Ana Sayfa « E-tarih.org    
 
   
  SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ, 1945-1960
      Sosyalist Blokta Sarsıntılar
      Romanya Gelişmeleri
  » Üst Konu
20. Kongre
Çekoslovakya'da Pilsen Ayaklanması
Doğu Berlin Ayaklanması
Macar Milli Ayaklanması
Polonya'da Poznan Ayaklanması
Romanya Gelişmeleri
Sovyet Rusya'da İktidar Mücadelesi

 
Romanya Gelişmeleri

  Romanya'daki komünist rejimin gelişmeleri, ülkede Sovyet askerinin bulunmasına rağmen, diğer sosyalist ülkelerden çok farklı olmuş ve Romen Komünist Partisi lideri Gheorghiu Dej'in elinde bu ülke, daha başlangıçtan itibaren, Moskova'dan kopmadan, bağımsız bir tutuma doğru gitmiştir. Bunda, Romenlerin Slav değil Latin ırkından oluşu ve bir de, II. Dünya Savaşı'ndan önce Sovyet-Romen münasebetlerinin kötü oluşu ve savaş içinde Romenlerin Besarabya ile Bukovina'yı Sovyetlere terketmek zorunda kalışları mühim bir rol oynamıştır.

  Gheorghiu Dej tam bir diktatör idi. Stalin'in ölümünden sonra Sovyet Rusya'da ve diğer sosyalist ülkelerde başlayan kollektif liderlik meselesine ve yumuşamaya Dej hemen hemen hiç aldırmamıştır. Moskova'ya karşı, her iki istikamette de bir takım şeyler yapar görünmüş, fakat gerçekte kendi kişisel diktatörlüğünü zayıflatabilecek her şeyden kaçınmıştır. Bilhassa 1955 Aralık ayında, iki yakın arkadaşı Nicolae Ceausescu ile Alexandru Draghici'yi de Merkez Komitesine soktuktan sonra, durumunu iyice kuvvetlendirmiş oldu. 

  Macaristan ayaklanması Romanya üzerinde pek fazla tesir etmedi. Yalnız Transilvanya'da yaşayan Macarlar arasında bazı kıpırdanmalar oldu ise de, Dej bunları kontrol altına almasını bildi. 

  Dej'in dış politikası, bilhassa 1955'ten itibaren belirgin bir şekilde Moskova'nın dışına kayma eğilimi göstermiştir. 1955 Mayısından itibaren Moskova, Tito Yugoslavyasına yanaşıp bu ülke ile münasebetlerini yeniden geliştirmeye başladığı zaman, Dej bu fırsatı kaçırmadı. Romen-Yugoslav münasebetlerinde kısa zamanda gelişme görüldü. Halbuki, Stalin Tito'yu aforoz ettiği zaman Dej Stalin'in destekçisi olmuştu. 

  Dej 1956 yılı Eylülünde de Çin Komünist Partisi'nin Kongresine katılmak için Pekin'e gitti. Bu ziyaret sırasında Çin liderleri Dej'i çok etkilediler. Romanya Başbakanı Stoica 23 Mart 1957 günü Romen Milli Meclisi'nde yaptığı konuşmada, "Sovyetler Birliği ve Çin Halk Cumhuriyeti tarafından idare edilen sosyalist kamp" deyimini kullandı. Bunun manası şuydu ki, Romanyaya göre sosyalist kampın lideri artık sadece Sovyetler Birliği değildir, fakat aynı zamanda Çin Halk Cumhuriyetidir. Bu, tamamen Çinlilerin görüşü idi. 

  Stoica aynı konuşmasında, Romanya'nın Fransa ve İtalya ile de münasebetlerini geliştirmek istediğini belirtiyor ve bu iki ülkeden  "dostluk ve işbirliği geleneklerimizle bağlı bulunduğumuz Fransa ve İtalya" diye söz ediyordu. Bununla da yetinmeyen Stoica, Romanya'nın, Avrupa ve Güney Amerika'daki "latin halklarla" da münasebetlerin geliştirileceğini söylüyor ve bu halklar için "ortak bir kültür adetler ve gelenekler hazinesi ile bağlı bulunduğumuz" ifadesini kullanıyordu. Kısacası, Sovyetlerin Ruslaştırma politikasına karşı Romanya şimdi bir "latinizasyon" potitikasını başlatıyordu. 

  Bu latinizasyon politikası ile birlikte, bir Romen milliyetçiliği akımıda başladı. Bir kaç yıl önce, milliyetçilik yaptıkları için üniversitelerden uzaklaştırılan Profesörler tekrar kürsülerine döndüler. Yine milliyetçi oldukları için susturulmuş bulunan yazarlar, tekrar yayın hayatına katıldılar. Kraliyet ordusunda çalıştıkları için kendilerine emekli maaşı verilmeyen subaylara emekli maaşı bağlandı. 

  Romanya'nın bir yandan Batı'ya açılma ve bir yandan da milli komünizm yolunda attığı adımlar, 1958'den itibaren gittikçe belirgin hale gelen Moskova-Pekin çatışması ile daha da artacaktır. Romanya'nın Moskova'ya karşı patlaması 1961 yılında COMECON içinde olacak, fakat 1968 Ağustosunda Çekoslovakya'nın işgal edilmesi üzerine Romanya daha ihtiyatlı bir tutum içine girmeye başlayacaktır.

Kaynak : Fahir ARMAĞANOĞLU - 20.Yüzyılın Siyasi Tarihi