Ana Sayfa « E-tarih.org    
 
   
YENİ YAPILANMAYA DOĞRU
  Irak-İran Savaşı ve Sonuçları
      Savaşın Gelişmeleri
  » Üst Konu
Irak-İran Savaşı ve Devletler
Savaşın Gelişmeleri

 
Savaşın Gelişmeleri

Irak-İran Savaşı sekiz yıl sürmüştür. 22 Eylül 1980 de başlayan savaş, Güvenlik Konseyi'nin 598 sayılı kararını, 17 Temmuz 1988 de Irak'ın ve 18 Temmuz 1988'de de İran'ın kabul etmesi üzerine, 20 Ağustos 1988 de bütün cephelerde ateşkesin yürürlüğe girmesiyle sona ermiştir.

Zaman zaman çok şiddetli muharebeler olmasına rağmen, sekiz yıl boyunca, ne Irak ne de İran, birbirlerine karşı bir üstünlük sağlayamamışlardır. İran'ın silahları Amerikan yapısı olduğundan ve İran-Amerika münasebetleri de kopuk olduğundan, özellikle İran hava kuvvetleri yedek parça sağlayamamış ve havalarda üstünlüğü Irak'a bırakmıştır. Fakat buna karşılık, İran'ın nüfusu 51 milyon ve Irak'ın nüfusu da 18 milyon kadar olduğundan, silah bakımından zayıf olması, İran'ı, "insan-yoğun" bir savaş taktiğine sevketmiştir. Bu savaş taktiği ise, kara muharebelerinde Irak'ı zor duruma sokmuştur. Saddam Hüseyin, sahip olduğu bu silah üstünlüğü ve İran'ın da bu bakımdan zayıf olması dolayısıyla, savaşı kısa sürede kazanacağına inanmış görünüyor. Fakat bu hesap yanlış çıktı. Bu sebeple, sekiz yıllık savaş sona erdiğinde, Irak ancak çok küçük bir İran toprağını kontrol altına alabilmişti.

Irak'ın bu başarısızlığı, Saddam Hüseyin'in Baas diktatoryasını, dışarda başka bir "zafer" aramaya sevketmiş ve 1990 Ağustosunda "küçük" Kuveyt'e saldırmıştır. Tabi bunun da hesapları yanlış çıktı.

İran karşısındaki başarısızlıklar üzerine, Saddam Hüseyin 1983 yılından itibaren savaşın şeklini değiştirme yoluna gitti. İlk önce, bu yıldan itibaren Irak, kara muharebelerinde, İran'a karşı, zaman zaman "kimyasal silah" kullandı. Amerikan Dışişleri Bakanlığı 1984 Martında Irak'ın kimyasal silah kullandığını doğruladı. Fakat ne Amerika'nın, ne diğer devletlerin kınamaları etkili olamadı.

Diğer taraftan, 1984 ilkbaharından itibaren Irak-İran savaşı Basra Körfezi'nde intikal etti. Bunda da İran büyük rol oynadı. Basra Körfezi'nde, Suudi Arabistan ve Kuveyt tankerleri milliyeti bilinmeyen uçaklar tarafından batırılmaya başlandı. Amerika ve Kuveyt, bu uçakların İran'a ait olduğunu ileri sürdüler. İran'ı böyle bir yola sevkeden sebep, söz konusu iki Arap devletinin, bu savaşta Irak'ı desteklemeleriydi. Savaştan sonra ileri sürüldüğüne göre, bu iki Arap ülkesi, savaş sırasında Irak'a milyarlarca dolar yardımda bulunmuştur. Bunun da sebebi, Hümeyni rejiminin 1979 şubatında İran'da iktidara gelmesinden itibaren "Şii" devrimini Körfez ülkelerine de "ihraç" etme çabasının ve ayrıca İran'ın Körfez'de sivrilmesi ihtimalinin bütün Körfez ülkelerini korkutmasıydı.

İran'ın "Körfez korsanlığı" faaliyetine karşılık, Irak da, Körfez'de İran'ın, en büyük dolum tesislerinin bulunduğu Harg adasını abluka altına almış ve İran'ın buradan petrol ihracını engellemek istemiştir.

