Ana Sayfa « E-tarih.org    
 
   
SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ, 1945-1960
BLOKLARDA YAPI DEĞİŞİKLİĞİ
YUMUŞAMAYA (DETANT) DOĞRU
ASYA GELİŞMELERİ
DÜNYA POLİTİKASINDA ORTA DOĞU 1960-1980
TÜRK DIŞ POLİTİKASI 1960-1980
YENİ YAPILANMAYA DOĞRU

 
Ana Sayfa
 Ara Dönem
   1945-1960 dönemi nasıl Doğu ve Batı blokları arasında soğuk savaş çatışmalarının hakim olduğu bir dönem ise, 1970'li yıllarla başlayan dönem de Doğu ile Batı arasında "Yumuşama"nın (Detant) hakim olmaya başladığı dönemdir. 1960'lı yıllar ve bu yılları kaplayan dönem de, bu ikisi arasında yer alır ve Soğuk Savaş'tan "Bugüne" geçişin bir "Ara Dönem"ini teşkil eder. Bu Ara Dönem'in başlıca hususiyeti, Soğuk Savaş'ı hatırlatacak mahiyette çatışma ve anlaşmazlıkların ortaya çıkmasına rağmen, milletlerarası münasebetler sistemine yumuşak bir yapının getirilmesi çabalarının da belirgin bir şekilde kendisini göstermesidir. 1960-1970 arasının bu çelişkili görünen gelişmelerinde en müessir faktör, her iki Blok'un da yapısında meydana gelen değişmelerdir. Her iki Blok'un da yapısında veya başka bir deyişle Blok-içi münasebetlerde me... Devamı

 SALT-1 Anlaşması
Diğer taraftan, bütün bu yasaklamalar nükleer silahların kullanılma alanlarına aitti. Yoksa, bu silahlar ortadan kaldırılmıyor veya sayıları azaltılmıyordu. Bir nükleer silahsızlanma söz konusu değildi. İşte Birleşik Amerika ile Sovyet Rusya, bu antlaşmaların ardından SALT-I antlaşmasını imzalıyarak, nükleer silahsızlanma veya nükleer silahların sınırlandırılması yolunda mühim bir adım attılar ve milletlerarası münasebetlere de bir yumuşama havası getirdiler. Zira, Salt-I'in arkasından Helsinki Deklarosyonu gelecektir. Şimdiye kadar belirttiğimiz yasaklama anlaşmalarını sadece 1962 Küba Buhranı ve "Dehşet Dengesi" ile açıklamak yanlış olacaktır. Bütün bu gelişmelerde Moskova-Pekin çatışması ile, bu çatışmanın sonunda Çin Halk Cumhuriyeti'nin Sovyet Rusya'dan kopmasının global strateji üzerinde yaptığı tesir ve bu yeni stratejik yapı içinde Sovyet Rusya'nın karşılaşt... Devamı

 1957 Suriye Buhranı
   İkinci Dünya Savaşı sonunda Suriye Fransa'dan yakasını tamamen kurtararak tam bağımsızlığına kavuşmakla birlikte, uzun müddet içerde siyasi istikrara kavuşamamıştır. 1945-1949 arasında nisbeten sakin geçen Suriye'nin siyasi hayatı, 1949'dan itibaren tam bir karışıklık ve düzensizlik içine girmiştir. 1949-1953 yılları arasında Suriye'de üç defa hükümet darbesi, 21 kabine değişikliği olmuş ve bu arada iki defa askeri diktatörlük kurulmuştur.    1949 yılı başlarında Albay Hüsnü Zaim bir hükümet darbesi yaparak iktidarı ele geçirmişse de, iktidarı uzun ömürlü olmamış ve 14 Ağustos 1949 da Albay Sami Hınnavi tarafından devrilmiştir. Fakat Hınnavi'nin iktidarı da uzun sürmemiş ve 20 Aralık 1949 da Albay Edip Çiçekli Hınnavi'yi devirmiştir. Çiçekli'nin iktidarı biraz daha uzun ömürlü olmuştur. Fakat 1953 Eki... Devamı

 ASYA GELİŞMELERİ
Vietnam’ın Kampuchea’yı işgali, Çin-Vietnam münasebetlerinde bardağı taşıran damla oldu. Vietnam’ın 1978 Kasımında Sovyetlerle ittifaka yakın bir antlaşma imzalaması ve arkasından da Kampuchea’yı işgali, Çin’i son derece sinirlendirdi. Çünkü Vietnam şimdi bütün güney doğu Asya’ya hakim olma yolundaydı. Şu halde, Çin’e göre, meydanın boş olmadığını ve Sovyetlere dayanmanın da pek işe yaramıyacağını Vietnam’a göstermek gerekliydi. Yani Vietnam’a bir "ders" verilmeliydi.    Çin 17 Şubat 1979 günü 100 bin kişilik bir kuvvetle Vietnam sınırlarından içeri girmeye başladı. Kuzey Vietnam’da bir kısım toprakları işgal ettikten sonra, bu askeri harekatla tasarlanan amacın gerçekleşmiş olduğunu bildirerek 16 Martta kuvvetlerini geri çekti.    Çin’in Vietnam’a yaptığı saldırının... Devamı

 Genel Görünüm
  Son yirmi yıllık Türk dış politikasının esas mihverini bir tek mesele teşkil etmiştir: Kıbrıs meselesi. Türk dış politikasının aktivitesi Kıbrıs meselesi etrafında dönmüş ve diğer alanlardaki faaliyetlerimiz bu meselenin dalları olarak gelişmiştir dersek, herhalde gerçeği ifade etmiş oluruz. Türk dış politikasının Kıbrıs meselesinden fışkıran veya bu meselenin tesirinde gelişen ana faaliyet dalları, Amerika, Sovyet Rusya, Yunanistan ve Orta Doğu ile münasebetlerimizdir. Bunu da normal karşılamak gerekir. Çünkü, son otuz yıl içinde Kıbrıs, Türkiye'nin hayati ve milli meselesi, milli menfaatlerimizin ağırlık noktası olmuştur. Bir dış politika her şeyden önce milli meselelere dayanmak zorundadır. Türk dış politikasının ikinci mühim unsuru, Birleşik Amerika ile olan münasebetlerimizdir. Fakat geriye, son yirmi yıla baktığımızda, tesbit edeceğimiz husus şudur ki, Türk-Amerikan müna... Devamı