Ana Sayfa « E-tarih.org    
 
   
TÜRK DIŞ POLİTİKASI 1960-1980
  Türk-Yunan Münasebetleri
      Karasuları Meselesi
  » Üst Konu
Ege'de Hava Kontrol Sahası
Karasuları Meselesi
Kıt'a Sahanlığı Meselesi

 
Karasuları Meselesi

Daha önce de belirttiğimiz gibi, Lozan Antlaşmasının kabul ettiği 3 millik karasularını, Yunanistan 1936 da ve Türkiye de 1964 de 6 mile çıkarmıştır. 6 mil sistemine göre, Türkiye'nin karasuları Ege Denizinde, bütün Ege denizinin % 8.8'i iken, Yunan karasuları Ege Denizinin % 35.0'ini işgal ediyordu. Milletlearası sular ise, % 56.2 olup, bu sularda TPAO'ya verilen ruhsat sahası % 16.3 veya 28.126 Km. idi.

Yunanistan karasularını 12 mile çıkardığı takdirde, Ege Denizinin % 63.9'u Yunan karasuları, % 8.3'ü Türk karasuları ve % 26.1'i de milletlerarası sular, yani açık deniz olacaktı.

6 ve 12 mil farkının Yunanistana çok büyük avantaj sağlamasına rağmen, Türk karasuları nisbetinin çok az değişmesinin sebebi, Türk kıyılarına çok yakın şekilde pek çok Ege adasının bulunması ve bu adalar ile Türk kıyıları arasındaki sınırın orta-hat olmasındandır.

Diğer taraftan, Ege'de karasuları 12 mile çıkarıldığı takdirde, Ege'nin yarıdan fazlası ve bilhassa İkaria adası ile, Rodos-Girit çizgisi arasındaki kısım tamamen yunan karasularına dahil oluyordu. Bunun manası şuydu ki, İstanbul'dan kalkan bir Türk gemisi, Antalya veya İskenderun'a giderken, Ege Denizinin büyük kısmında yunan karasularından geçmek zorunda kalacaktı. Kısacası, 12 millik karasuları Ege Denizini bir yunan gölü haline getiriyor ve budenizde Türkiyeye yaşama hakkı tanımıyordu. Yunanistanın karasularını 12 mile çıkarması halinde, Türkiye'nin bunu bir savaş sebebi (casus belli) sayacağını, yani sırf bu sebepten Yunanistanla bir savaşı göze alacağını bildirmesinin sebebi budur.

Türkiye'nin bu sert tepkisi karşısında Yunanistan, milletlerarası hukuk kurallarına göre 12 mile çıkarma yetkisinin bulunduğunu söylemesine rağmen, bugüne kadar buna cesaret edememiştir. Şüphesiz bunda Türkiye'nin kararlı tutumunun büyük rolü vardır. Fakat şüphe yok ki, gerek Amerikanın ve gerek Sovyet Rusyanın da 12 mil prensibine karşı çıkması da Türkiye için bir destek olduğu kadar, Yunanistanı gerileten bir faktör olmuştur. Bilhassa Sovyet Rusya için, 12 millik karasuları demek, Sovyet donanmasının Ege Denizinden geçmesinin, Yunanistanın müsaade ve lütufkarlığına bağlı olması demektir. Dünya denizlerinde at oynatan Sovyetlerin böyle bir durumu kabul etmeleri elbetteki beklenemez.

Aynı şey Amerika için de söz konusudur. 1936 Monteux Anlaşması ile, belirli şartlar altında da olsa, Amerika Karadenize çıkma imkanına sahip bulunmaktadır. Amerikanın Karadenize çıkması için, Ege Denizinden geçmesi gerekmektedir. Yunanistanda her zaman Amerikaya dost bir hükümet bulunmayabilir. Bu demektir ki, 12 millik karasuları Amerikanın çok geniş bir bölgede hareket serbestisini, bir küçücük Yunanistan engelleyebilecektir. Amerikanın böyle bir şeyi kabulü tabiatiyle mümkün değildir.

Yani, 12 millik karasuları Ege'de iki süper-devletin menfaatlerine bugünkü şartlarda ters düşmektedir.

Kaynak : Fahir ARMAĞANOĞLU - 20.Yüzyılın Siyasi Tarihi