İran ve Irak'ın Körfez'deki bu faaliyetleri, şimdi Amerika'nın karşısına bir "Körfez Sorunu"nu çıkarmaktaydı. Irak'ın 1990 Ağustosunda Kuveyt'e saldırması ise, Amerika için, "Körfez Sorunu"nu çok daha ciddi bir hale getirecektir. Bundan dolayıdır ki, Amerika daha 18 Eylül 1983 te yaptığı açıklamada, Körfez'in milletlerarası sularında, serbest geçişin ihlaline teşebbüs edilmesini, Amerika'nın büyük endişe ile karşılayacağını ve böyle bir durumda diğer ilgili devletlerle birlikte gereken tedbirleri alacağını bildirdi. Fakat Amerika'nın bu tepkisi yeterliolmamış görünüyor. Zira İran'ın da Körfez ülkelerinin petrol ihracatına darbe vurmak için, onun da tankerlere saldırmaya başlaması üzerine, B.M. Güvenlik Konseyi de, 1 Haziran 1984 de, aynen Amerikan açıklamasını destekleyen 552 sayılı kararı aldı. İran'ın 1986 Şubatında giriştiği "Kerbela Yolcuları" adlı büyük harekatta, Basra-Bağdat yolunu kesememesine rağmen, 800 Km.kare'lik bir Irak toprağı ile stratejik Fao Adasını (Basra Körfezi'nin ağzında) ele geçirmesi, Saddam için ciddi bir darbeydi. Bu sebeple, Irak 3 Ağustos 1986 da, 4 maddelik bir "barış planı" ortaya attı. Her iki tarafın savaştan önceki sınırlarına çekilmesini, yani statüko'yu, iki ülke arasında bir saldırmazlık paktı imzalanmasını ve iki ülkenin, birbirlerinin iç işlerine karışmamasını öngören bu barış teklifini İran reddetti.

Bu planın ilginç yanı, sınırlar konusunda Saddam'ın "statüko"yu kabul etmesinin, savaştan artık bir zafer ümidini kaybettiğine işaret etmesiydi. Birbirinin iç işlerine karışmama ilkesi ise,Irak'ta, nüfusun yarısından fazlasını teşkil eden Şİİ halkını İran'ın kışkırtmasını önleme amacını gütmekteydi. Bu son nokta ile Saddam, Irak'ın hassas ve zayıf tarafını açığa vurmuş olmaktaydı.

Irak-İran savaşı, bu şekilde, inişlerle çıkışlarla, sağa sola dönüşlerle, fakat hiç bir yere varamadan sürdü gitti. Bu arada, B.M. ve İslam Konferansı Örgütü ile bir çok devlet, bu savaşı sona erdirmek için "aracılık" teşebbüs ve faaliyetinde bulundu. İslam Konferansı'nın teşkil ettiği Aracılık Komitesi'ne Türkiye de katıldı. Güvenlik Konseyi, statüko esasında barış yapılması için pek çok çağrı-kararı aldı. Ama bunların hiç birinden sonuç çıkmadı.

Ne var ki, 1988 yılı geldiğinde artık her iki taraf da tükenmişti. Yine 1988 yılı geldiğinde, Amerika, Basra Körfezi'nde, hiç bir devletin üstünlüğüne izin vermiyeceğini ve buranın Amerika'nın "temel ilgi" alanı olduğunu, hele hele, Körfez'in bir "Pers Körfezi" ("Persian Gulf") olamıyacağını ortaya koymuştu. Ne var ki, İran bir bakıma, Körfez'de Amerika ile de karşı karşıya gelmiş bulunmaktaydı. 3 Temmuz 1988 günü, Körfezde bulunan Amerikan donanmasına ait Vincennes gemisinin, İran hava yolllarına ait bir yolcu uçağını roketlerle düşürmesi, İran'a bazı şeyleri anlatmaktan geri kalmadı. Güvenlik Konseyi'nin 20 Temmuz 1987 tarihli ve 598 sayılı kararını Irak'ın kabul etmesi üzerine, o da 18 Temmuzda 598 sayılı kararı kabul ettiğini bildirdi. 20 Ağustos 1988 de de bütün Irak-İran cephesinde ateşkes yürürlüğe girdi. Savaş bu şekilde, sekiz yıl sürmesine ve yüzbinlerce insanın hayatına mal olmasına rağmen, başladığı gibi, "sıfır" noktasında sona erdi.

Şunu da belirtelim ki, 10 maddelik 598 sayılı karar, sadece savaşın sona ermesiyle ilgili hususları kapsamaktaydı ve Saddam'ın 3 Ağustos 1986 da ileri sürdüğü barış planındaki hususların hiç birini kapsamıyordu.

Kaynak : Fahir ARMAĞANOĞLU - 20.Yüzyılın Siyasi Tarihi