Ana Sayfa « E-tarih.org    
 
   
SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ, 1945-1960
BLOKLARDA YAPI DEĞİŞİKLİĞİ
YUMUŞAMAYA (DETANT) DOĞRU
ASYA GELİŞMELERİ
DÜNYA POLİTİKASINDA ORTA DOĞU 1960-1980
TÜRK DIŞ POLİTİKASI 1960-1980
YENİ YAPILANMAYA DOĞRU

 
Ana Sayfa
 1974 Kıbrıs Buhranı ve Kıbrıs Harekatı
1968 Haziranında başlayan ve Kıbrıs'a yeni bir düzen getirme amacını taşıyan toplumlararası görüşmeler, altı yıl devam etmesine rağmen, 1974 yılı geldiğinde en küçük bir mesafe dahi almış değildi. Cünkü, rumların gayesi, Türklere 1960 Anayasası'ndaki hakları dahi vermemek ve Türk toplumunu bir azınlık statüsü içinde tutmaktı. Böyle bir gayenin ilerisi ise, şüphesiz Enosis idi. Buna karşılık Türk toplumu ve Türkiye ise, geçmiş tecrübelerin ışığında, Kıbrıs'taki Türk varlığının korunabilmesini, ancak 1960 Anayasasındakinden daha fazla haklar ve yetkilerde görmekte idiler. Bu politika, başlangıçtan itibaren federal bir sistem olarak görülmüştü. Kıbrıs devletinin, Türk ve rum iki ayrı federe devlete dayanması, Türk toplumu için en sağlam teminat telakki edilmişti. Fakat 1968'de başlayan toplumlararası görüşmeler ile... Devamı

 Moskova Komünist Partiler Konferansı
1956 Şubatındaki 20'inci Kongrede Stalin putunun yıkılması ve sosyalizme giden farklı ve çeşitli yolların mevcut olduğu görüşünün benimsenmesi, Kruşçev'in başına dert açtı. Polonya ve Macaristan ayaklanmaları doğrudan doğruya bu Kongrenin doğurduğu neticelerden başka bir şey değildi. Bundan da mühimmi, sosyalizm konusunda kendi bağımsız yolunu seçmiş ve Moskova'dan kopmuş bulunan Yugoslavya, diğer sosyalist ülkelere de örnek ve farklı bir sosyalizm için yeni bir model olmaya başlıyordu. Bunda, Stalin'in ölümünden sonra, Kruşçev liderliğinin Yugoslavyaya yanaşmaya başlaması da büyük rol oynamıştır. O kadar ki, 1955 Mayısında Kruşçev, Bulganin ve Mikoyan'dan oluşan yüksek seviyedeki bir Sovyet heyeti Yugoslavya'yı resmen ziyaret etti. Şimdi "sosyalizmin büyük anavatanı" Tito'dan özür diliyordu. Kruşçev Belgrad havaalanında yapt... Devamı

 Fin-Sovyet İttifakı
Sovyet Rusya Avrupadaki sınırları üzerinde bulunan ülkelerde komünist rejimleri kurarak bunları uydu haline getirdikten sonra, bir tek nokta açık kalmaktaydı. Bu da Finlandiya ile olan sınırı idi.   Finlandiya savaşta Almanya ile işbirliği yaptığı için yenilen devlet sayılmış ve kendisiyle müttefikler arasında 10 Şubat 1947 de bir barış antlaşması imzalanmıştır. Bu barış ile Finlandiya, Petsamo bölgesini Sovyet Rusyaya terketti ve ayrıca Porkkala deniz üssünü de 50 yıl için Sovyetlere kiraladı. Finlandiya Sovyetlere mal olarak ödenmek üzere, 300 milyon dolar tamirat borcu ödeyecekti.   Barış Antlaşması esasen Finlandiyayı Sovyet Rusyaya karşısında esaslı bir şekilde zayıflamıştı. Çünkü Sovyetler hem Petsamo'yuve hem de Porkkala'yı kontrollarına almışlardı. Bu durum, Finlandiya üzerinde küçümsenemiyecek bir baskı idi. Lakin Sovyetler bununlada yetinmek istemediler... Devamı

 SEATO'nun Kuruluşu
  Vietnam Savaşı Amerikayı, Kore Savaşından sonra almaya başladığı savunma tedbirlerini daha da kuvvetlendirmeye sevketti. Bu savaş, güneydoğu Asya'nın karşı karşıya bulunduğu tehlikeyi açıkça gösterdiği gibi, bölgenin stratejik ehemmiyetini de arttırmıştı. Bu bölge komünizmin kontrolu altına düştüğü takdirde, Sovyet Rusya ve Çin Singapore ve Malacca Boğazına da hakim duruma geçerlerdi ki, bu da Pasifiğin savunması açısından büyük mahzurlar ortaya çıkarırdı.    Amerika'nın bu bölgeyi korumak istikametinde attığı ilk adım, şimdi tam bağımsızlıklarını kazanmış bulunan Tayland, Laos, Kamboçya ve Güney Vietnam'a askeri ve ekonomik yardımlarını arttırmak oldu.   İkinci adım, SEATO veya Manilla Paktı denen Güney-Doğu Asya Antlaşma Teşkilatı (South East Asia Treaty Organization)nın kurulmasıdır. Bu kollektif savunma sistemi,  Eylül 1954 de... Devamı

 Romanya Gelişmeleri
  Romanya'daki komünist rejimin gelişmeleri, ülkede Sovyet askerinin bulunmasına rağmen, diğer sosyalist ülkelerden çok farklı olmuş ve Romen Komünist Partisi lideri Gheorghiu Dej'in elinde bu ülke, daha başlangıçtan itibaren, Moskova'dan kopmadan, bağımsız bir tutuma doğru gitmiştir. Bunda, Romenlerin Slav değil Latin ırkından oluşu ve bir de, II. Dünya Savaşı'ndan önce Sovyet-Romen münasebetlerinin kötü oluşu ve savaş içinde Romenlerin Besarabya ile Bukovina'yı Sovyetlere terketmek zorunda kalışları mühim bir rol oynamıştır.   Gheorghiu Dej tam bir diktatör idi. Stalin'in ölümünden sonra Sovyet Rusya'da ve diğer sosyalist ülkelerde başlayan kollektif liderlik meselesine ve yumuşamaya Dej hemen hemen hiç aldırmamıştır. Moskova'ya karşı, her iki istikamette de bir takım şeyler yapar görünmüş, fakat gerçekte kendi kişisel diktatörlü... Devamı