banner bilim
 
Ana Sayfa « E-tarih.org    
   
Genel Bir Bakış
Hz. Muhammedin İlme Verdiği Önem
Bilimin İslam Dünyasından Avrupaya Akış Yolları
Selçuklularda Bilim
Osmanlılarda Bilim
İslam dünyasında mimarlık

 
Ana Sayfa
 KLÂSİK OSMANLI MİMARLIĞI DÖNEMİ (1453-1720)
1453 yılı, Türk tarihinin olduğu kadar Dünya tarihinin de önemli bir dönüm noktasıdır. Fatih Sultan Mehmed (1451-1481) Konstantinopolis’i fethetmekle Doğu Roma İmparatorluğu’nun da vârisi oldu. Bizans’ın yasalarına, müziğine, mimarlığına değer verdi; hatta benimsedi. Bizans’ın ‘hilâl’ simgesini bayrağına koydu. (Dikkat ederseniz hiçbir Arap ülkesinin bayrağında hilâl yoktur. Tunus ve Pakistan bizi örnek alarak hilâli kullanmışlardır.) ‘Sultan-ı İklim-i Rum’ unvanı ile anıldı. Kültür ve sanat alanında da aydın bir kafaya sahipti. Avrupa’dan Rönesans ustalarını davet etmiş, İslâm’da günah sayılan kendi portresini dahi yaptırmıştır. Osmanlı kültür ve sanatının, mimarlığının gelişmesinde, temele ilk harcı Fatih koymuştur. Osmanlı sanat ve mimarlığı, sadece bir yüzyıl içinde doruğa ulaşmış, her alanda olduğu gibi m... Devamı

 MURABITLAR (1030-1269) ve MUVAHHİTLER (1056-1147) DÖNEMİ
Murabıtlar, Fas’ta bulunan Atlas Dağları’ndan aşağıya, sahil bölgesine indiler. Kuzey Afrika’nın Fas’tan itibaren Cezayir, ve Tunus’a kadar olan bölgesinde ve de Güney İspanya’da hakimiyet kurdular. Bir süre sonra bazı bölgeleri Muvahhitler’e bıraktılar. Muvahhitler de Kuzey Afrika kökenli kabilelerdendi. Sahil bölgelerinde uygarlıkla tanıştılar. Fas ve Cezayir arasında, kıyıdan içeride Telemsan kentini kurdular. Telemsan’da Cami-i Kebir (Büyük Cami) (1136-1138), Fas Merakeş’te Kutbiyye Camii (1184), Mansura Ulu Camii (XII. Yüzyıl) en olgun mimarlık eserleridir. Murabıtlar ve Muvahhitler’in XII. Yüzyıl sonunda İşbiliyye (Sevilla) Emiri’ne yardım etmek üzere Endülüs’e geçtiklerini, orada kısa süre de olsa hükümranlık kurarak mimarlık eserleri bıraktıklarını ‘Endülüs’ bahsinde anlatmış... Devamı

 Tıbb-ı Nebevi
Tarih boyunca insanla birlikte hastalık da bulunmuş ve bununla mücadele için tıp ilmi gelişmiştir. Cahiliye döneminde Hicaz’da Hâris b. Kelede gibi İran’da tahsil yapmış tabipler bulunmakla beraber, Araplar arasında yanlış ve bâtıl tıbbî telakkiler çok yaygındı. Mesela yılan sokmuş bir kimseyi zehirin vücuda yayılmaması için uyutmazlar; üstüne başına ziller takarlardı. Şaşılığı, hastayı değirmen taşına baktırarak tedavi etmeye çalışırlardı. Vebadan korunmak için merkep gibi anırırlar, hastaları kâhinlere götürürler, büyü yaparlardı. Tapınaklara kurban keserler ve bu suretle hastaların vücuduna girmiş şeytanların çıkacağına inanırlardı... Hz. Peygamber bu tür yanlış, bâtıl ve değeri olmayan, hurafelere dayalı anlayış ve tedavi usullerini kaldırdı. Tıbba yeni bir anlayış getirdi. Her hastalığın bir çaresi olduğunu bildirerek, tedavi yollar... Devamı

 Endülüs Kaynaklı Bilim Adamlarının Osmanlı Bilimine Katkıları
Endülüslülerin İslam bilimine katkıları olağanüstüdür. Bu katkılar, Osmanlıra döneminde de sürdü. Osmanlı tarihinde Endülüs’ten gelen ilk bili adamının 2. Bayezid zamananında olduğunu görüyoruz. Granada Savaşları 1478’de başlamıştı. Bu savaş sırasında Endülüs Müslümanları Osmanlı Devleti’nden yardım istediler. Bu amaçla İstanbul’a bir elçi de gönderdiler. Elçi, ünlü şair Abu’l-baka salih b. Şerif al-Rundu ’nin bir kasidesini de 2. Bayezid’e sundu. Endülüs Mersiyesi diye bilinen bu şiir, Endülüs müslümanlarının uğradıkları zulmü, çaresizliği, perişanlığı ve gördükleri işkenceleri çok beliğ bir şekilde dile getiriyor ve yardım istiyordu. 1492 önemli bir tarih. Müslümanların Endülüsteki son direniş merkezi olan Granada sultanlığının düşmesi... Devamı

 Selçuklularda Bilim
Büyük Selçuklular, kendilerinden önce var olan medreselerde öğretimi sürdürdüler, ama bununla yetinmediler. Vezir Nizamülmülk’ün öncülüğünde ve onun adını taşıyan yeni medreseler kurdular. Nizamiye medreselerinin ilki 1067’de Bağdat'ta açıldı. Daha sonra Isfahan, Rey, Merv(selçukluların başkenti), Belh, Herat, Basra, Musul gibi kentlerde yeni Nizamiye medreseleri kuruldu. Medrese sisteminde programlı ve belli bir yönteme dayanan eğitim ilk kez bu medreselerde verildi. Medreselerde din konularının yanı sıra matematik, felsefe, dil ve edebiyat gibi dersler de okutuluyordu ve medreselerde zengin kitaplıklar vardı. Medreselerin dışında da ülkenin çeşitli yerlerinde kurulmuş kitaplıklar bulunuyordu. Melikşah döneminde önce Isfahan'da, sonra Bağdat'ta birer gözlemevi kuruldu. Büyük Selçuklular Arapça'yı din ve bilim dili, Farsça... Devamı