşması (30 Mayıs 1913)

Karada ve denizlerdeki bu başarısızlıklar üzerine Osmanlı Devleti, savaşın durdurulmasını istemeye başladı. Ancak buna olumlu cevap, Bulgarların Çatalca'ya yaptıkları saldırıda yenilmelerinden sonra geldi. 28 Kasım 1912'de Osmanlı Devleti ile Balkan devletleri arasında Çatalca'da görüşmeler başladı. 3 Aralık 1912'de ateşkes antlaşması imzalandı. Yanya ve İşkodra savunmaları sürdüğünden Yunanistan ile Karadağ bu antlaşmaya katılmadılar. Sadece Bulgarlar ile gerçekleştirilen bu antlaşmaya göre Osmanlı Devleti, Bulgarların kuşatması altında bulunan Edirne'ye yardım göndermeyecek ve barış andlaşması Londra'da toplanacak bir konferansta yapılacaktı.

Balkan bunalımına çözüm yolu bulmak ve barışı sağlamak amacıyla görüşmeler yapmak üzere, 17 Aralık 1912'de Londra'da devletlerarası "Büyükelçiler Konferansı" toplandı.

Londra Konferansı çalışmalara başladıktan sonra, bazı güçlükler ortaya çıktı. Yunanistan Ege adalarından, Karadağ İşkodra'dan, Bulgaristan Edirne'den çekilmek istemiyordu. Osmanlı Devleti de Ege adaları ile Edirne'den vazgeç­meye yanaşmıyordu. Diğer taraftan Rusya ile Avusturya arasındaki gerginlik giderilemiyordu. Bu arada Rusya, Kafkasya'ya asker yığmaya ve Anadolu'yu tehdit etmeye başladı. Ancak Almanya'nın baskısı üzerine gerilemek zorunda kaldı. Balkan devletleri, Tekirdağ'dan Midye'ye uzanan hattın kendilerine bırakılmasında ısrar ediyorlardı[10]. Adalar ve Edirne yüzünden Londra Barış Konferansı 6 Ocak 1913 günü kesildi. O günkü oturumda Türk delegeleri, Türkiye'nin Girit adası üzerindeki bütün haklarından vazgeçebileceğini bildirmişler, ancak bunu, öteki Ege adalarının Türkiye'de kalması şartına bağlamışlardı[11].

Bunun üzerine büyük devletlerin Osmanlı Devleti üzerindeki diplomatik baskıları arttı. 17 Ocak 1913'de Osmanlı Devleti'ne ortak bir nota vererek, Edirne'nin Bulgarlara verilmesini, Ege adalarının geleceğinin tayin edilmesinin kendilerine bırakılmasını istediler. İttihat ve Terakki hükûmeti bu notayı reddetti. Bunun üzerine, 3 Şubat 1913'de savaş yeniden başladı. Bu defa da başarı sağlanamadı. İşkodra Karadağlıların, Yanya Yunanlıların, Edirne de Bulgarların eline geçti. Bu durum karşısında Osmanlı Devleti'nin barış görüşmelerine yeniden başlanması isteği üzerine, Balkan devletleri ile Osmanlı Devleti arasında, 30 Mayıs 1913'de, "Londra Barış Antlaşması" imzalandı. Buna göre[12]:

1- Osmanlı Devleti'nin batı sınırı Midye-Enez hattı olacaktı.

2- Osmanlı Devleti, Arnavutluk ile Ege adalarının geleceğinin belirlenme­sini büyük devletlere bırakacaktı.

3- Yunanistan; Selanik, Güney Makedonya ve Girit'i alacaktı.

4- Bulgaristan; Kavala, Dedeağaç ile birlikte, bütün Trakya'yı sınırları içerisine katacaktı.

5- Sırbistan, Orta ve Kuzey Makedonya'ya sahip olacaktı.

Londra Barış Antlaşması Girit meselesini kesin bir çözüme bağlamıştı. Osmanlı Devleti bu ada üzerindeki bütün egemenlik haklarından kesinlikle vazgeçiyordu. 14 Aralık 1913 günü Yunan Kralı, Girit adasına Yunan bayrağını çekti ve adanın Yunanistan'a katıldığını dünyaya ilan etti[13].

İkinci Balkan Savaşı (1913)

Osmanlı Devleti'nin yenilgisi sonucu Balkanlardan çekilmesi, siyasî bakımdan büyük bir boşluk bırakmış, dengesizlik oluşturmuş, Balkan devletleri Osmanlı mirasının bölüşülmesinde birbirine düşmüşlerdir.

