Ana Sayfa « E-tarih.org    
 
   
YENİ YAPILANMAYA DOĞRU
  Sovyetler Birliği'nin Dağılması: Yeni Dünya
      Uyduluk'tan Bağımsızlığa: Avrupa'da 1989 İhtilalleri
      Doğu Almanya
  » Üst Konu
Baltık Ülkeleri
Beyaz Rusya (Belarus)
Bulgaristan
Çekoslavakya
Doğu Almanya
Kafkaslar
Macaristan
Moldova
Orta Asya Türk Cumhuriyetleri
Polonya
Romanya
Rusya Federasyonu
Ukrayna
Yugoslavya'da İç Savaş

 
Doğu Almanya

Baltık ülkeleri ile Çekoslovakya, Macaristan ve Polonya gelişmeleri, oldukça uzun bir zaman dilimine yayıldığı halde, Doğu Almanya, Bulgaristan ve Romanya'da komünist iktidarların yıkılması, hemen hemen bir kaç aylık bir süreç içinde gerçekleşmiştir.

Doğu Almanya'da komünist sistemin yıkılmasının en önemli tarafı, iki Almanya'nın birleşmesi sonucu vermesi dolayısıyla, Avrupa'nın stratejik yapısında, yine yeni bir yapılanmaya sebep olmasıdır. Ortaya, bir "Birleşmiş Almanya"nın çıkışıdır. 18 Ocak 1871 de, Versay Sarayı'nda Bismarck'ın "Alman İmparatorluğu"nun kuruluşunu ilan ettiğindenberi İki Almanya'nın birleşmesi, Alman tarihinin en önemli olayıdır.

Önce şunu belirtelim ki, Sovyet uyduları içinde, Moskova'nın en sağlam iki uydusu ve Moskova'ya en fazla sadakatle bağlanan iki sosyalist ülke, Doğu Almanya ile Bulgaristan'dı. İlginçtir, her ikisi de eş zamanlı olarak yıkılmıştır.

Şüphesiz, Polonya gibi, doğu Almanya'da da Varşova Paktı adına Sovyet kuvvetleri bulunuyordu. Komünist Partisi'nin Moskova'ya olan sadakati de buna eklenince ve hele Sovyet hegemonyasına karşı bir uydu ayaklanmasının 1953 Haziranında doğu Berlin ve Pilsen (Çekoslovakya)'de meydana geldiği gözönüne alınınca, Sovyetlerin bu ülke üzerindeki kontrollerinin durumunu anlamak zor değildir. O kadar ki, Batı Almanya'da büyük NATO ve Amerikan kuvvetlerinin varlığı karşısında, Doğu Almanya Sovyetler için, Polonya'nın da önünde bulunan, çok önemli bir "ileri hat" (frontline) teşkil etmekteydi.

Bu sebeple, 1975 Helsinki belgesi ile 1987 Glasnost ve Pereştroyka'nın Doğu Almanya üzerinde bir etki yapması beklenemezdi. Kaldı ki, Gorbaçov'un, Polonya ve Doğu Almanya'ya karşı çok da "yumuşak" baktığını söylemek de mümkün değildir.

Bu sebeple, Doğu Almanya gelişmeleri, daha önceden gelişmekte olan bir hareketin sonucu olmadı. Her şey, 1989 Temmuzunda, Doğu Alman Hükümeti'nin, halka "turistik çıkış vizesi" vermesiyle başladı. Bu vize politikasının amacı, rejimden hoşlanmayanların ülkeden çıkıp gitmesini sağlamaktı. Lakin komşu ülkelere Doğu Almanya'dan öyle bir turist (!) akını oldu ki, sayıları onbinleri buluyordu. Lakin, bu "turist" akını komşu ülkeleri öyle bir sıkıntıya sokmaya başladı ki, konu bir milletlerarası sorun haline geldi. Çünkü, komşu ülkelere giden Doğu Alman vatandaşları, oradaki Alman veya Batı büyükelçiliklerine sığınıyorlardı. Sorunun milletlerarası nitelik kazanması, Doğu Alman Hükümeti ve Sovyet Rusya için büyük handikap oldu.

Diğer taraftan, Doğu Almanya'da ortaya çıkan bu durum, 1989 Ekiminden itibaren, Doğu Almanya'nın bir çok büyük şehirlerinde komünist rejim alehtarı gösterilerin patlamasına ve Yeni Reform, Barış ve İnsan Hakları İçin Teşebbüs ve Şimdi Demokrasi gibi komünist aleyhtarı siyasal grupların ortaya çıkmasına sebep oldu.

