Ana Sayfa « E-tarih.org    
 
   
DÜNYA POLİTİKASINDA ORTA DOĞU 1960-1980
      BLOKLARDA YAPI DEĞİŞİKLİĞİ
      Batı Bloku Gelişmeleri
        NATO'nun Güney-Doğu Kanadında Çatlama
  » Üst Konu
1958 Berlin Buhranı
Fransa'nın NATO'dan Uzaklaşması
Küba Füzeleri Buhranı
NATO'nun Güney-Doğu Kanadında Çatlama
U-2 Hadisesi
Vietnam Savaşı ve Batı

 
NATO'nun Güney-Doğu Kanadında Çatlama

Fransa'nın, NATO'nun askeri kanadından çekilmesi şüphesiz Batı blokunun bütünlüğü için mühim bir hadise, bu bütünlük içinde bir nevi bir çatlama idi. Fransa'nın takibe başladığı "bağımsız" politika bir yana, askeri entegrasyondan çıkması NATO'nun bütün savunma planlarının da değiştirilmesini gerektirdi. Mamafih de Gaulle'ün 1969 Nisanında işbaşından ayrılması ve askeri planların da yeniden düzenlenmesi, uzun bir süre almadı.

Fakat NATO'nun güney-doğu kanadında, 1964'ten itibaren Kıbrıs meselesi dolayısıyla Türkiye ile Yunanistan arasında patlak veren gerginlik, bu kanadın 20 yıldır iş yapamaz halde kalmasına sebep olmuştur. Türk-Yunan çatışmasının NATO üzerindeki tesirleri, Fransa'nın NATO'nun askeri kanadından çekilmesinden çok daha derin olmuştur.

Bir diğer farklılık da şuradadır: Fransa NATO ile bağlarını gevşetmeye başladığı sırada, Avrupa'daki Doğu-Batı münasebetlerinde de bir yumuşama başlamıştı ve Avrupa "detente"a doğru ilk adımlarını atıyordu. Bu gelişme, gittikçe hızını arttıracaktır ki, bu da Avrupa'da bir Doğu-Batı çatışması ihtimalinin giderek azalmasını sağlayacaktır.

Halbuki, 1964'ten itibaren ortaya çıkan Türk-Yunan gerginliğine ve NATO'nun güney-doğu kanadındaki çatlamaya paralel olarak Orta Doğu buhranları da artmaya başlayacak ve bu da bilhassa Türkiye'nin ehemmiyetini arttıracaktır. Lakin Batı'nın bu ehemmiyetten tam olarak yararlanması mümkün olamayacaktır. Çünkü, bir Türk-Yunan işbirliğinin gerçekleşmemesi, NATO'nun Orta Doğu gelişmeleri üzerindeki müessiriyetine menfi istikamette tesir edecektir.

Bir diğer nokta da, Kıbrıs meselesinin doğurduğu Türk-Yunan gerginliğinin, aynı zamanda Türk-Amerikan münasebetlerine de tesir etmesidir. Kıbrıs meselesi Türk-Amerikan münasebetlerinin de yapı ve mahiyet değiştirmesine sebep olmuştur. 1964 Haziranında Amerika Cumhurbaşkanı Johnson'ın Türkiye Başbakanına gönderdiği manasız ve sert mektup, Türkiye'yi, 1945'tenberi münasebetlerinin gayet soğuk olduğu Sovyetler Birliğine yaklaşmaya ve bu ülke ile münasebetlerine yeni bir şekil vermeye sevketmiştir. Onun içindir ki, 1965'ten itibaren Türkiye ile Sovyetler Birliği arasındaki münasebetlerde, bilhassa ekonomik alanda, birdenbire bir sıçrama müşahede edilmiştir.

Keza Arap dünyasına yaklaşma da yine 1960'ların ortalarında oluşmaya başlamıştır ki, 1963-1964 Kıbrıs buhranı bir bakıma Türk dış politikasını "Çok Kutupluluğa" doğru itmiştir demek yanlış olmayacaktır.

1967 Kıbrıs buhranı, Türk-Amerikan münasebetlerine fazla tesir etmemiş ise de, Türk-Yunan münasebetleri için yeni bir darbe olmuştur. Türk-Yunan münasebetlerinin bozulması 1967 buhranında bir merhale daha ileriye gitmiştir.

Fakat 1974 Kıbrıs buhranı hem Türk-Yunan ve hem de Türk-Amerikan münasebetlerine en ağır darbelerini indirmiştir. Hele Amerika'nın 1975'ten itibaren üç yıl kadar sürecek olan, Türkiyeye tatbik ettiği silah ambargosu, tesirlerini günümüze kadar devam ettirecektir. Bu ambargo, Türk-Amerikan münasebetlerinin çok muhtaç olduğu "güvenilebilirlik" faktöründe çok ağır bir yara açmıştır.

1975'ten itibaren Türk-Yunan çatışmasına, kıt'a sahanlığı, kara suları ve hava kontrol sahası gibi unsurları içine alan bir "Ege Meselesi" de ilave olacaktır.

Ayrıntılarına daha aşağıda Türk Dış Politikası bölümünde gireceğimiz bu gelişmelerin, Batı'nın bütünlüğünde ve dayanışmasında ciddi sarsıntılar olduğu ve NATO'nun mühim bir parçasında esaslı bir yapı değişikliği meydana getirdiği inkar edilemez.

Kaynak : Fahir ARMAĞANOĞLU - 20.Yüzyılın Siyasi Tarihi