Sırbistan, askeri harekat dolayısıyla, Sırp-Bulgar ittifakının çizdiği ve kendisine ayırdığı arazi parçasından daha büyük bir bölgeyi ele geçirmişti. Sırpların bu bölgeleri geri vermemesi, uyuşmazlığın düğüm noktasını oluşturuyordu. Yunanlılar ise, Bulgarların Ege kıyısına ulaşmış olmalarını kendi aleyhinde değerlendirmiş ve tepki göstermiştir. Bu durum, Sırbistanla Yunanistan'ı birbirine yaklaştırmış, aralarında ittifak yapmalarına sebep teşkil etmiştir.

Bulgaristan ise müttefik iki devlete 29-30 Haziran 1913'de zamansız ve hazırlıksız bir şekilde savaş ilân ettiyse de başarılı olamadı ve yenildi. İkinci Balkan Savaşı'ndan yararlanan Osmanlı Devleti ile Romanya da Bulgaristan'a karşı savaşa girdiler. Romanya askerleri, Bulgar Dobruca'sını ele geçirirken Osmanlı Devleti de Edirne'yi geri aldı.

Bulgaristan, bu yenilgiler üzerine Osmanlı Devleti ile diğer Balkan devletlerine başvurarak barış istedi. Bunun üzerine savaşı sonuçlandıran antlaşmalar yapıldı.

İkinci Balkan Savaşını sona erdiren antlaşmalardan ilki, Bulgaristan ile diğer Balkan devletlerinin aralarında imzaladıkları 10 Ağustos 1913 tarihli Bükreş Antlaşmasıdır. Bu antlaşmaya göre Romanya ile Bulgaristan'ın yeni sınırı belirleniyor, Bulgaristan Güney Dobruca dahil, Tuna'nın güneyinde kalan önemli bir arazi parçasını, Romanya'ya bırakıyordu. Kavala Yunanistan'a terkediliyor, Makedonya'dan küçük bir arazi parçası Bulgaristan'a bırakılıyordu.

Osmanlı Devleti ile Bulgaristan arasında da 29 Eylül 1913 tarihinde İstanbul Barış Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşmaya göre, Osmanlı Devleti ile Bulgaristan sınırını Meriç nehri belirlemekte, Dimetoka Türk sınırları içinde yer almaktadır. Bulgaristan'da kalan Türklerin mülkiyet hakları garanti altına alınmış­tır. Sırbistan ile barış antlaşması da 13 Mart 1914'de İstanbul'da imzalanmış, bu antlaşma ile Sırbistan'da kalan Türklerin durumları düzenlenmiştir[14].

Osmanlı-Yunan barışı ise 14 Kasım 1913'de imzalanan Atina Antlaşması ile gerçekleştirildi. Bununla Osmanlı Devleti, Yunanistan'ın Balkanlar'da ele geçirdiği topraklar ile Girit'in bu devlete ait olduğunu resmen kabul etti. Ayrıca Yunanistan'da kalan Türklerin sahip olacakları haklar ve durumları belirlendi. Ancak, 30 Mayıs 1913 tarihli Londra Antlaşması'nın beşinci maddesi gereğince, Ege adalarının geleceği büyük devletlerin kararına bırakıldığından mesele bu antlaşmada yer almamıştır[15].

Avrupa Devletlerinin Ege Adaları Üzerine Planları

Londra Barış Antlaşması'nın imzalanmasından az sonra büyük devletlerin adalar konusundaki eğilimleri ve niyetleri ortaya çıkmaya başlamıştı. İngiltere Dışişleri Bakanı Sir Edward Grey, 10 Haziran 1913 günü düşüncelerini Fransa'ya açıkladı. Buna göre, Çanakkale Boğazı'nın hemen ağzındaki Gökçeada ile Bozcaada Osmanlı Devleti'ne geri verilmeli, öteki adalar ise Yunanistan'a bırakılmalıydı. Adalar meselesi Güney Arnavutluk meselesine bağlanmalı ve bu iki mesele birlikte çözümlenmeliydi. Yani, Güney Arnavutluk sınırını boşaltmasına karşılık olarak, Gökçeada ve Bozcaada dışındaki öteki Ege adaları Yunanistan'a bırakılmalıydı.

İngiltere, Aralık 1913'de Ege adalarının Yunanistan'a verilmesi için resmen harekete geçti. Altı büyük devlet arasında yapılan gizli görüşmeler sonucunda alınacak ortak karar daha sonra Türkiye'ye duyurulacaktı. Bu arada, Paris'in ünlü Le Temps gazetesi İngiliz planını ele geçirerek yayınladı. Haber, doğal olarak Türkiye'de büyük tepki uyandırdı. Sadrazam, ağır bir dille İstanbul'daki İngiliz Büyükelçisine: "İngiliz Hükûmeti Türkiye'nin yokedilmesini istiyor" dedi. İngiliz planını hiçbir zaman kabul etmeyeceklerini ve adalar yüzünden Türkiye'nin eninde sonunda savaşa gireceğini söyledi.