Gösterilerin ağırlık merkezi Leipzig şehriydi. Burada yapılan gösterilerde, halk, bu sırada çok meşhur olan "We are the people" şarkısını söylüyor ve "Duvar yıkılmalıdır" derken "hür seçim" istiyorlardı. Bu gösterilere 100-200 bin insan katılmaktaydı.

Doğu Alman halkının bu ayaklanması karşısında, Komünist Partisi, bir yumuşama işareti vermek üzere, Moskova'nın en güvendiği adam olarak bilinen ve 18 yıldır görevde bulunan Erich Honecker'i Parti liderliğinden uzaklaştırdı. Lakin bu olay da halkı tamin etmekten uzak kaldı. Gösteriler Dresden ve Doğu Berlin'e de yayıldı. Honecker'in yerine geçen Egon Krenz, hala "Alman topraklarında sosyalizm ile kapitalizm hiç bir zaman yan yana yaşamamıştır" diyordu. Lakin, Hükümet, 9 Kasım 1989 günü Doğu ve Batı Berlin arasındaki meşhur duvarı açmaktan da geri kalmadı. Böylece Doğu ve Batı Almanya arasında seyahat ve göç serbestisini ilan etmiş oluyordu. Binlerce Doğu Berlin'li alış-veriş için Batı Berlin'e akın etti. Bunun arkasından, 2 Ocak 1990 da Berlin Duvarı'nın yıkılacağını ilan etti ve 14 Ocaktan itibaren de duvar yıkılmaya başlandı. Böylece, tarihe "Utanç Duvarı" diye geçen ve 1961 Ağustosunda, Doğu Alman halkının Batı'ya kaçışını önlemek için inşa edilmiş olan Duvar, ortadan kaldırılmış oldu. Utanç Duvarı'nın yıkılması bir bakıma, Doğu Almanya'daki komünist rejimin de sonu oldu. 1990 yılı geldiğinde rejim, ülke üzerindeki kontrolünü tamamen kaybetmiş bulunuyordu. Zira, şimdi konu milletlerarası bir nitelik kazanmaya başlamıştı.

Batı Almanya, Doğu'daki bu gelişmelerle, tabiatiyle gayet yakından ilgilenmeye başladı. Ekim 1989'dan itibaren gösteriler ayaklanma halini alarak, Doğu Almanya'nın her tarafına yayılmaya başlayınca, Federal Almanya Başbakanı Helmuth Kohl, 1989 Kasımında, Doğu Almanya ile Batı Almanya'nın birleşmesini öngören 10 maddelik bir plan teklif etti. Bu yumuşak plan, önce iki Almanya arasında bir işbirliğini, sonra da Konfederasyonu ve daha sonra da federal bir birleşmeyi öngörmekteydi. Gorbaçov'un bu teklife ilk tepkisi, "Bu sorunu tarih yaratmıştır, çözümünü de tarih sağlayacaktır" oldu ise de, bu tutumunu fazla devam ettiremedi. Çünkü, Doğu Almanya'nın kontrolü çoktan Moskova'nın elinden kaçmıştı.

Başbakan Kohl ile Dışişleri Bakanı Genscher'in; Şubat 1990 da Moskova'ya yaptıkları ziyarette, Gorbaçov, her iki Almanya'nın birleşmesi için "yeşil ışık" yaktı. Ne var ki, iki Almanya'nın birleşmesi basit bir olay değildi. Savaştan sonra, gerek Almanya, gerek Berlin Şehri konusunda, Müttefikler arasında çeşitli anlaşmalar imzalanmıştı. Yani sorun, Amerika, İngiltere ve Fransa'yı da ilgilendirmekteydi. Bu sebeple, iki Almanya'nın birleşmesi için, Amerika, Sovyetler Birliği, İngiltere ve Fransa ile, Doğu ve Batı Almanya arasında 12 Eylül 1990 da, Moskova'da bir anlaşma imzalandı. 10 maddelik bir metin ile bir ek mektup ve bir deklarasyondan ibaret olan bu anlaşma, 3 Ekim 1990 da yürürlüğe girdi.

İki Almanya'nın birleşmesinin en önemli sorunlarından biri de Polonya-Doğu Almanya sınırı idi. Sovyetler, Polonya'ya Oder-Neisse sınırını vererek, Doğu Almanya'dan toprak almışlardı. Bu sebeple Birleşmiş Almanya ile Polonya arasında, 14 Kasım 1990 da Varşova'da imzalanan bir anlaşma ile, Almanya, bu sınırın değişmezliğini kabul etti ki, bu suretle Polonya'ya 104.000 Km. karelik bir Alman toprağını terk etmiş olmaktaydı.

1932'denberi ilk defa olarak 3 Aralık 1990 da demokratik seçimler yapıldı.

Kaynak : Fahir ARMAĞANOĞLU - 20.Yüzyılın Siyasi Tarihi