Ana Sayfa « E-tarih.org    
 
   
SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ, 1945-1960
  Sosyalist Blokta Sarsıntılar
      Polonya'da Poznan Ayaklanması
  » Üst Konu
20. Kongre
Çekoslovakya'da Pilsen Ayaklanması
Doğu Berlin Ayaklanması
Macar Milli Ayaklanması
Polonya'da Poznan Ayaklanması
Romanya Gelişmeleri
Sovyet Rusya'da İktidar Mücadelesi

 
Polonya'da Poznan Ayaklanması

 

Stalin'in ölümü ilk mühim tesirini Polonya üzerinde gösterdi. Polonyalılar geleneksel olarak milliyetçi ve dinlerine bağlı bir milletti. 20'inci yüzyılda Polonyalıların en büyük korkusu Almanlardı. Fakat savaştan sonra Stalin'in Polonya'da kurduğu komünist rejimin baskısı çok daha ağır oldu. Bu sebeple Stalin'in ölümüne en fazla sevinenler Polonyalılardı. 

  Stalin öldüğünde Polonya Komünist Partisi'nin başında Bierut bulunuyordu. Bierut Stalin'in adamı ve Stalin gibi bir diktatördü. Buna rağmen, Stalin'in ölümü üzerine Parti içindeki ılımlılar hemen harekete geçtiler. 1954 Martında yapılan Parti Kongresinde, Bierut'un diktatörlüğü sona erdirilerek, kolektif liderlik başlatıldı. Devlet Başkanlığına ılımlılardan Zawadski ve Başbakanlığa da Cyrankiewicz getirildi. 

  Bu yumuşama ve liberalleşme havası 1954 de devam etti. 1954 Aralık ayında gizli polis teşkilatı lağvedildi. Yine aynı yıl sonlarında binlerce siyasi mahkum serbest bırakıldı. 

  Bu siyasi yumuşamaya paralel olarak ekonomik tedbirlerde alındı. 1953 Ekiminde Merkez Komitesi'nin aldığı bir kararla, endüstri yatırımlarına milli gelirin % 25'i ayrılmış iken, bu nisbet % 19-20 ye indirildi ve yine tüketici fiyatlarında da indirim yapıldı. 

  Bierut 1956 Martında yani 20'inci Kongre'den biraz sonra öldü. Bierut'un ölümü, Sovyet aleyhtarlığının birdenbire canlanmasına sebep oldu. Bu atmosfer içinde 20 Mart 1956 günü Komünist Partisi Merkez Komitesi toplandı. Toplantıya bizzat Kruşçev de katıldı. Kruşcev şimdi, kendisinin açmış olduğu çığır neticesinde Polonya'nın kontrolunu kaybetmekten korkuyordu. Bu sebeple 20'inci Kongre'de söyledikleri ile tam bir çelişki içinde, toplantıda ağırlığını Stalinciler tarafına koydu. Fakat buna rağmen, Merkez Komitesi, Parti liderliğine, ılımlılardan Edouard Ochab'ı seçti. Kruşçev bundan hiç hoşlanmadı. 

  Ochab'ın Parti liderliğine gelmesi, Sovyet aleyhtarlığını daha da tahrik etti. Ochab'ın ilk işi, 1948 de Partiden atılıp, hapse mahkum olan eski Parti lideri Gomulka ile arkadaşlarını serbest bırakmak oldu. Ayrıca bir af kararnamesi ile 25.000 siyasi tutuklu serbest bırakıldı. 

  Gomulka'nın serbest bırakılması, onu, liberal ve yumuşak bir komünist rejimin sembolü haline getirdi. Çünkü Gomulka, bir komünist olmakla beraber, "milli komünizm" görüşünün ilk öncülerindendi. Yugoslavya ile Sovyet Rusya arasında 1948 de çıkan anlaşmazlıkta Tito tarafını tutmuş ve bunun için de Stalin'in gazabına uğramıştı. 

  Durum bu şekilde iken, Poznan'da 28 Haziran 1956 günü işçiler ayaklandılar. Buradaki Zispo otomobil, vagon, ve askeri malzeme fabrikalarında 15.000 kadar işçi çalışmakta idi ve 1955 yılından beri bunların bir takım problemleri vardı. Bunların başında çalışma normlarının ağırlığı, ücretlerin yetersizliği, gibi meseleler geliyordu. Bunların yüzde 40 kadarı da Komünist Partisi üyesi idi. Lakin dertlerini Varşova'ya Parti Merkezine aksettirdikleri halde hiç ilgilenen olmamıştı. Son defa olarak Varşova'ya bir heyet daha gönderdiler. Fakat nasıl oldu ise, bu heyetin tutuklandığına dair söylentiler ortalığı kapladı. Bunun üzerine o gün, yani 28 Haziran günü, işçiler toplanarak şehrin merkezine doğru yürümeye başladılar. Kendilerine halk ve gençler de katılınca gösteri yürüyüşü iyice büyüdü. İşçiler, ellerinde, ücretlerin arttırılmasını, fiyatların düşürülmesini ve ekmek isteyen pankartlar taşıyorlardı. Lakin kalabalık büyüdükçe sloganlar da sertleşti. Topluluk şimdi, "Kahrolsun Rusya.... Kahrolsun Sovyet işgali", "Bize dinimizi veriniz", "Yaşasın ekmek, hürriyet ve adalet" diye bağırmaya başlamıştı. 

