banner bilim
 
Ana Sayfa « E-tarih.org    
   
Genel Bir Bakış
Hz. Muhammedin İlme Verdiği Önem
Bilimin İslam Dünyasından Avrupaya Akış Yolları
Selçuklularda Bilim
Osmanlılarda Bilim
İslam dünyasında mimarlık

 
Ana Sayfa
 ABBASİ HALİFELERİ DÖNEMİ (750-1258)
  Emevi hanedanının son yıllarında huzursuzlukların önü alınamıyordu. Hz. Muhammed’in amcası Abbas bin Abdülmuttalib soyundan gelen Abbasiler, Emevi yönetimine karşı kanlı bir ayaklanma ile iktidarı ele geçirdiler. Abbasi iktidarı, 37 halife ile 508 yıl sürdü. İlk Abbasi halifesi Ebu’l Abbas 4 yıl halifelik yaptı (750-754). 754’te halife olan Mansur orduda yeni düzenlemeye gitti. Türkler ve İranlılar orduda görev aldılar. Türkler önemli komutanlıkları üstlendiler. Halife Mansur (754-775) küçük bir yerleşim olan Bağdat’ı kent haline getirdi (760). Bazı kaynaklar Bağdat’ın Mansur tarafından kurulduğunu yazsa da Hamurabi kanunlarında (M.Ö. 1792-1750) Bağdat’tan söz edilir. Dicle nehri kenarında yeniden kurulan kent, çevresinde verimli topraklara sahipti. Güçlü ekonomisi ile kısa zamanda büyüdü. Kent, daire form... Devamı

 Enderun ve İç Oğlanları
Sarayın Enderun yani içeri (Harem-i hümayun) halkı, devşirme denilen Hıristiyan tebaadan veya savaşlarda esir alınıp yetiştirilen gençlerden oluşuyordu. Bu çocuklar, devşirme yasasası gereğince 8-18 yaşları arasında toplanarak önce Enderun dışındaki Galata Sarayı, İbrahim Paşa Sarayı ve bir ara İskender Çelebi Sarayı(Dip not: eski adı Makrihore veya Makrıköy olan şimdiki Bakırköy 1697 yılında bu sarayın yerine baruthane yaptırılmıştır) denilen saraylarla Edirne Sarayında tahsil ve terbiye görüp İslam ve Türk adet ve geleneklerini öğrendikten sonra Enderundaki gereksinime ve kıdemlerine göre Yeni Saraydaki büyük ve küçük odalara verilir ve bu odalarda da tahsil görüp saray adap ve erkanını öğrendikten sonra yeteneklerine ve uygunluklarına göre Seferli, Kiler ve Hazine odalarından birine çıkarılırlar ve buraya ait hizmet ve görevleri görürlerdi.Ger... Devamı

 DÖRT HALİFE DÖNEMİ (632-660)
Hz. Muhammed’in 632’deki vefatından sonra ‘Eshab’dan kişiler, onun halefi olarak başa geçtiler. Bu kişilere ‘Halîfe’ dendi. Zamanla yeni dini ikna yolu ile benimsetme ile beraber savunma amaçlı ve zorunlu ‘gazve’ler, yerini kılıçla, kan dökerek yayma eylemine dönüştü. Çünkü halifeler kendilerini sadece yeni dini yayan misyonerler olarak değil, aynı zamanda istilâcı bir devlet başkanı olarak görüyorlardı. Aslında konumuz, bu tip eylemleri anlatmak değildir. Ancak istilâlar sonucunda elde edilen ganimet ve toplanan vergilerle oluşan servet birikimi olmadan, yani devletin ekonomik durumu şu veya bu şekilde düzelmeden, ilk dönemlerde mimarlık değeri olan yapıları inşa etmenin olanaksızlığını hatırlatmak istiyorum. İlk Halife Hz. Ebubekir (632-634)’den sonra Hz. Ömer’in halife olarak hüküm sürdüğü 10 yıl... Devamı

 Selçuklularda Bilim
Büyük Selçuklular, kendilerinden önce var olan medreselerde öğretimi sürdürdüler, ama bununla yetinmediler. Vezir Nizamülmülk’ün öncülüğünde ve onun adını taşıyan yeni medreseler kurdular. Nizamiye medreselerinin ilki 1067’de Bağdat'ta açıldı. Daha sonra Isfahan, Rey, Merv(selçukluların başkenti), Belh, Herat, Basra, Musul gibi kentlerde yeni Nizamiye medreseleri kuruldu. Medrese sisteminde programlı ve belli bir yönteme dayanan eğitim ilk kez bu medreselerde verildi. Medreselerde din konularının yanı sıra matematik, felsefe, dil ve edebiyat gibi dersler de okutuluyordu ve medreselerde zengin kitaplıklar vardı. Medreselerin dışında da ülkenin çeşitli yerlerinde kurulmuş kitaplıklar bulunuyordu. Melikşah döneminde önce Isfahan'da, sonra Bağdat'ta birer gözlemevi kuruldu. Büyük Selçuklular Arapça'yı din ve bilim dili, Farsça... Devamı

 Mirim Çelebi
Mirim Çelebi (Mahmut bin Mehmet), Ali Kuşçu’nun ve Kadızade’nin torunu ve Kudbettin Mehmet’in oğludur. İstanbulda öğrenim gördü ve sonra Hocazade Sinan Paşa’nın hizmetine girdi. Önce Gelibolu, sonra Edirne ve Bursa medreselerinde müderris olarak çalıştı. Sonradan Şehzade Bayezitin hocası oldu. Sultan Selim zamanında Anadolu kadıaskerliğine kadar yükseldi. Hayatının son kısmını Edirne’de geçirdi ve 1525’te orada öldü. Matematiğe ve astornomiye dair eserler yazdı; trigonometriye dair birçok makalesi vardır. Bunların çoğu Farsça yazılmıştır. Matematik ve astronomi bilim geleneklerinin yerleşmesinde katkısı olmuş ve Uluğ Bey Zici’ne yazdığı şerh ile ün kazanmıştır. (İslam Düşüncesi, Hilmi Ziya Ülken, 269 ve E.İhsaoğlu s: 30) Ali Kuşçu’dan sonra Osmanlı ilmi hayatında geometrinin ilerlemesi için en çok çalı... Devamı