banner bilim
 
Ana Sayfa « E-tarih.org    
   
Genel Bir Bakış
Hz. Muhammedin İlme Verdiği Önem
Bilimin İslam Dünyasından Avrupaya Akış Yolları
Selçuklularda Bilim
Osmanlılarda Bilim
İslam dünyasında mimarlık

 
Ana Sayfa
 Osmanlı mimarisindeki gelişimler
XIV ‘üncü yüzyılın başında küçük bir beylik olan Osmanoğulları, 200 yıl gibi tarihsel açıdan çok kısa sayılacak zaman içinde büyük bir imparatorluk haline geldi. Beyliğin, Selçuklu’dan miras aldığı Asya-Anadolu-İslâm etkili camiler, kervansaraylar, medreselerdeki yatay ve içe dönük kitleli, konik ve çokgen piramit örtülü yapılar, kısa zamanda Bursa’da özgün ‘Erken Osmanlı’ mimarisine dönüştü. Örneğin, Bursa Ulu Cami’de geleneksel modüler plan tekrarlanıyor, ancak çatı küresel kubbelerle örtülüyordu. İç mekân gibi dış mekâna da önem verilmeye başlanıyordu. Bursa’dan sonra Avrupa topraklarına ayak basılması ile orta mekânı örten büyük ve küresel kubbe ile merkezi plana geçişin ilk adımları atıldı. Edirne Ü&ccedi... Devamı

 KALELER
Çağın gereği olarak, her önemli kenti çevreleyen surlar, savaş ve savunma amaçlı kaleler vardır. Bu kalelerden günümüze gelebilenler çok azdır. Çünkü bu kalelerin pek çoğu, günümüz kentlerinin gelişmelerine paralel olarak işlevsiz kalmış, bakımsızlıktan yıkılmış veya yıktırılmıştır. Selçuk kalelerinden zamanımıza intikal eden en önemli kale Alâeddin Keykubat tarafından inşa edilmiş Alanya Kalesi’dir. Selçuklu eserlerini anlatırken en önemli eserlerin bânîsi olarak adı geçen sultanın Alâeddin Keykubat olduğunu fark etmişsinizdir. Alanya, Bizans döneminde Kalonoros ismini taşıyordu. Sultanın kenti fethi ile ismi Alâiye oldu. Bu isim zamanımızda Alanya olarak benimsendi. Sultan, kentte tersane ve yanına koruma amaçlı kale inşa ettirdi. Kale kızıl renkli taşlarla inşa edildiği için bu günlerde ‘kızıl kale&rsq... Devamı

 16. YY ve Deniz Coğrafyacıları
Genel olarak 16. yy başlarından 17. yy’ın ilk yıllarına kadar,diğer bir deyişle 3. mehmet’in ölümüne (1603) kadar geçen zaman içinde müsbet bilimler alanında daha önceki devirlerde görülen bir çeşit eğilimin biraz daha durakladığı,ancak deniz coğrafyacılığında önemli bir hamle yapılmış olduğu ileri sürülmüştür(A.A. Adıvar, Osmanlı Türklerinde İlim,4. baskı,İstanbul, 1982). Bununla birlikte son zamanlarda daha 1461 yılında Mürsiyeli İbrahim tarafından yapılan bir harita tesbit edilmiştir. Gerek harita tekniği,gerekse seyir ayrıntıları bakımından önemli olan bu harita (portulan),Tunus’ta yapılmış olup, Akdeniz, Ege ve Karadeniz’in tümü ile batı Avrupa kıyıları ve İngiliz Adalarını içcine almaktadır. Bu başarılı haritadan,denizlerdin sığlığının ve suyüzeyine yakın kayaları gösteren işaretler bakımından, daha sonraki harita yapımlarında,örn... Devamı

 EYYUBÎLER DÖNEMİ (1174-1250?ler)
Selahattin Eyyubî, 1138’de Irak’ta doğdu. Nurettin’in Şam’da bulunan sarayında eğitim gören Selahattin Eyyubî, Mısır’a vali olarak atanmıştı. 1174’te bağımsızlığını ilan etti. Mısır’ın tek hâkimi oldu. Şam ve Filistin üzerine yürüdü. Kudüs’te bulunan Haçlıları yenilgiye uğrattı ve Kudüs’ü geri aldı. Kudüs’te Haçlıların kilise haline getirdiği Mescid-i Aksa’yı tekrar camiye çevirdi ve onarttı (1187). Böylece 1099’da Haçlıların eline geçmiş olan Kudüs, 88 yıl sonra tekrar İslâm hâkimiyetine dönmüş oluyordu. Filistin’de Haçlıların inşa ettiği Norman üslûbu eserlerden örnek alarak yaptırdığı Kahire’deki kale ve surlar bu gün de takdirle karşılanıyor. Selahattin Eyyubî, Kahire kentini geliştirdi ve kentte önemli eserlere ismini bıraktı. K... Devamı

 Koca Sinan...
Şimdi gelelim Koca Sinan’a… Sinan, 1489 veya 1491 Kayseri – Ağırnas doğumludur. Ağırnas, o zamanlar bir Ermeni köyü idi. Sinan, bu köyden devşirildi. Sinan’ın asıl adını bilmiyoruz. Sinan devşirildiği zaman, normal devşirilme yaşı olan 13-14 yaşlarından daha büyüktü. Demek ki Sinan’da bir cevher gördüler ki yaşı büyük olmasına karşın devşirdiler. Mustafa Sai’nin kaleme aldığı ‘Tezkiret-ül Ebniye’ kitabına göre baba adı Abdülmennan’dır. Bu isim Tanrı’nın izni ile ihsan eden anlamındadır ki, o zamanlar, ihtida eden gayrimüslimlerin babalarına genelde konulan bir isimdi. Burada kimsenin anlatmadığı şeyleri söylemenin ne anlamı var diye düşünebilirsiniz. Ama, Hz. Mevlânâ’nın dediği gibi, ‘Cancağızım, artık yeni şeyler söylemek lâzım’. Kanımca, bir Hristiyanın ihtida ederek Müslüman olması n... Devamı