  Şehrin merkezine gelindiğinde, göstericiler emniyet müdürlüğünü, radyo binasını ve hapishaneyi bastılar. Oralardaki silahları ellerine geçirdiler. İlk ateşi kimin açtığı bilinmez, ama şimdi güvenlik kuvvetleri ile göstericiler arasında karşılıklı ateş başlamıştı. Güvenlik kuvvetleri göstericilerle başa çıkamayınca öğleden sonra tanklar şehre girmeye başladı. Akşam olduğunda ayaklanma bastırılmıştı. Lakin, 44'ü işçilerden olmak üzere 54 ölü ve 300 yaralı ile 320 kişide tutuklanmıştı. 

  Ayaklanma bastırılmakla beraber, yeni bir demokratizasyon dönemini de beraberinde getirdi. Komünist Partisi Merkez Komitesi 18-28 Temmuz  arasında yaptığı toplantılarda, halkın siyasi ve ekonomik kıntılarını hafifletmek amacı ile bir çok kararlar aldı. Ağustosta da Gomulka tekrar Parti üyeliğine kabul edildi. Yine Ağustos ayında hükümet, Aralık ayında Parlamento (Sejm) için yeni seçimler yapılacağını ilan etti. Katolik Kilisesinin faaliyetine müsaade edildi. 

  Eylül başında üniversiteler açıldığında tam bir kaynaşma içinde idi ve öğrenciler Stalin ve komünizm aleyhtarı gösteriler yapıyorlardı. Aydınlar, proleterya diktatörlüğü yerine sosyalist demokrasisi, proleteryanın yerine aydınların liderliğini, milletlerarası komünizm yerine, sosyalist ülkeler arasında eşitlik ve kardeşlik istiyorlardı. 

  Polonya Komünist Partisi Merkez Komitesi, yeni bir programı müzakere etmek ve Gomulka'yı tekrar Parti liderliğine, yani Genel Sekreterliğe geçirmek için 19 Ekim 1956 günü toplanma kararı aldı. Gomulka'nın liderliği Sovyet idarecilerini telaşlandırdı. 19 Ekim sabahı Kruşçev, Molotov, Kaganoviç, Varşova Paktı kuvvetleri Başkomutanı Mareşal Koniev ve 11 generalden mürekkep bir Sovyet heyeti aniden Varşova'ya geldi. Sovyet heyeti ile Polonya Komünist Partisi Merkez Komitesi arasında 20 Ekim sabahına kadar süren görüşmelerde, Sovyet liderleri Gomulka'nın Genel Sekreterliğini önlemeye çalıştılar. Fakat Polonyalılar direttiler. Neticede bir anlaşma oldu. Gomulka Genel Sekreter olacaktı, fakat buna mukabil Polonyada Sovyetler Birliği'nden kopmayacak ve Sovyetler Birliği ile yakın münasebetler içinde olacaktı. Keza Polonya'nın sosyalizmden ayrılması da söz konusu edilemiyecekti. Buna karşılık Sovyetler de Polonya'nın içişlerine karışmayacaklardı. Bu anlaşma üzerine Sovyet liderleri 20 Ekim sabahı Varşova'yı terkederken. Wladyslow Gomulka'nın Genel Sekreterliği ilan ediliyordu. 

  Sovyet liderleri ile Polonyalılar arasında bu görüşmeler olurken, Polonya'nın bütün fabrikalarında işçiler işlerini bırakmışlar, harekete geçmek için hazır bekliyorlardı. Üniversitelerde de öğrenciler aynı durumda idi.

  Polonya ayaklanmasının en mühim neticelerinden biri de Polonya Savunma Bakanı görevini yapmakta olan Rus Mareşalı Rokossovsky'nin ve Polonya rdusundaki Rus subaylarının ülkeden uzaklaştırılması oldu. 

  Gomulka 20 Ekim günü Merkez Komitesi Toplantısında yaptığı konuşmada, ekonomik ve siyasi görüşlerini uzun uzun açıklamış ve Polonyadaki liberalleşme hareketinin durdurulamıyacağını, lakin Polonya'nın komünizmden ayrılmasının da söz konusu olamıyacağını, yalnız sosyalizme giden çeşitli yollar olduğunu, bunun Sovyet metodu olduğu gibi, Yugoslav modeli de ve hatta bambaşka bir model de olabileceğini, Polonya'nın devlet olarak bağımsızlığını sürdüreceğini ve Varşova-Moskova münasebetlerinin eşitlik esasına dayanması gerektiğini söyledi. 

  Gomulka başkanlığındaki bir Polonya heyeti, 14-18 Kasım 1955 günlerinde Moskova'yı ziyaret etti. Gayet samimi geçen görüşmeler sonunda, 18 Kasımda, Polonya'daki Sovyei kuvvetlerinin statüsüne ait bir anlaşma imzalandı. Buna göre, Sovyet kuvvetlerinin "geçici olarak" Polonya'da buunması, Polonya'nın egemenlik haklarının ihlaline sebep olamıyacağı gibi, olonya'nın içişlerine karışma hakkını da vermeyecekti. Bu kuvvetlerin Polonya opraklarındaki hareket serbestileri de iyice kısıtlanıyordu. 

  Gomulka başkanlığındaki Polonya heyeti Moskova'dan trenle ayrılırken, Kruşçev geçirmeye gelmiş ve Gomulka'nın elini uzun uzun karak "En iyi ostlarınızın Moskova'da bulunduğunu daima hatırlayınız" demişti.

Kaynak : Fahir ARMAĞANOĞLU - 20.Yüzyılın Siyasi Tarihi