Ana Sayfa « E-tarih.org    
 
   
SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ, 1945-1960
  Orta Doğu Çatışmaları 1955-1959
      Irak'ta Monanşinin Yıkılması
  » Üst Konu
1957 Suriye Buhranı
1958 Lübnan Buhranı
Bağdat Paktı ve Doğurduğu Neticeler
Eisenhower Doktrini
Irak'ta Monanşinin Yıkılması
İngiliz-İran Petrol Anlaşmazlığı 1951-1954
İsrail'in Kuruluşu ve Arap İsrail Savaşı 1948-1949
Sonuç
Süveyş Buhranı
Ürdün Hadiseleri

 
Irak'ta Monanşinin Yıkılması

 

    Suriye ile Mısır'ın 1 Şubat 1958 de Birleşik Arap Cumhuriyeti adı altında birleşmeleri üzerine, aynı aileden (Haşimi) gelen iki monarşi olan Ürdün ve Irak da 14 Şubatta bir Arap Birliği kurmaya karar verdiklerini açıkladılar. Batı taraftarı olan bu iki monarşinin birleşme kararları Mısır'ın sert tepkisi ile karşılaştı ve Kahire radyosu bu iki ülkeye karşı hücumlarını yoğunlaştırdı. Buna paralel olarak, Bağdat sokaklarında da Ürdün-lrak birliği aleyhine gösteriler başladı. Yani birliğe karşı lrak'ın kendi içinden bir muhalefet baş göstermişti.

  Lübnan buhranı Irak'da bardağı taşıran damla oldu. Lübnan'da karışıklıkların çıkması en fazla Irak'ı telaşlandırdığı gibi, Lübnan Cumhurbaşkanı Camille Chamoun da Türkiye ve Irak'ın Lübnan'a müdahale etmesini istiyordu. Bu sebeple, Irak Başbakanı Nuri Said Paşa, Lübnan müdahalesine hazırlık olmak üzere Irak'ın doğu bölgesindeki askeri birlikleri ülkenin batısına sevketmeye karar verdi. İşte bu birliklerin komutanı General Kasım, birlikler Bağdat'tan geçerken, 14 Temmuz 1958 gecesi, ani bir darbeye girişti. Darbenin başında General Kasım'dan başka, General Abdüsselam Arif de bulunuyordu. Kasım'ın askerleri Kraliyet sarayına baskın yaptılar. Saray muhafızları karşı koymadıkları gibi, darbeyi yapan askerlerle birleştiler. Bu baskın sırasında küçük yaştaki Kral Faysal ile Kral naibi amcası Prens Abdülilah öidürüldü. Başbakan Nuri Said Paşa Bağdat'tan gizlice kaçarken halk tarafından tanındı ve linç edildi. 

  Monarşinin sona ermesi Irak halkı tarafından sevinçle karşılanırken, General Kasım darbesinden dolayı Kahire ve Moskova bayram yapmaktaydı. Buna mukabil, Irak'daki darbe Batı'da büyük endişe ile karşılandı. Amerikaya göre, bu gelişmelere kuvvetli bir cevap verilmeyecek olursa, durum Batı'nın Orta Doğudan tamamen tasfiyesi ile sonuçlanabilirdi. Bundan dolayıdır ki, Amerika 15 Temmuzdan itibaren Lübnan'a asker çıkarmaya başladı. 

  Irak'daki darbe Ürdün monarşisini de tehlikeye sokuyordu. Bu sebeple Ürdün Kralı Hüseyin Amerika ve İngiltereden yardım istedi. Bunun üzerine İngiltere 2.200 kişilik bir paraşütçü birliğini Ürdün'e gönderdi. Bu birliklerin havadan nakli için İsrail İngiliz uçaklarına toprakları üzerinden uçuş izni verdi. Çünkü, Ürdün'de Kral Hüseyin düşecek olursa, İsrail harekete geçmeye kararlı idi. Irak gelişmelerinden endişe duyan bir diğer Arap devleti de Suudi Arabistan idi. Kral Suud Bağdat Paktı ülkelerinin lrak'a müdahale etmelerini istiyordu. 

  Denebilir ki, Irak ihtilalinden en fazla endişe duyan ve o nisbette de şiddetli tepki gösteren tek devlet Türkiye olmuştur. Türkiye, İran ve Pakistan devlet başkanları Irak'daki durumu müzakere etmek için 14-17 Temmuz günlerinde İstanbul'da toplandılar. Toplantı sonunda yayınlanan ortak bildiride, Irak'daki darbe, bir "milletlerarası haydutluk" ve bir "vahşet" olarak vasıflandırılmaktaydı. Bundan dolayı Türkiye 17 Temmuzda Amerikaya başvurup, Irak'a müdahaleye kararlı olduğunu bildirdi ve Amerikanın kendisini manen ve maddeten desteklemesini istedi. Ürdün de Türkiyenin Irak'a müdahalesini istemekteydi. 

  Türkiyenin Irak'a müdahaleye niyetlenmesi Sovyetleri harekete geçirdi. Sovyetler derhal ağırlıklarını General Kasım tarafına koyarak, 24 Temmuzda Türkiyeye verdikleri bir muhtırada, bölgede silahlı bir çatışmayı başlatmanın getireceği "ağır sorumluluklar" konusunda Türkiyeye uyarmada bulunmuşlardır. Aynı zamanda Rusyanın güney bölgeleri ile Bulgaristanda askeri manevralar yapılıyordu. Türk-Sovyet münasebetleri, tekrar 1957 yazındaki havasına dönmüştü. 

  Sovyetler, aynı sertliği sadece Türkiyeye karşı değil, aynı zamanda Amerika ve İngiltereye karşı da gösterdiler ve bu yüzden yeni bir Doğu-Batı gerginliği ortaya çıktı. Bu gerginlik üzerine, Amerika Dışişleri Bakanı Dulles, kendi insiyatifi ile, Türkiye, İran ve Pakistana, Türkiyenin Kafkaslar bölgesinden Hayber geçidine kadar olan 3.000 millik bir sınır bölgesinin savunma garantisini verdi. 

  Mamafih Sovyetler de daha ileri gitmediler. Çünkü Türkiyenin Irak'a müdahalesi mümkün olmadı. Zira, Amerika böyle bir müdahaleye taraftar olmadığı gibi, Türkiyede de muhalefet ve aydınlar, Türkiyenin Iraka yapacağı bir müdahale ile girişeceği bir maceraya şiddetle karşı gelmişler ve bu da hükümetin cesaretini kırmıştır. 

  Sovyetlerin yumuşamasında, Irak'a bir Batı müdahalesi ihtimalini bertaraf etmiş olmalarının tesiri olduğu gibi, bu sırada Çin ile gelişmekte olan görüş ayrılıklarının da rolü olmuştur. Bu sebeple, Sovyet Rusya ile Batılılar arasında Orta Doğu konusunda bir yakınlaşma havası ortaya çıkmış ise de, herhangi bir anlaşmanın gerçekleşmesi mümkün olmamıştır. Mamafih gerginliğin tavsamış olduğu da bir gerçekti.

Kaynak : Fahir ARMAĞANOĞLU - 20.Yüzyılın Siyasi Tarihi