Ana Sayfa « E-tarih.org    
 
   
SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ, 1945-1960
BLOKLARDA YAPI DEĞİŞİKLİĞİ
YUMUŞAMAYA (DETANT) DOĞRU
ASYA GELİŞMELERİ
DÜNYA POLİTİKASINDA ORTA DOĞU 1960-1980
TÜRK DIŞ POLİTİKASI 1960-1980
YENİ YAPILANMAYA DOĞRU

 
Ana Sayfa
 Sovyetler Birliği'nin Dağılması: Gorbaçov'dan Yeltsin'e
Gorbaçov, glasnost ve perestroyka ile, hem ekonomiye ve hem de siyasal yapıya yeni bir düzen getirmeye çalışırken, Sovyetler Birliği'nin "federal" yapısına da yeni bir şekil vermek, yani "milli" cumhuriyetlerin merkezi otorite ile bağlarını yapılandırmak ihtiyacını da duydu. Başka bir deyişle, ta Lenin'denberi, Sovyetler Birliği'nin, denebilir ki, daima temellerini sarsan "milliyetler sorunu"na, perestroyka, yani yeniden yapılanma çerçevesinde yeni bir çözüm getirmek istedi. Konu ilk defa Temmuz-Haziran 1988'deki 19'uncu Parti Konferansı'nda ele alınmıştır. Parti Konferansı, Sovyetler Birliği'nin parlamentosu olan Yüksek Sovyeti, iki meclisli bir hale getirmiş ve biri Birlik Konseyi, diğeri de Milliyetler Konseyi kurulmasına karar vermişti. Milliyetler Konseyi, tamamen cumhuriyetler, özerk cumhuriyetler, özerk bölge ve topraklar temsilcilerinden meydana gelecekti. 1990 Aralı... Devamı

 20. Kongre
   Stalin'in ölümü Sovyet Rusya'nın tarihinde bir dönemi kapatıp yeni bir dönemi açmıştır. Stalin 1924'ten 1953'e kadar 29 yıl boyunca Sovyet Rusya'nın kaderine hakim olmuş ve gerek Sovyet dış politikasına, gerek Sovyet sistemine kendi damgasını vurmuştur. Bir halde ki, Marksizm ve Leninizm'den sonra bir de Stalinizm ortaya çıkmıştır. Stalinizm, esasında, Marksizm ve Leninizm gibi gerçek anlamda bir doktrin veya Marksizmin yeni bir yorumu olmaktan ziyade, komünizmin bir tatbik şekli olmuştur ki, bu şeklin temel unsurunu da Stalin'in kişisel diktatörlüğü teşkil etmiştir.     Stalin'den sonrakilerin hiç biri kişisel diktatörlüklerini kurma yetenek ve gücüne sahip olmadıkları için, önce kollektif liderlik kavramını ortaya atmışlar, ondan sonra da iktidar mücadelesine girişmişlerdir. Bu mücadelede Kruşçev galip çıkmıştır. Fakat b... Devamı

 Kıbrıs Buhranları
1967 Kıbrıs Buhranı 1965 Mayısından itibaren Kıbrıs konusunda Türk-Yunan ikili görüşmelerinin başlaması ile, Kıbrıs'ta her şeyin süt liman olduğu sanılmamalıdır. İrili ufaklı hadiseler ve çatışmalar daima süregelmiştir. Ne var ki, Türkiye'nin kararlı tutumu ve bilhassa, İsmet İnönü hükümetlerinin daima koalisyona dayanmasına rağmen, 1965 Ekim seçimlerinde Adalet Partisi'nin T.B.M.M.'nde büyük çoğunluğu elde ederek tek başına iktidara gelmesi, Kıbrıs rumlarını, Makarious'u ve Yunanistan'ı ihtiyatlı hareket etmeye sevketmiştir. Zira, Makarios ve Yunanistan, Kıbrıs meselesindeki darbelerini daima Türkiye'deki iç siyasi istikrarsızlığa göre ayarlamışlardır. Bu o zaman da böyle oldu ve bundan sonra da böyle olacaktır. Fakat Yunanistan'ın kendi istikrarsızlığı, dolaylı bir şekilde 1967 Kıbrıs buhranını doğurmuştur. Yunanistan'da 28 Mayıs 1967'de genel seçimlerin yapıl... Devamı

 DÜNYA POLİTİKASINDA ORTA DOĞU 1960-1980
1960-1980 arası Orta Doğu gelişmelerinde, 1967 Arap-İsrail Savaşı bir dönüm noktası teşkil eder. Çünkü, bu savaşta İsrail’in Araplar karşısında kazandığı kesin zaferler neticesinde, topraklarını savaştan öncekinin dört misli genişletmesi, Arap-İsrail meselesine çok büyük boyutlar kazandırmış ve neticelerini günümüze kadar getirmiştir. Keza, bu savaş kendisinden önceki savaşlardan ve kendisinden sonraki Arap-İsrail savaşından da çok farklı bir mahiyette ortaya çıkmıştır. 1948 Arap-İsrail savaşını Araplar tahrik etmiştir. 1956 Arap-İsrail savaşı ise, İngiltere, Fransa ve İsrail’in Mısır’a saldırıları dolayısıyla meydana gelmiştir. Lakin 1967 Arap-İsrail savaşı ise, İsrail değil, Araplar istediği için çıkmıştır. Şu farkla ki, savaşı çıkarmak isteyen Araplar, ilk saldırganlığı İsrail’in yapmasını istemişler ve bu da olmuştur. Fakat Araplar için, ... Devamı

 1958 Lübnan Buhranı
Suriye buhranının sona ermesinden biraz sonra, 1958 ilkbaharından itibaren Orta Doğuda yeni bir buhran olarak Lübnan buhranı patlak verdi. 1957 Haziranında Lübnan'da genel seçimler yapıldı. Fakat cumhurbaşkanı Camile Chamoun bu seçimlere hile karıştırarak, hem Eisenhower Doktrinini destekleyecek ve hem de, 1958 Eylülünde süresi bitecek olan cumhurbaşkanlığının, Anayasa gereğince bir dört yıl daha uzatılması mümkün olmadığı halde, bunu sağlayacak bir parlamentonun seçilmesini sağladı. Kaldı ki, bu seçimlerde muhalefetin en mühim şahsiyetleri parlamento dışı bırakılmıştı. Halbuki, yarısı Hıristiyan, yarısı Müslüman olan Lübnan halkının Müslüman-Arap kesimi esas itibariyle Nasır taraftarı idi ve Eisenhower Doktrinine aleyhtardı. Chamoun'un bu seçim oyunları kendisine karşı şiddetli bir hoşnutsuzluğun ortaya çıkmasına sebep olduğu gibi, Lübnan halkını da iki... Devamı