Osmanlı Devleti'nin Londra Büyükelçisi Tevfik Paşa da İngiltere Dışişleri Bakanlığı'na bir nota verdi. Osmanlı Devleti, İngiliz tasarısını toptan ve önceden reddediyordu. Çanakkale Boğazı'na ve Anadolu kıyılarına yakın adaların Yunanistan'a verilmesini kabul etmeyecek ve bu adaları geri almak için bütün gücünü ortaya koyacaktı.

Londra Büyükelçisi Tevfik Paşa'nın yanısıra, Berlin, Paris, Roma, Viyana ve Petersburg'daki Osmanlı büyükelçileri de üstüste girişimlerde bulunarak büyük devletlerin İngiliz önerileri yönünde karar vermelerini önlemeye çalıştılar, ama bu girişimler etkisiz kaldı. Almanya, Avrupa devletleri arasında ikilik oluşturmamak için İngiliz planına karşı çıkmayacağını bildirdi. Avusturya ile İtalya da, müttefikleri olan Almanya'dan ayrılmak istemiyorlardı. Fransa ise zaten İngiliz planını önceden kabul etmişti. İngiliz planına karşı biraz da olsa Rusya direndi. Rusya, Çanakkale Boğazı önündeki Gökçeada ve Bozcaada'dan başka Limni ve Semadirek adalarının da Türkiye'ye bırakılması gerektiği görüşündeydi. Ancak İngiltere karşısında Rusya da geriledi.

Sağlanan görüş birliği üzerine, 14 Şubat 1914 günü altı büyük devletin Ege adaları konusundaki ortak kararları bir nota ile Babıâli'ye bildirildi. Gökçeada, Bozcaada ve Meis Osmanlı Devleti'ne bırakılıyor, Yunan işgalindeki öteki adalar ise Yunanistan'a veriliyordu. Yunanistan bu adaları silahlandırmayacak, tahkim etmeyecek, askerî amaçlarla kullanmayacaktı. Adalar ile Anadolu arasında kaçakçılığı önlemek için de etkin tedbirler alacaktı[16].

Büyük devletler, aynı nitelikte bir notayı 13 Şubat 1914'de Atina'ya verdiler. Nota ile Ege adalarının Yunanistan'a verildiğini, ancak Yunanistan'ın da Güney Arnavutluk'tan çekilmesi gerektiğini bildirdiler.

Babıâli, bunun üzerine 15 Şubat 1914 tarihinde büyük devletlere bir nota göndererek, bu karara itiraz etti. Fakat onlardan olumlu bir cevap alamadı. Bundan sonra meseleye diplomatik yollarla çözüm aramaya girişti. Ancak bu alanda da bir sonuca ulaşamadan Birinci Dünya Savaşı başladı. Böylece Ege adaları İtalya ve Yunanistan'ın elinde kaldı[17].

-----------------------------------------------------------------

[1] Hatipoğlu, a.g.e., s.57.

[2] Uçarol, a.g.e., s.356-359.

[3] Hamza Eroğlu, Türk İnkılâp Tarihi, Ankara 1990, s.70.

[4] Uçarol, a.g.e., s.359-360.

[5] Eroğlu, a.g.e., s.70.

[6] Uçarol, a.g.e., s.365.

[7] Şimşir, a.g.e., c..II, s.XVIII.

[8] Şimşir, a.g.e., c.I, s.LIV-LV.

[9] Afif Büyüktuğrul, "Osmanlı (Türk)-Yunan Deniz Silahlanma Yarışı", Belleten, XXIX/156 (Ekim 1975), s.732.

[10] Uçarol, a.g.e., s.366-367.

[11] Şimşir, a.g.e., C.II, s.XIX.

[12] Uçarol, a.g.e., s.367-368.

[13] Şimşir, a.g.e., C.II, s.XXII.

[14] Eroğlu, a.g.e., s.71-72.

[15] Uçarol, a.g.e., s.370-371.

http://www.devletarsivleri.gov.tr

 
 

Sayfa Başına Dön

 
     

Sitemiz bilgilendirme amaçlıdır, kesinlikle ticari bir amaç gütmemektedir.
Bu sayfa En iyi 1024x768 boyutlarında Görüntülenmektedir. E-Tarih.org - Farkedermi@WebTeam